Hayat ne gariptir değilmi? Onun
bizim için hazırladıklarını bilmez bir haldeyken, yaşama tutunmak için bize amaçlar edinmemiz hayaller kurmamızı söyler ve sonrada hiç beklemediğimiz bir anda kendi planını ortaya koyar. Kimi bu duruma razı gelirken kimiyse sanki bir işe yarayacakmışçasına kafa tutardı hayata ve zamana...
Günlerden çarşamba öğleden sonraki saatlerdi, sonunda okuldan kendimi atabilmiştim. Evet, biz öğrencilerin hayattaki tek gayesi derslerken yinede şikayet etmek bencillik gibi gelebilirdi. Ama ne yeteneği nede ilgisi olmayan birini buna zorlamaksa zalimlik, baskı ve otoriteyse insana olan nefretti ve nefretin her türlüsü sonunda ölümü getirdi...
Bomboş bir sokakta öylece yürüyordum. Sırtımdaki çanta omzumdaki dertlerle beni iyice çökertmişken, hafif buhranlı ve düşünceli bir hale daldım. Hava o kadar sisliydiki göz gözü görmüyordu. Şuan neredeyim?,nereye gidiyorum?,ne yapıyorum? Sanki hafızam silinmişçesine hiçbirini bilmez bir haldeyken kendimi alık gibi hissettim. Sonra birden kulakları sağır eden o tiz kadın çığlığını duydum; "İmdat!, yardım edin!" Ses ara sokaktan gelmişti ara sokağa doğru temkinli adımlarla ilerlerken bir yandan sisler azalıyordu. Gözlerimi dikkatlice açıp baktığımda, siyah ceketli bir adam gördüm ama yüzünü net görememiştim. Bir kadına çok hiddetli bir şekile vuruyor ama öldürmüyordu sankki ona kızgındı ve etkisiz hale getirmeye çalışıyordu.
Gözlerimin önünde bir kadının darp edilmesine göz yumamazdım, Panikle yere bakındım ve elime gelen ilk taşı adamın kafasına fırlattım. Acıyla kafasını tutan adamı fırsat bilip kadının kolundan tuttuğum gibi koşmaya başladık. Kadın dövülmekten fazlaca bitap düşmüştü ve zaten fazlasıyla zayıf bir kadın olduğu için omuzlarıma alıp arkama bakmadan ilerledim.(sonunda lisede yaptığım sporlar meyvesini veriyordu.)
Bulduğum ilk kapısı çürük binadan içeri girip kadını güvenli bir yere yerleştirdim;"Onun dikkatini dağıtacağım beni bekle ve buradan ayrılma!" diyip yavaşça binadan ayrıldım ve etrafa bakınmaya başladım. Ses çıkararak peşimden takip etmesini sağlayacaktımki gördüğüm kişiyle şoke olmuş biçimde olduğum yerde dona kaldım. "B-baba?!" Yüzünde endişeli bir ifadeyle bana yaklaştı ve kollarımdan tutup silkeleyerek "Nerede o?!, kızım sanem, sana diyorum! Bak Herşeyi anlatacağım lütfen..."dedi gözlerimin içine bakarak. Tam işaret parmağımla binayı gösterdiğim sırada kadın silahıyla karşımızda belirdi(Ne? O silahta nereden çıktı?) "Yolun sonuna geldik Bülent artık kabul et!" Diyerek elindeki silahı daha da sıkılaştırdı, gözleri yaşararak; "Herşey bitti, bu yaşadıklarımı ne sen, ne de ben düzeltebilirim" dedi ama işin garip yanıysa bizli şekilde konuşmasına rağmen silahı kendi kafasına doğrultuyodu ve babamın bu kadınla ne gibi bir bağlantısı olabilirdi? Beklenen silah sesi duyuldu ve Kadının kanlar içinde yere yığılmasıyla babam, dizleri üzerine çöküp ellerini kafasına bastırmış deli gibi bağırıyordu. "H-hayır bunu bana nasıl yaparsın?..." babam korkuyla gözlerimin içine baktı,son kez...
Babamın kafasında öten çip ve patlayan kafatasyla,her yer kana bulandı; " k-kan, k-kan!" Dehşet içinde geriye doğru adımlarken, gözlerimin kararmasıyla kendimi yerde buldum.
Hikayeye yeni başladım
biliyorum biraz hızlı bir giriş oldu.
Her türlü eleştiriye açığım
Destek ve yorumlarınızı bekliyorum...♡