İçeriğe geç

BAŞLIK BULAMADIM

Bölüm 1 · 3 dk okuma

BAŞLIK BULAMADIM

Bölüm 1

ALLAH BELANI VERSİN MAT.

Bölüm 1: Matematik, Rezalet ve Bir Adet Felaket

"Asya."

Sessizlik.

"ASYA."

Sessizlik.

"ASYA YILMAZ!"

Asya irkilerek yerinden sıçradı.

"Buradayım hocam!"

Matematik öğretmeni gözlüğünü çıkardı.

"Burada olduğunu biliyorum. Beş dakikadır seni tahtaya kaldırmaya çalışıyorum."

Sınıf kahkahaya boğuldu.

Asya ciddi bir ifadeyle etrafına baktı.

"Ben de kimden bahsettiğinizi merak ediyordum hocam."

Deniz sıraya kafasını vurdu.

Ece nefes alamıyordu gülmekten.

Öğretmen ise hayatındaki tüm seçimleri sorguluyor gibi görünüyordu.

"Asya. Tahtaya."

Asya ağır ağır kalktı.

Tahtaya giderken sınıfa dönüp fısıldadı:

"Eğer dönem sonuna kadar dönemezsem aileme onları sevdiğimi söyleyin."

"Tahtaya gidiyorsun, savaşa değil!" diye bağırdı Mert.

Asya tahtaya geçti.

Soruyu okudu.

Bir daha okudu.

Bir kez daha okudu.

Sonra öğretmene döndü.

"Hocam."

"Evet?"

"Bu sorunun Türkçesi var mı?"

Sınıf tekrar dağıldı.

Teneffüste beş kişilik arkadaş grubu her zamanki masalarına çöktü.

Asya tostunu açtı.

Bir ısırık aldı.

Yüzü düştü.

"Bu ne?"

"Ne oldu?" dedi Selin.

"Aslında annem tost yapmış."

"Eee?"

"İçinden salatalık çıktı."

"Salatalık kötü bir şey değil."

"Asla tostun içinde olmamalı."

Mert ciddi ciddi ayağa kalktı.

"Bu insan haklarına aykırı."

"Teşekkür ederim."

"Yanındayım."

Ece gözlerini devirdi.

"Siz ikiniz neden bu kadar tuhafsınız?"

"Çünkü dünya bizi anlamıyor." dedi Asya.

"Yok. Çünkü tuhafsınız."

O gün her şey normaldi.

Ya da öyle görünüyordu.

Kimse birkaç ay sonra bu masanın eksik kalacağını bilmiyordu.

Kimse bazı şakaların son şaka olacağını bilmiyordu.

Kimse o gün çekilen fotoğrafın bir gün herkesi ağlatacağını bilmiyordu.

Ama şimdilik...

Asya tostundaki salatalıkla kavga etmekle meşguldü.

Okul çıkışında yağmur başlamıştı.

Asya otobüs durağında beklerken telefonunu çıkardı.

Arkadaş grubuna yazdı:

ASYA: Önemli soru.

DENİZ: Ne.

ASYA: Eğer bir gün gizemli şekilde kaybolursam beni ne kadar sürede ararsınız?

ECE: Yine başladı.

MERT: 5 dakika.

SELİN: 10 dakika.

ASYA: Oha beni hiç sevmiyorsunuz.

DENİZ: Kaybolmadan önce konum at.

ASYA: 😭

Mesajlaşma devam etti.

Ama Asya bir an ekrana bakmayı bıraktı.

Otobüs durağının camındaki yansımasına baktı.

Yorgun görünüyordu.

Son zamanlarda hep yorgundu.

Birkaç saniye sonra yine gülümsedi.

Telefonu eline aldı.

ASYA: Neyse boşverin. Yarın ölmezsem görüşürüz.

ECE: ŞAKA YAPMA ŞUNU.

ASYA: Tamam tamam 😭

Ama otobüse binerken yüzündeki gülümseme yavaşça kayboldu.

Çünkü cebindeki küAsya otobüste boş bir koltuğa geçti.

Cebindeki zarfı çıkardı.

Birkaç saniye baktı.

Açmadı.

Tekrar cebine koydu.

Sonra tekrar çıkardı.

Tekrar koydu.

Yanındaki teyze sonunda dayanamadı.

"Kızım o mektubu açsana."

Asya irkildi.

"Nasıl anladınız?"

"On dakikadır cebine koyup çıkarıyorsun."

"Haklısınız."

"Ya aç ya da bana ver."

Asya gülmeye başladı.

Sonunda zarfı açtı.

İçindeki kağıdı okudu.

Gülümsemesi yavaş yavaş kayboldu.

Bir kez daha okudu.

Sonra üçüncü kez.

Otobüsün camından dışarı bakmaya başladı.

Teyze merakla eğildi.

"Ne yazıyor?"

Asya başını salladı.

"Bir şey değil."

Ama bir şeydi.

Hem de çok büyük bir şeydi.

Ertesi gün okula geldiğinde normal davranmaya çalışıyordu.

Ama arkadaşları Asya'yı tanıyordu.

Bir gariplik vardı.

Derse geç kaldı.

Teneffüste sessizdi.

Ve ilk kez Mert'in saçlarıyla dalga geçmedi.

Bu çok ciddi bir durumdu.

Mert hemen alarm verdi.

"Kızlar."

"Ne?"

"Asya benim saçımla dalga geçmedi."

Masada sessizlik oldu.

Deniz ayağa kalktı.

"Yönetimi arayın."

Selin çantasını topladı.

"Ben eve gidiyorum."

Ece fısıldadı:

"Bir şeyler ters."

Öğle arasında Asya kantinde tek başına oturuyordu.

Telefonuna bakıyordu.

Bir fotoğraf.

Sonra bir fotoğraf daha.

Sonra bir tane daha.

Eski fotoğraflar.

Çocukluk fotoğrafları.

Arkadaşlarıyla olan fotoğraflar.

Bir an gözleri doldu.

Tam o sırada Mert sandalyesiyle kayarak geldi.

Gerçekten kayarak.

Tekerlekli sandalye değildi.

Normal sandalye.

Nasıl yaptığını kimse bilmiyordu.

"Asya."

"Korkuttun beni!"

"Ne saklıyorsun?"

"Hiçbir şey."

"Yalan."

"Nereden biliyorsun?"

"Çünkü sen üç gündür normal davranıyorsun."

Asya istemsizce güldü.

"Bu hakaret mi?"

"Evet."

O akşam eve döndüğünde odasının kapısını kapattı.

Masasına oturdu.

Zarfı yeniden açtı.

Kağıdı önüne koydu.

Bu kez son satıra uzun uzun baktı.

Ve ilk kez ağladı.

Sessizce.

Kimsenin duymayacağı kadar sessiz.

Çünkü kağıtta yazan şey sadece onu değil...

Arkadaşlarını da etkileyecekti.

Ve birkaç ay sonra herkes dönüp bugünleri hatırlayacaktı.

O zaman anlayacaklardı.

Asya'nın neden son zamanlarda sürekli fotoğraf çektiğini...

Neden herkese küçük hediyeler verdiğini...

Neden durup dururken "beni unutmazsınız değil mi?" dediğini...

Ama henüz kimse hiçbir şey bilmiyordu.

Hatta Asya bile ne yapacağını bilmiyordu.

Ve hikâyenin en zor kısmı şimdi başlıyorduçük zarfı hissediyordu.

Ve o zarfın içinde yazan şey...

Hayatını değiştirecekti

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.