GÜNLERDEN 26 KASIM.
Bize gelen zarftan sonra Bulut beyefendisi çok gitmek istemiş fakat biz bunun gereksiz olduğunu belirtmiştik, ama bunu gel de Bulut'a anlatın o günden sonra bu konuyu açmamaya özen göstermiştik, bizi korkutan bir sebep olmamasına rağmen o günden beri içimizi ürperten birkaç olay daha olmuştu.
Mesela bu zarflardan bir daha gelmişti ve bu sefer hepimizin okul dolabının içinde bulmuştuk. Bunu gören Zemheri olayların sadece, okulda bizimle dalga geçmek isteyen herhangi bir otistiğin oyunu olduğunu söylemişti fakat, eğer Zemheri'nin çıkarımlarından yola çıkarsak kim bizim evimize girebilirdi ki.
Veya kim bizim okul dolabımızın anahtarını bulup da kopyalamıştı.
Kafam da deli soruların döndüğü ara edebiyat dersindeydik, herkes ya kitap okuyor yada oyun oynayıp sohbet ediyordu.
Önümde ki edebiyat defterinin üzerine ne karaladığımı bilmeden karalıyordum. Yada sadece acılarımı döküyordum, sessizliği bozan yine Bulut oldu. Ne kadar sessiz olsa da sınıf sessiz olduğu için sesi gür çıkmıştı, tüm gözler onu bulduğunda Bulut iyice sıranın içine girerek,
-Arkadaşlarım size de bişey demeye gelmiyor Allah Allah ne abarttınız ya sadece oyun giricez çıkıcaz, bakın zaten hayatımız alt üst olmuş ne olabilir ki olum.
Bir şey söylesene, sen de hak versene Ömür.
İlayda bize bakan suratını iç çekerek çevirdiğinde Bulutun bazı şeyleri zorlaması çok sıkmıştı artık.
-ÖMÜR: Ya ben yorum yapmak istemiyorum.
Korkularımız bizi tanıyordu ve bu yüzden peşimizi bırakmıyordu. Gözlerimiz de olması gereken yaşlar yerine yerimize oturan korku, yüreğimizde ki ateşi tetikleyen bir orman gibiydi.
-ZEMHERİ: Ya hadi olum ne sıkkınsınız ha suratlar hep bir asık sıkıldım gelin akşam bir yerlere gidelim ha olmaz mı Arya ?
Gülümseyerek başımı çevirdiğimde,
-Olur neden olmasın.
Bulut heyecanlı bir şekilde Ömür'e vurduğunda Ömür,
-CIK CIK GENÇLİK NEREYE GİDİYOR DAYI.
Kaç gündür babamla karşılaşmıyorduk, evde yemek yapılmıyordu. Sabah yaptığım meyveli yoğurtlu tabak yapmıştım. Çantama dönüp yemek kabımı alırken,
-ZEMHERİ: Ooooo neler geliyor nelerr arkadaşlar hazırlanın.
Hafif sırıtarak çantamı açtığımda dökülmesin diye koyduğum poşetin içinde ki kabı sıraya koydum, tıslayarak herkese bu benim öğünüm der gibi baktığım da, poşetin içinde benim koymadığım bir şey vardı.
ZARF. Poşeti açıp içinde ki zarfı direk Zemheri almıştı.
-Cidden çok olmaya başladı yeter diyip elinde ki zarfı ikiye bölüp parçalayıp attıktan sonra, sınıfın gözü Zemherideydi.
-BULUT: Ooo bakıyorum enişte gergin, ehehehehhee.
Bulutu gözlerimle sessiz olmasını söyledikten sonra, kabımı açmıştım fakat cidden olaylar cidden saçma bir duruma bürünmüştü.
Meyveli kase yerine parçalanmış zarf duruyor, üstünde de tatlı kaşığı vardı.
Zemheri gördüğü şeylerle iyice sinirlenmişti önümden aldığı kabı yere atmıştı. Tüm dikkat ondaydı edebiyat hocası bağırarak,
Ne oluyor orada ? Zemheri kendine gel sınıftasın.
Yerine oturan Zemherinin sırtını Ömür sıvazlayarak sakin kalmasını sağlamıştı.