Nasıl benim fotoğrafım olabiliyordu? Kadın resmen bana özel kimlik çıkarmıştı. Çünkü benim adım Gökçe değildi ki !
Artık gerçekten tek çare başka insanlarla konuşarak iletişime geçmekti.
Delirmemek ve bağırmamak için kendimi çok zor tutuyordum. Kendimi dilsiz ve yalnız hissediyordum. Kadın bana seslendi
" Beni takip et."
Kadın önden gidiyordu. Ben de arkasından ilerliyordum. Ellerim ve ayaklarım titriyordu. Kadın kapıyı açtı ve kapıdan kafasını uzatıp
"Merhaba Selda'cığım! Nasılsın iyi misin? Görüşmeyeli çok oldu."
İçerideki kadın
"Aaa merhaba Zehra'cığımm.
"Gelin içeri kapıda durmayın."
Dedi.Dur. Bir gariplik vardı. Karşımdaki kadının ta kendisi benim annemdi. Bu nasıl olabiliyordu? Ama annem beni tanımamıştı. Annem bana elini uzatıp
" Merhaba Gökçe'ciğim çok büyümüşsün nasılsın canım?"
Ağlamak istiyordum. Beni kendisi tek başına tüm zorluklara katlanarak büyüten annem bana başka birisinin ismi ile sesleniyor ve beni uzun zaman sonra ilk defa görmüş gibi davranıyordu. O an içimden anneme sarılıp hıçkıra hıçkıra ağlayıp
" Anne kurtar beni bu kadının elinden"
demek istiyordum. Ama bu sadece işleri zorlaştırıp daha da çıkmaza girmesini sağlayacaktı. Ben de anneme elimi uzatıp titrek bir sesle
" Merhaba"
dedim. Kadın yani Zehra annemin kulağına eğilip sanki ben duymuyormuşum gibi olayları anlatıp bu durumu beni odadan çıkarıp değerlendirmeleri gerektiğini söylüyordu. Kim bilir nasıl manipüle edecekti annemi. Sonrasında annem bu durumun mantıklı olduğunu söyledi ve beni çıkardılar. Farklı bir odada bekliyordum.
20 dakika sonra beni içeri çağırdılar. Annem oturmamı söyledi. Annem
" Gökçe'ciğim senin bu yaşadığın durumun çoklu kişilik sendromu olduğunu düşünüyorum."
Dedi. O an ne diyeceğimi bilemedim. İnkar edersem bana inanmayacaklarına emindim. Ve ben de o saatten sonra en şeytani planımı uygulamaya karar verdim.
4. Bölüm sonu.
