Sabah uyandığımda kafam kazan gibiydi . Geceyle hatırladığım en son şey Waenear'ın arabayla drift atmasıydı.
-Güzel bir geceydi
Salona gittiğimde normalde orada bulunmayan 5 torba para karşıma çıktı . Sırıttım. Kalvaltımı yaptım , hazırlanıp dışarı çıktığımda başka bir süprizle karşılaştım , dün çaldığımız araba plakası değişmiş bir şekilde evimin garajında park edilmişti . Nedensizce güldüm daha yeni tanıştığı için bunları yapan gelecekte neler yapmazdı ama bu sağlıklımıydı ?
İlk başta arabaya alışmakta zorlansamda 2 saatlik şürüsün sonunda alışmıştım. Çalıştığım yer biraz merkezden uzakta. Siyaset bilimi okuyorum şu an 3.cü sınıftayım ve önde gelen muhalif partide çalışıyorum . Kenardan bakıldığında güzel bir hayatım vardı ve sadece görünmele kalmıyor gerçektende güzel bir hayatım vardı . Ailemi erken yaşta kaybetmenin verdiği şeylerle erken olgunlaştım ,insanlar bunun çok daha iyi olduğunu söylüyor ama bence çocukluk yaşanmadan oluşan olgunluk birer toksiklikti . Kendime bakabilmek , kimseye muhtaç olmamak bu benim hayatın üstünde uyguladığım bir fantaziydi .
Güne güzel nasıl başlanır ? Tabiki de partinin ayda 1 yaptığı toplantıya katılarak .
Küçük yaştan itibaren tek başıma olduğum için hayatımı düzenleyen her şeyi bilmem gerektiğini düşündüm . O yüzden iki kolumla - olsaydı dört kolumla - siyasete salırdım .
Toplantı düşündüğümden iyi geçmiş bit şekilde toplantı odasından çıktım .
İşlerim biter bitmez Eareir'in ıslarıyla caffee ye gitmek için şirketten çıktım . Motorum olduğu için genellikle onu kullanıyordum , araba almak bana gerkesiz geliyordu ama meğerse gerekliymiş.
-Sonunda , kızım arabayı kaçla sürdün
-Üzgünim fakülteye uğramam gerekiyordu
-Tamam onu boşver . Tahmin et kim buraya konsere geliyor
-STBS
diye öne atıldım en hızlı olabileceğim şekilde
-Yaklaştın
-Dope
-Bingo
-İşte bu
Doğruya adam askere gitmeden önce dünya turuna çıkmıltı ve hala devam ediyordu , bunu nasıl unutabilirim .
-Ayın kaçı?
-Bir hafta sonra bugün
-Kızım bu şimdimi söylenir biletler çoktan tükenmiştir
-Sen öyle san
iki bileti yelpaze gibi sallarken heyecanım iki katına çıktı
-Sana inanmıyorum Eareir
-Evet mükemmel bir arkadaşım . Gönlüm birlikte gitmekten yana olsada Waenear ile çok eğleneceğinize eminim
-Sen bizimi dinledin
-Çok fenasın
güldü -O zaman sana sözüm olsun bu iki kız Tiyle konserine gidecek
-Anlaştık
Gülimseyen şnsan sayısı başta 2'ydi sobra ise 4'e çıktı
- Neye gülüyorsunuz ?
-Hiiç . Bu arada araba için teşekür ederim
-Ne demek
dudakları ince bir şerit haline geldiğinde çok iyi gözüküyordu
Çocuklar ne kadar içmek için zorlasalarda içmeyip eve gidip derslerimle ilgilenip dün gecenin yorgunluğunu omzumdan aldım.
Sabah ıyandığımda bir an geç kaldığımj düşünüp telaşa kapılsamda sonra bugün hem üniversite hem de şirketin olmadığı aklıma gelince üstümi tekrardan değiştirip en yumuşak pijamalarım ile yatağıma uzandım.
Haftanın sadece iki günü boştum çarsamba günü , yani bu gün evde takıldığım . Pazar ise dışarıdan vakit geçirdiğim gün oluyordu ya da doğruyu söylemek gerekirse pazar günleri kumarhaneye gidiyordum . Tanrıya şükür burada kumar yasak değildi . Bugünde diğer çarsambalar gibi yatak odam , mutfak ve market arasında geçmişti.
-Selam V
Kısaltmamın okunusu " V " harfine benzediği için bana bu ismi takmışlardı . Acaba gerçek V bunu görse ne derdi ?
-Ne oldu Edward ?
-Şeytan seni çağırıyor
-Şeutan diyip durmayın şu adama
-Ama öyle . Fakültede bir sana melek
-Çalışın sizin içinde olsun
O gözlerini devirirken ben cehenneme doğru yol alıyordum içimden yşne ne var diye geçirsemde sinirimi asla göstermemeliydim sonuçta iş ve işçi ilişkisi . Yakında bu adam yüzünden adım çıkmazsa iyi.
Kapıyı tıklatıp içeri girdim
-Efendim
-Gir Wee
kapıyı kapatıp karşısındaki koltuğa bacak üstüne atıp oturdum
-Senin için bşr ödevim var
-Konusu ne efendim ?
-Bilgilerin hepsi burada yazıyor . Süren iki hafta
-Anlaşıldı efendim
-Çıkabilirisin
masaya bıtaktığı belegeleri alıp hızlıca odadan çıktım öldüreceğim kişinin kim olduğuna evde de bakabilirdim sonuçta .
Derslerimin bittiği için Tanrıya dua edip fakültenin garaj bölümğne yürümeye başladım ve aklımdaki şey bu ellerke bu ayaklarla nasıl araba sürecektim. Zar zor da olsa eve varmış kendimi koltuğa atabilmiştim. Kitap yığınşarı arasında yeni aldığım litabı elime alıp okumaya başladım . Fazla kitap okumak için vaktim yoktu ama okuma hızım normal bir insana göre hızlı olduğu için sıkıntı yaşamıyordum .
Koca bşr haftanın sonrasınde en sevdiğim güne pazara geldik. Beni insanların bakışları ve davranışlarından kurtalacak , vücudumu göstermeyen XL bir " The North Face " sweetshirts altıma ise siyah file çolaplı dar paçalı eskimiş gri tonundaki pantolonum vardı. Etrafa fazla olmasada " ben tehlikeliyim , yanıma yaklaşırken iki kez düşünün " imajı vermeye çalışıyormul gibi görğnmeye çalışıyordum çünkü her zaman dünyada limon isyediğinde o sana limonata verir.
İçeri girer gitmez her zamanki gözler bana odaklanadı ve bir süre sonra herkez tekrardan işlerine döndü. Bemde bu insanların arasından Kai'yi arıyordum. Kai buranon sahibiyde ve bu kadar insanın içinde güvenebileceğim tek kişi oydu . Onu bulduğumda birliktr profesörün öldürmemi istediği adam için araştırma yaptık birazda kumar aynayıp o beni kütüphaneye bıraktı . Kai'yi istemsizce Koreli
oyuncu Song Joonh-ki'ye benzetiyordum , o adamın büyük hayranı olduğumunda altını çizerim.
Kütüphanede uyumakndaha hiç yaşamadığım aşk kadar güzel geliyordu o yüzden de hiç çekinmeden her xaman oturduğum köşeye geçip uyudum .