İçeriğe geç

Baskının Gölgesindeki Aşk

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Baskının Gölgesindeki Aşk

Bölüm 1

Sesim...Evin duvarlarına çarpıp bana geri dönüyordu sanki.

“Ben istemiyorum! Bunu anlamak bu kadar zor mu?” Diye çıkıştım, Anlamıyorlardı beni. İstemiyordum evlilik, Annemin gözlerine baktım. Ellerini birbirine kenetlemişti. O an onun da çaresiz olduğunu gördüm ama bu… içimdeki öfkeyi azaltmadı. Babam kendinden emin bir sesle söze daldı. “Bu iş senin istemenle değil, bizim uygun görmemizle olur Lâçin.” Dedi. sesi ise her zamanki gibi keskin ve netti. Babam hiç bir zaman bana fikrimi sormazdı, Yeri gelirdi yüzüme bakmazdı onun için sadece nefes alan bir varlıktım. Sesi kulaklarımda yankılandı ne diyordu bu adam! İçimden acı bir gülüş yükseldi. “Ben bir dava dosyası değilim baba,” dedim. “Hayatım hakkında savunma bile yapamıyorum!” Babam denen adamın, Heybetli bir duruşu vardı herkes babamdan çekinirdi kimse sesini çıkaramazdı babama, adı yetiyordu Albay Göktuğ Demir... Babam dışarıya karşı hep iyi olmuştu, Annem için kurşun atar kurşun yerdi, Abimi söylemiyorum bile canını verirdi. Ama bana gelince hep soğuktu, Para verir, ihtiyaçlarımı karşılardı sadece. Benim için baba kelimeden ibaretti sadece... Babam aynı saniyelerde ayağa kalktı, “Yeter! Bu konu kapanmıştır. En kısa sürede düzgün biriyle eveleneceksin.“ O an başımdan aşağı kaynar sular döküldü sanki. Hiç bir şey demeden odama çıktım, Peşimden annem geldi bir şeyler söyledi duydum ama anlamadım. Telefonu elimde tutuyordum. Ekran açık… ama kelimeler yoktu. Ne yazılır ki böyle bir anda? Nasıl anlatılır insanın içinin bu kadar dolu olduğu? Abimin beni her zaman koruyup kollayacağını bilirim. Ama ne yazabilirdim ki? Parmaklarım titreyerek mesaj kısmını açtı. Karşımdaki isim… her zamanki gibi güven veriyordu.

Her şeyim💙

Evet abim benim her şeyimdir... Derin bir nefes aldım. Sonra düşündüm… sildim… tekrar yazdım. Ama sonunda içimden geldiği gibi bıraktım,

Abi… yanına geliyorum.

Dayanamıyorum artık.

Mesajı gönderdim. O küçük “iletildi” yazısı ekranda belirdiği an… Sanki içimde tuttuğum her şey de serbest kaldı. Kalbim hızlı atıyordu. Bir cevap bekliyordum ama aslında… Onun ne diyeceğini çok iyi biliyordum. Çünkü o, benim gidebileceğim tek yerdi.

2 Hafta Sonra

O kavgadan sonra gerisi çorap söküğü gibi gelmişti, Tayinimi aldırmıştım abimin yanına. Sabahın ilk ışıkları eve vuruyordu valizimi hazırladıktan sonra odama son bir kere baktım. Çok seviyordum odamı, bu evi benim için güzel kılan üç şey vardı. Abim, Annem, Odam... Abim gitmişti annem ise artık babama sesini çıkarmıyordu odamda tek kalmıştım. Oda bunaltıyordu artık beni. Abimin yanına gitme vakti geldi geçiyordu. İçeride annem bir şeylerle uğraşıyordu, Babam her zamanki gibi gazetesini okuyordu. Sanki umurlarında değildim gibi. Gibi değil öyleydi... Valizlerimi alıp içeri gittim bir anneme bir babama baktım onlarda bana bakıyordu. Gidiyorum dedim babam umursamadı, Annem sarıldı cebime biraz para sıkıştırdı biraz ağladı en son oda gönderdi beni...

Arkamda kalan ev değil. Beni anlamayan bir hayattı. Ben gidiyordum sadece evimden değil canımdan çok sevdiğim Şehrim olan İzmir'imden de gidiyordum . Abime gidiyordum her şeyime gidiyordum evime gidiyordum ama içimde yine bir belirsizlik vardı. Beynimdeki sesleri susturmak için en iyi bildiğim şeyi yaptım kulaklığımı taktım. Rast gele bir şarkı açıldı, Manuş baba söylüyordu bu şarkıyı şöyle diyordu.

Beni bırakıp gitme bir yere.

Gidersen unutursun, Dilerim öyle olmaz...

3 Saat sonra

Sonunda inmiştim, Artık muş havaalanındaydım. Gözlerim abimi aradı. En son gözlerim bir çift keskin kahvelere denk geldi. Nerde görsem tanırdım bu gözleri, İnsan evini tanımaz mıydı? Tanırdı bende tanımıştım evimi. Valizleri bırakıp doğruca abimin yanına koştum, Oda bana doğru koşuyordu, Ve işte o an kollarımız kavuştu... Sıkıca sardı beni. Öyle sıkı ki… sanki bıraksak kaybolacakmışız gibi. Başımı omzuna gömdüm. İçimde tuttuğum her şey bir anda dağıldı. “Abi…” dedim, sesim titreyerek. “Çok yoruldum…” Elini saçlarıma koydu. Yavaşça okşadı. “Biliyorum,” dedi kısık bir sesle. “Geçti… ben buradayım.” O an anladım. Bazen insanın ihtiyacı olan şey çözüm değil… Sadece sarılacak bir yer. Ve ben… Evime gelmiştim.

Bir süre öylece kaldık. Ne ben bırakabildim onu, ne o beni. Ama hayat… Her güzel anı biraz aceleye getirir. Yavaşça ayrıldık. Gözlerimi sildim, o da yüzüme baktı hafifçe gülümseyerek. “İyi misin?” dedi. Başımı salladım. “Şimdi daha iyiyim.” Tam valizime uzanacakken… Bir el benden önce davrandı. Valizim yerden kalktı. Şaşkınlıkla başımı çevirdim. Bu kimdi tanımıyordum abim hafifçe başını salladı o çocuğa teşekkür eder gibi. Üzerinde sade ama disiplin kokan bir duruş, gözlerinde mesafe… Sanki bulunduğu yere bile tam ait değilmiş gibi. Hiçbir şey söylemeden valizi aldı. Sadece kısa bir bakış attı bana. Ne sıcak, ne soğuk… Ben de refleksle, hafifçe başımı eğdim. “Teşekkür ederim,” dedim. Kısa bir an durdu. “Önemli değil,” diye cevap verdi. Abim söze girdi. “Tanışın abim hadi” dedi. Elini Yalaz’ın omzuna koydu. “Bu, askerim. Yalaz.” dedi yalaza kısa bir bakış atıp sonra bana döndü, yüzünde hafif bir yumuşama vardı. “Bu da kardeşim… Lâçin.”

Kısa bir baş selamı verdi.

“Memnun oldum.”

Ben de aynı şekilde karşılık verdim.

“Ben de.” Abim elini omzuma koymuştu ağır ağır ilerliyorduk. Tam birlikte çıkışa doğru yönelecektik ki— Abimin telefonu çaldı. Yüzündeki ifade bir anda değişti. Ciddileşti. Telefonu açtı. Kısa, net cevaplar verdi: “Emredersiniz.” “Anlaşıldı.” “Geliyorum.” Telefonu kapattığında… Artık az önceki abi değildi. Bir askerdi. Bize döndü. “Gitmem gerekiyor abim,” dedi. “Şimdi mi?” dedim istemsizce. Başını salladı. “Acil.” Sonra Yalaz’a döndü.

Bakışları daha ağırdı bu sefer. “Yalaz.”

“Komutanım.”

“Lâçin’i eve götürmeni istiyorum.”

Bir an durdu, sesi biraz daha yumuşadı. “Yanında ol. Bu bir emirden çok. Bir ricaydı. Yalaz hiç tereddüt etmedi. “Emredersiniz.” Abim bana yaklaştı.

Alnıma kısa bir öpücük bıraktı.

“Akşama görüşürüz,” dedi.

“Dikkat et,” diyebildim sadece.

Sonra gitti. Onu izlerken içimde bir boşluk oluştu. Ama yalnız değildim. Yanımda biri vardı. Yalaz. Valizimi hâlâ elinde tutuyordu. Bana döndü. “Gidelim mi?” dedi. Kısa, net… mesafeli. Başımı salladım. “Gidelim.”

Eve gittik, Bir süre kadar oturdu balkonda hiç içeri gelmedi. Bende koltukta uyuyakalmıştım abimi beklerken...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.