İnsanlar doğarlar ve istedikleri gibi ya da istemedikleri gibi yaşarlar.
Benim için de aynıydı ve ben de diğerleri gibi normal bir hayat yaşadım.
Ancak insanların hayatında tahmin edilemeyen olayların olması çok doğaldır.
Bir karmaşa anında başka bir dünyaya reenkarne oldum.
Kesin olarak,
Bu, iki gün önce okuduğum klasik çocukça bir masalın dünyası.
Uzun sarı saçlar ve yeşil gözlerle Rapunzel olarak uyanmıştım.
Bazı insanlar bu gibi dünyalara bir kere olsun gelmeyi hayal etmiş olabilirler.
Ama ben... Çok korkuyorum.
Bu dünyadaki babam gerçek bir psikopat. Hizmetçilerin konuşmalarından duyduğum kadarıyla şu anda içinde yaşadığım bu yakut saray, aslında imparatorun cariyelerinin yani hareminin yaşadığı veya ben doğana dek imparatorun herkesi öldürdüğü yer.
Annem kraliyet ziyafetine davet edilen bir dansçıydı. İmparatorun dikkatini çekti ve onun tarafından hamile bırakıldı. Sonrasında unutuldu. Ve arkasında bir bebek olan beni bırakarak öldü. O zamandan beri, o bir kız bebeği olan beni de bir kenara attı.
Hangi pislik imparator kızını ve eşini böyle kenara fırlatır?
Acımasız katliamı işlediği gibi bir de benim gibi bir bebeği böyle bir yerde bırakıyor...
Ugh.. Bu hikayeyi duyduğum günden beri her gece kabus görüyorum. Ama beni kabuslardan da korkutan şey...
Daha tanışamadığım bu imparator.
Bir prenses olarak doğsam bile şanslı doğmadım. Ya tekrar delirir ve beni öldürmeye çalışırsa? Bu saraydaki herkesi öldürdüğü gibi.
Odaya giren hizmetçilerle düşüncelerime kısa bir ara verdim.
"Hala uyumamış?"
"Burada olmamız gerçekten gerekli mi? Kendi başına hareket edemez bile..."
"Serena'nın ne kadar titiz olduğunu bilirsin. Bu da çok sorun."
"Bir mola olarak düşün."
"Ya ağlamaya başlarsa?"
"Beşiğini salla, hızla uyumaya başlar."
Bunu benden çıkarmayın leydiler. Hepimiz bu yakut sarayda sıkıştık.
İmparator hiç beni görmeye gelmedi, yani sanırım hepsi beni dışlanmış olarak küçümsüyor.
Darıldım mi? Asla!
Benim amacım unutulmuş bir prenses olarak kalmak, onun manzarasının olabildiğince dışında olmak.
Eğer bu odadan biraz takı ile kaçarsam hayatımı kurtarabilirim. Yani lütfen, unut beni.
"Majesteleri onu düşünmüyor bile ama etrafı lüks şeylerle çevrili. Ne hayat ama!"
Sonuçta burası saray. Günde üç öğün yemek alıyorum. Güzel, rahat bir yatak. Ne kadar kötü olursa olsun, yine de bir prensesin hayatı.
Büyüyüp ve güçlenip biraz altın çalıp kaçacağım!
Bakalım.. Bu roman nasıldı?
Romanda iki sevimli prenses var. İmparatorluğun iki prensesi arasından ana karakter olan ikinci prenses Lenora.
Melek gibi kalpli ve güzel bir leydi ve sadece milleti tarafından değil bütün kıta tarafından sevilmişti.
Ve onu delicesine sevenler arasında babası, imparator da vardı.
Halkı, bir kahraman ve milletin kurtarıcısı olarak ona minnet duyuyor. Gerçekte o abisini, uygun varisi öldüren ve kendini tahta çıkaran kalpsiz bir adam.
Lenora, onun gibi soğukkanlı bir adamın kalbini eritebilecek türde bir insan.
İmparator Lenora'nın yaşadığını o 14 yaşındayken öğrendi. Annesi çoktan ölmüştü ve bakımını amcası üstlenmişti. Onu saklayarak imparatordan korumaya çalıştı.
İmparator ilk başta ona karşı soğuktu ama Lenora inanılmaz cana yakın bir karakter olduğu için sonunda imparatorun soğuk buzlu kalesini eritebildi.
Bir prensle evlendi ve mutlu bir şekilde yaşadılar.
Diğer taraftan, peki ya birinci prensese yapılan muamele?
Rapunzel ilk doğan ve Lenorayla aynı yaşta olan prensesti.
O babasını ilk kez dokuzuncu doğum gününde gördü. İmparatorun sarayının bahçesinde tanıştılar. Tabii ki imparator geri döndü, ilgilenmedi ve oradan ayrıldı. Ama Rapunzel gibi hiç sevgi almamış birisi için bu önemli bir karşılaşmaydı.
Babası tarafından sevilmek için tüm gücüyle çalışır...
Böylece hem beceri hem de zarafetle bir güzellik haline gelir.
Ve Rapunzel'in 14 yaşına basıp ilk kez tanıtıldığı o gün hayalleri paramparça olur.
Rapunzel kasvetli ve karanlıktı bu yüzden Lenora güneş gibi parlarken kimsenin onu sevmemesi şaşırılacak bir şey değildi.
Her şeyin üstüne zavallı kız kendi babasi tarafından öldürüldü. Lenora'nın bardağına zehir konulmasına tanık olduğu için.
Elbette bunun arkasında Lenora'nın teyzesi vardı. Yeğenini tahtın varisi yapmak için dikkatlice hazırlanmış bir plan.
En sonunda Rapunzel'in masum olduğu ortaya çıksa bile imparator asla birinci kızını öldürdüğü için pişmanlık duymadı.
Şu an ağlıyorum çünkü basbaya rapunzel olmuşum gibi görünüyor.
"P-Prenses sorun ne?"














