İçeriğe geç

BATIK

Bölüm 2 · 4 dk okuma

BATIK

Bölüm 2

Çürük Korsan'cık'

Tam iki haftadır açık denizlerde doğuya doğru ilerliyorduk ve sonunda gören gemilerin yönlerini değiştirdikleri o enkaza gelmiştik. Durduğumuzda gemiyi incelemeye başladım.

Görünüşe göre gemi aylardır buradaydı, büyük yelkeninden kalan tek şey küçük bir kumaş parçasıydı. Geminin yarısı çapraz şekilde kayalara saplanmış, hatta yosun tutmuştu. Açıkçası Kurukafa'nın gemilerinden birini bu halde görmek bana inanılmaz bir haz veriyordu.

O sırada bir adım arkamda duran Finn sessizliğini bozdu:

"Kaptan, gemiyi kontrol edecek miyiz?"

"Hayır Finn!" Bunu söylerken kemerimden kılıcımı kaldırıp arkamda duran tayfama doğru bağırmaya başladım.

"Bu bir kontrol olmayacak, Bu Kızılnefes gemisinin görüp görebileceği en büyük yağma olacak!"

Bağırışımla herkes kılıcını kaldırıp batığa hücum etmeye başladı. O sırada kancayı denize indiren Ceila'ya döndüm, Ceila, henüz küçük bir kızken adalardan birinde esir halde bulduğum bir kızdı. Onu bulduğumda işe yaramayacağını düşünüp gönderecektim. Ancak kendisi kaçarak gemime saklanmayı, dolayısıyla da tayfama girmeyi becermişti. Şimdi ise kendini geliştirmiş, mürettebatımın en güçlü isimlerinden biri olmuştu. Kancayı indirince söyleyeceğim şeyi merak eder gibi bana döndü.

"Dinliyorum kaptan."

"Orada yaşayan birisi çıkarsa öldürmemelerini sağla."

Celia bir bana, birde batığa baktı "Kaptan, orada yaşayan birisinin çıkması imkansız, en fazla cesetler görürüz. Onlarda köpek balıklarına yem olmadılarsa tabi."

Celia'ya yaklaşıp sarı saçlarını omzundan arkasına doğru ittim. Bu hareketimle başını öne eğdi. "Ne zamandır emirlerimi sorguluyorsun Celia?"

Celia başını hafifçe sallayıp kılıcına asıldı. Bu sessizliği onun pişmanlığını dile getiriyordu. Kendi gemime son bir bakış atarken gemide nöbet tutan Boris ve Wily'e döndüm.

"Her hangi bir hareketlilikte haber verin!" Boris ve Wily geminin en küçük üyeleriydi. Gemiden her ayrıldığımda bu ikisini gemide bırakır ve gemiyi korumalarını sağlardım. Açıkçası savaşta çok iyi değillerdi ancak ne kadar fedakar olabileceklerini beş yıl önce henüz 11 yaşındalarken gemim için kendilerinden birini feda ettiklerinde görmüştüm.

Batığa doğru yasladıkları köprüden geçtim. Tayfa akın akın enkazı arıyorlardı. Bende o sırada kamara olduğunu düşündüğüm yere doğru gittim. Finn karşıma çıktı.

"Kaptan, bunu görmen gerekiyor!" Finn geri çekildiğinde gördüğüm şeyle ağzımdan çıkan küfür bir oldu.

Bu bütün Güney denizinin haritasıydı. Yani şuan üstünde durduğumuz gemi sıradan bir Kurukafa gemisi değildi. Bu ana gemiydi! O sırada güverteden bir ses geldi.

"Kaptan buraya bakman gerekiyor olabilir!"

***

Tam bir saat sonra direğe bağlı, bileğinde kurukafa dövmesi olan adama bakıyordum. Bütün mürettebat onun diyeceklerini bekliyorduk.

"Konuşacak mısın yoksa özel ilgiye ihtiyaç duyuyor musun?" Finn'in sözleriyle bütün tayfa gülerken adam gözlerini dikmiş bana bakıyordu. İkimizde gözlerimizi birbirimizden ayırmıyorduk.

"Seni dinliyoruz!" Finn kılıcını adamın boynuna yaslarken adam sonunda gözünü benden ayırabilmişti.

"Sen kimsin de bana hesap soruyorsun korsan? Ben sadece Kızılnefes ile konuşmak istiyorum ve anlaşılan onu buldum." Son kelimeyi söylerken gözleri bana kaydı. O sırada mürettebattan bir kahkaha daha yükseldi.

"Duydunuz mu? Kaptanla konuşmak istiyormuş." Mürettebat deli gibi gürlerken elimle komut verdim. Herkes susarken Kamçı'ya döndüm.

"Kamaraya götürün."

Finn kılıcını adamın boynundan çekerken, adamın gözleri hala benim üzerimeydi. Bende ona baktım.

"Konuşalım bakalım, ne konuşacaksak."

Beş dakika sonra kamaram da karşımdaki duvara çivi ve iplerle sabitlenmiş adama bakıyordum. O sırada sesli güldü.

"Hm Kızılnefes'in misafirperver olduğunu duymuştum, ancak bu... Gözlerimi yaşartıyor."

Sakin bir sesle konuşmaya başladım:

"Bana kelime oyunu yapma korsan, sorularıma gerekli cevapları almam için buradasın."

Başını öne eğilip gülmeye başladı.

"Aksi taktirde beni yaşatmayacağınızı biliyorum kaptan."

"O zaman sorularıma cevap vermezsen olacakları da biliyorsundur. Güneyde namımın bu kadar duyulması gözlerimi yaşartıyor korsan." O sırada elimdeki bıçağı ona doğru fırlattım. Başını yana çevirmesiyle kulağının hemen arkasına saplanmıştı.

"Ne merak ediyorsunuz Kaptan? Güneyde duyduğuma göre, istediğinizi alamayınca kendi yöntemlerinizi kullanıyor muşsunuz?"

"İşşte böyle, bana güneyden gelişini anlat. Kurukafa'nın gemisinin orada ne işi var? Neden bölgeme giriş yaptınız?"

Aslına vermeyeceği her cevapta bir parmağını kesmeye hazırdım ancak beklemediğim şey bütün cevapları bana vermesi oldu.

"Kurukafa delinin tekidir kaptan, aslında düşününce, pek bir farkı yok." Bu cümlede duraklayıp kendi kendine güldü. "Bize neden kuzeye geldiğimizi söylemedi. Gemi ise gemimizden birinin ihaneti yüzünden kayalara saplandı."

Deliymiş, o birde kendine baksın. "İhanet mi? Tamda Kurukafa'nın tayfasından bekleyeceğim gibi." Alayla söylediğim sözlerle adamın kaşları çatıldı.

"Devam et çürük korsan: Tayfanın kalanı nerede? Kurukafa nereye gitti?"

"Bilmiyorum kaptancık, gemi alabora olunca ilk hafta herkes bir aradaydı ama zamanla her gün birimiz kaybolmaya başladı, geriye sadece ben kaldım.",

Kaptancık? Kim olduğunu zannediyordu bu.

"Sahi kimsin sen?"

Gözlerimin içine bakıp konuşmaya başladı, "Vens."

"Pekala Vens, açıkçası merak ediyorum. Geminizdeki ihanetçiden tükürerek bahsettin ama şuan bana neden istediğim her cevabı veriyorsun?"

Vens gözlerimden gözlerini çekip başını eğdi.

"Çünkü yardımına ihtiyacım var kaptan, seni bekliyordum. Sonunda geldin."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.