Artık korkmak kaçmak yok bundan böyle
Bizimle
Gel sende
Kır zincirleri düşünme
Fark edersin başrol sensin bu filmde
Bir taraftan başrol sensin dinliyor bir taraftadan okula koşarak gidiyorum hatta mümkün olduğunca uçarak çünkü lanet olası vizeme fazlasıyla geç kalıyordum!Bütün gece vampire daires izlemiştim ve bitirmeye çalışılırken uyuya kalmıştım. Hatta rüyamda bir ara Damon ve Stefan’ın benim için kavga ettiklerini görmüştüm. Onlar kavga ederken ben ise Bonnie ile izleyip yalandan “hayır benim için kavga etmeyin!” diyordum. Kim kazandı bilmiyorum çünkü telefonumun 37. kez çalmasayla anca uyanabilmiştim. Hazırlanmam ve aptal otobüsü beklemem yetmemiş, birde üstüne her şey çok iyimiş gibi otobüs arızalanmıştı, şimdi ise koşarak yetişmeye çalışıyordum, bugün her şekilde gerçekten sınav günümdü sanırım.Başka açıklama olamaz çünkü. Sınanmam için başka gün seçilemez miydi ya?! Nazarlandım mı acaba? Kesin Jimin’in nazarı değdi! Negatif düşüncelere yer verme Taehyung geç kalıyorsun zaten!
Koşmaya ve kendimle kavga etmeye devam ederken arkamdan bir korna sesini duymamla yerimden zıpladım ve arkamı döndüm. Siyah bir motor duruyordu. Ah tabiki bu kadar olumsuz şeye onu görmemek eklenemezdi.
Jeon jungkook. Hayatımı ve tüm olumlu enerjimi emen kişi. Kötülüklerin anası.
Hemen yanımda durdu, kaskını çıkarıp bana çarpık bir gülümseyerek baktı “noldu Taehyung, geç mi kalıyorsun okula? Bir koşturma peşimde gibisin.” Ukala sesi yine kulaklarımı doldurdu. Gözlerimi devirdim “sanki sen kalmıyorum jeon benle uğraşma” dememle jungkookun gülümsemesi büyüdü. Yeni motorunu daha sıkı sıkarak “Ben 5 dakikaya ordayım ama sen? Ah birde bayan Hwangın vizesi vardı değil mi? Eminim koç bana bir şey demez ama sen anca 5 saate gelirsin ve biliyorsun bayan hwang asabi biri.” diyerek kahkahayı patladı. Bu çocuk nasıl her gün daha kötü biri oluyor? Şeytanın avukatı bile değil direkt kendisiydi artık. “Git jungkook havamda değilim gitmem gerek” zengin budalası ya, sana ne benden. Hayır karışmasan nolur ama yok illa ki bütün kötülüklerde, uğursuzluklarda olucak. Nefeslenerek yürümeye tam geri dönmüşken tekrar seslendi;
“atla hadi seni de bırakayım”
o an donup kaldım. Jeon jungkook bana yardım edecekti? Bana? Bu dünyada emin olduğum 3.şey Jeon Jungkook iyilik yapmanın i’sini bile bilmiyor oluşu. Sevap işlese daha büyük kötülükle kapatan çocuk bana yardım mı teklif ediyor? Dönüp yüzümü saklayamadan şaşkınlığımla ona baktım. “Uğraşma benle dedim jeon noldu yetişememem için kaza mı yaptıracaksın bize?” jungkook kafasını yana eğip gülümsemeye devam etti “güzel fikirmiş bir dahakine kullanırım bunu ama şimdilik sınava yetişmen gerek değil mi? Hadi atla bak beklemem daha fazla” hala ısrarla bana bakıyordu “vizenden kalmak istiyorsan benim için sorun yok ama istemiyorsan da vakit daralıyor Kim” dedi. Gerçekten yardım etmek istiyor olabilir mii diye düşünmeye başladım ama şu var ki Deccal ile anlaşma yapmak gibi bir şey olucaktı bu neyse, ruhumu bir kerelik şeytana satacağım sanırım “tamam ver kaskı” dedim ona bir adım atıp, arkasına dönüp kaskı büyük bir sırıtmayla kaskı verdi bana, kafama takıp tam motora binmek için adım atmıştım ki jungkook büyük bir kahkahayla “kandırdım salakların başrolü” diyerek gaza basıp kaçtı. Ağzım iki metre açık ve jungkookun mavi kaskıyla kaldırımda kalakaldım. Sinirle sövmeye başladım “aptal basketçi! Şeytanın kendisi! Biliyordum senin Deccal olduğunu! Kas kütlenden beynin çalışmıyor artık” diyerek kaskı çıkarıp çantama fırlattım ve tekrar koşmaya başladım. Tek bir farkla. Üstümdeki negatif enerjiye birde jeon jungkook etkisi katılmıştı.
Son dakikayla vizeye yetiştim. Soobin,Ryujin ve Jisung bana “sonunda” bakışları atarken Ryujin’in yanına oturdum ve hemen su içmeye başladım. O kadar koşmak beni çok susatmıştı.Ryujin ve Soobin beni sorguya çekimeye çalışıyorlardı ama suyumu bitirmemle beraber bayan Hwang’ın gelmesi bir oldu.
“Evet arkadaşlar eşyaları toplayalım kâğıtlar önden arkaya!”diyerek kâğıtları dağıttı. Onlara sonra anlatırım diyip derin bir nefesle sınava başladım.
Sınavdan sonra kampüsteki bankımıza gelmiş oturup bir şeyler içiyorduk ben, Jimin, Hoseok, Jisung ve Soobin’le. Hoseok yine Nayeon onun dm’lerine dönmediği için sızlanıyor, Jisung yeni Lego setlerinin pahalılığına ağlıyor ve Jimin ise yeni Vogue sayısındaki kendi kapak resimlerine bakıyordu. Soobin “Evet Taehyung artık anlatacak mısın neden geç kaldığını?” diyince hepsinin gözleri üstüme geldi. Hoseok “geç mi kaldın vizene mal. Ben bile yapmam” diyerek bana ayıplar bakışını attı ışıltılı güneş gözlüğünden, Jimin ise elleri masanın üstüne birleştirmiş izliyordu. Jisung da Soobin’e katılarak “Evet son saniye yetişti yoksa net kalırdı dersten, salak bir de en kötü vampire daires sezonu izliyor”dedi. “Ya ama seviyorum ne yapayım! Neyse…” diyerek onlara maruz kaldığım Jungkook ve kötü ruhunun nasıl beni ele geçirmeye çalıştığını anlatmaya başladım.
“İşte beni bırakıp kaçtı bildiğiniz! Karanlıklar prensi resmen. Ahmaklar kralı! Üstüne üstün kaskı da bende kaldı.” diyip mavi kaskını gösterdim. Hoseok bir kaska bir bana bakıyordu.
“Yani kaskı sende olduğuna göre yine sana sataşıp kaskını almaya çalışacak, bugün ondan kurtuluşun yok ve suç sende. Jungkookun arkadaşları bile jungkook’tan yardım almıyordur Taehyung” diyerek güneş gözlüğünün üstünden bana baktı. Kaskı çantama geri koyup “O an kafam yerinde miydi sence ne yapayım ruhumu şeytana satmam gerek diye düşünmüştüm. Pis insan. Nefret ediyorum ondan.” Soobin telefonundan başını kaldırarak
“Seni 37 kez aramamdan önce açsaydın telefonu böyle olmazdı. Hadi alarma uyanmadın o kadar çağrıya nasıl anca uyandın?”
“Telefonu sessize almıştım akşam, grup mesajlarınız çoktu”
hepsi yargılayan bakışlar atıyordu, Jisung ise “senden bir şey olmaz”diyerek kahvesinden bir yudum aldı. Jimin saçını düzeltirken “yani ben karışmam o Yoongi deneni zaten sevmiyorum muhatap etme beni hiç”dedi.
“Ama Jimin! Onların gruptada en sevilen sensin! Jennie de kabul etmez! Pislik ikizim eziyet buldu diye sevinecek!” sesim hem ağlamaklı hemde daha tiz çıkmıştı. Kim Jennie. İkizim ve 3. Baş düşmanım adete. 2.si abim Seokjin, 1. ise Jeon Jungkooktu.
Jimin elindeki meyve suyunu içerken “yani Taehyung en azından güzel sezonu izlerken geç kalsan bir şey demicem ama en bokta sezon için hem uykusuz hem geç hemde vizeden kalıyordun bu sana ceza olsun.”
Jisung “haklı sonuna kadar! Bende karışmam o Minho mu ne sevmiyorum o tipi, sürekli yanında ki Yeonjun mu ne papatya çayı vermeye çalışıyorlar, mal mal gülüp. Hatta bir keresinde kafama top atmaya çalıştılar.”dedi sinirle. Jisung bir kere kinlendi mi hemen kara listesine alırdı onu.
Soobin bir anda “ee napıcaksın o zaman?” diyince ellerimle bilmiyorum yaptım. Çünkü gerçekten en ufak bir fikrim yoktu. Filmlerde hep bir kurtarıcı geliyordu benim kurtarıcım nerde ya! “Aman hiçbiriniz canım arkadaşım Tae diyip yardım etmeyin aman! Beni tek önemseyen Yeontan zaten!”diyip yalandan gözlerimi doldurdum ama hiçbiri yemedi tabiki. Şimdi uğraşalım Jungkook bey ve onun boş sözleriyle
“Valla kanka onu bunu bilmem çıkışta garaja gelin beraber yeni rap şarkımı dinleyeceğiz, Sana’ya da diyeceğim. Nayeon’u getirsin hem. Bayadır göremedim gül yüzlümü” dedi Hoseok sırıtarak, Jimin ensesine vurup “Nayeon’da bayılıyor seni görmeye ya gerizekalı 5 kere red 7 kere tokat yedin duymuyorsun hala” diyerek tekrar ensesine vurdu. Hoseok ensesini tutup Jimin’in elini itti “Nayeon’un vurduğu yerde gül biter senin değil iyice havalandın sende işi kapınca” Jimin gerinerek gülümsedi “ne sanıyorsun, artık karşında geleceğin Dior tasarımcısı var kolay mı. Park Jimin, model ve tasarımcı. Biat et bana” onlar gülüşüp kavga ederken bense Soobin’le kötülükler prensi hakkında tartışıyordum. Kaskının uğursuzluk getireceğine emindim çünkü. Soobin ise beni sakinleştirmeye çalışıyordu, hatta Snoopy peluşunu bile vermişti bana. Ortam karışıkken yanımıza Ryujin ve Lia geldi.
“Yine niye Taehyung böyle ve siz kavga ediyorsunuz?”dedi Ryujin elindeki kahvesiyle banka yanıma oturarak. Lia karşımıza Hoseok’un yanına geçmişti. Hemen olanları onlardan anlattım sonrada Lia’ya ya dönüp;
“Böyle işte Lia sen psikoloji okuyorsun Burdaki akıllı sensin yardım et bana napıcam bu Regina George kılıklı yine takılacak bana” Soobin dur işareti yapıp
“Yalnız bu kampüsün Regina’sı Wonyoung. Kai duymasın” dedi.
“Ya neyse ne! Bakın bütün pozitif enerjim gitti, şansım da gitti. Ben artık bitik biriyim!”
Ryujin ve Jimin bana gözlerini devirdi. Hoseok ise kahkaha patlatmıştı. Lia elini elimin üstüne uzatıp
“Saçmalama Taehyung alt tarafı bir kask abartma” demesiyle telefonumdan bir bildirim sesinin gelmesi aynı anda olmuştu. Garipseyerek telefonu açtım.
“Bilinmeyen numara;
Kaskım sende kalabilir demedim salakların yönetmeni. Yarın maçtan sonra getir.”
Ne demiştim? Jeon Jungkook tüm kötü olaylarımda başroldü.
