Enya. Bütün havasını asvaltın tozunu attırmak için yürüyordu sanki. Sıkıca siyah kotunun üzerine çekilmiş postalları, adete bastığı yeri ağlatmıştı ve hala uzun koyu kahverengi saçları rüzgara inat şeklini bozmamıştı. Sağ elmacığının üzerine iki siyah çizgi çekiliydi. Kavurucu güneş kızın beyaz tenini yalamakla kalmayıp adeta içine çekmişti. Zaten böyle bir güzelliği herkes içine hapsetmek isterdi. Gözlerini gireceği mekanın kapısına odakladı. Yine pis işlere bulaşacaktı, kokusu burnunun direğini sızlatmıştı bile. Ne kadar uzak durmak istese de duramazdı artık. Arıza olduğunu bilmekle kalmayıp, başını derde sokmadan da duramıyordu.''Başlıyoruz'' dedi iç sesi...
Sağ eli beline taktığı 4.5 mm'lik uzisindeydi. Uziyi belinden çıkarıp kapıya doğrultu. Kuru kafa bandanasını suratına geçirdi. Tamamen yaklaştığında kafasını geriye savurup gözlerini yumdu. Derin bir nefes aldı, artık hazırdı. Tüm gücüyle kapıya sert bir tekme savurdu. Şiddetle açılan kapının duvara çarpmasıyla arkasında kimsenin olmadığını kafasında hesap edebiliyordu. Yavaş adımlarla içeri girdi, etrafı dikkatlice süzdü. Hareketlilik yoktu. Açık kahverengi gözleri ortamın karanlığına rağmen kendini ön plana çıkarmıştı. Küfür eder gibi bakan gözler. Bir bakışıyla insanın canına okuyabilecek gözler.
Karşısındaki kapıya seri adımlarla ilerledi. İçeriden ses gelmiyordu. Sert bir tekme geçirdi. Kapının ağzından efil efil esen pis koku tamamiyle açıldığında tiksindirici vaziyette yoğunlaşmıştı. Biri masaya kapaklanmış vaziyette diğeri duvarın köşesinde başı öne eğik şekilde delik deşik edilmişti. Kokudan oluşan bulantı isteği bile şu durum da haklıydı. Kısa bir süreliğine kusacak gibi oldu. Suratına geçirdiği bandanası bile bir halta yaramıyordu. Nefesini uzun aralıklarla tuttu. Odağını başka şeylere yoğunlaştırmaya çalıştı. Ancak şaka gibi hayatının başka seçeneği olmadığı için buna mecburiyet denebilirdi. Görünen o ki buraya uğrayan kişi kendi kadar işini de profesyonel yapıyordu. Siyah piramiti kendi kadar iyi bilen biri. Kafasında bin türlü tilki dönüyordu ve birinin kuyruğu bile birbirine değmiyordu. ''Kim benden önce davranmış olabilir ki'' dedi. Kafasını kollarının arasına aldı, ellerini ensesin de birleştirdi. ''Bu bulaştığın son pislik olsun Enya, bu son olsun'' dedi kendini tembihler gibi. Burada bulunması belkide başından beri yanlıştı. Ne halt ediyordu ki zaten. Derin bir nefes verdi. Cebindeki sigara kutusundan bir dal sigara çıkardı dudaklarının arasına sıkıştırdı ve ateşledi. Hücrelerine bu güzel zehrin yayıldığını hissettikçe yüzü gülümseyen bir hal almıştı. "Vücudumun buna ihtiyacı varmış" dedi dumanını havaya savururken. Sigarayı her yakışında şu sözleri hatırlıyordu." Bize nefes aldığımızı hissettiren şeyler gülümsetir". Dış kapıdan içeriye hücum eden ışık elmacık kemiklerine vuruyordu. Ağır çekim de kapanıp açılan kirpikleri üflediği dumanla daha çarpıcı bir hal almıştı. Kapının gıcırdayan sesiyle irkildi.
''Bunu mu aramıştın ?''dedi yandan gülümseyerek. Sağ elini havaya kaldırmış piramitin parçasını gösteriyordu.
''Seni pislik'' diyerek sırıttı. Bu işi yapabilecek kişi Almo'dan başkası olamazdı.''Tahmin etmeliydim''diye devam ettirdi. Gözlerini gülümseyle karışık kısarak Almo'ya baktı.
Almo yirmili yaşlarında kalıplı bir çocuktu.Gözlerinin dış çemberi açık sarı olmasına rağmen iç kısımlara doğru gidildikçe yerini kahve tonlarına bırakıyordu. Dışarıdan sızan ışıkla bunu daha net görebilmek mümkündü. Sarıya çalan saçları diplerine doğru koyulaşıyordu. Çenesinin sağ alt köşesine yeni bir dikişin atıldığı kolaylıkla belliydi.
''Yine rahat durmamışsın anlaşılan''dedi Enya.
''Ne zaman durdum ki '' derken dudaklarının arasına bir dal sigara sıkıştırdı.
''Piramiti nasıl aldın? '' Sol kaşı havaya kalkmıştı, meraklı gözlerle Almodan cevap bekliyordu.
''Aslında kolay olmadı pek. İki piç kurusunu delik deşik etmek zorunda kaldım.''dedi dalga geçer gibi gülümseyerek.
''Ben ciddiyim Almo'' Kaşlarını çatmıştı.
Almo işin ciddiyetini anlayınca gülümsemesini boğazına tıktı.
''Bizim siyah gangsterleri çağırdım, onlardan sayıca fazlaydık. İlk başta anlaşma yapmak istediler. Piramite karşı para değiş tokuşu yapacaktık. Değiş tokuş sırasında işler istediğimiz gibi yürümeyince çatıştık. Robbin yaralandı ama endişe etme güzel seksi hemşireler pansumanını yapmıştır bile onun dışında bir problem yok, endişelenme''dedi gülümseyerek. Su niyetine içtiği sigaranın dibini getirdiği gibi yere fırlattı.
''Almo defalarca kez söyledim sana. Bu işe çeteyi sokma demiştim. O adamlardan biri ölürse neler olacağını biliyorsun. Onlardan biri canını feda ederse sende onlar için canını feda etmek zorundasın bunu bile bile devam etmene gerçekten anlam veremiyorum. Yapma artık bunu göt herif'' dedi.
''Öfkeli ve güzelsin' kelimeleri ağzından dökülürken gözlerini Enyaya odakladı.
''Güldürme yersin kafana Uziyi ''diyerek sırıttı. Almonun gülümsemesi otuz iki dişe dönüştüğü sırada dışarıdan gelen silah sesleriyle kafalarını birbirlerine doğru çevirdiler.
''Hazırım'' Gözlerinin içi gülüyordu Almoya bakarken.
''Hemde hiç olmadığım kadar '' diyerek tamamladı Almo. Aynı anda silahlarını kapıya doğru doğrultarak koştular...