Cafeye geldik. Pusat serpme kahvaltı söylemişti.
Kahvaltı boyunca sohbet ettik. Cidden beni tanıyorlardı. Mutlu olmuştum ilk defa aile sıcaklığını hissetmiştim. 2 saat hızlıca geçmişti.
Hastaneye geri döndük. Sonuçlar çıkmış olmalıydı.
Aslında gerçekten anlamıştım onların kardeşi olduğumu. Ama yinede kesin bir sonuç iyi olabilirdi.
"Sonuçlar çıktı. Sincap hanım seninle daha iyi anlaşıcaz. Eminim"
"He he ondan hadi açıkla artık."
"Tövbe estağfurullah."
Kâğıdı açıp içinden okudu. Ardından Pusat'a dönüp
"Hayırlı olsun kardeşim sonunda buldun." Bu demek oluyorki.. BEN CİDDEN ONLARIN KARDEŞİYİM. LANNNN BEN NAPICAM ,NASIL DAVRANICAM.
Off ben naneyi yemişim. Pusat ve Barış sarılırken.
Yiğit ve Alper bana sarılıyordu. Bende onlara sarıldım.
Pusat bana dönüp "Demiştim sana minik kardeşim.. " dedi.
"Demiştin Pusatcım ama emin olmak için yaptık testi zaten."
Herkes mutluydu. Bende mutlu olabilirdim belki..
"Ee artık bana abi diyebilirsin ufaklık."(Barış)
"Ufaklık mı? Abi demek mi?"
"Evet ondan."(Barış)
"Hemen olmaz kardiş biraz zaman, biraz insaf lütfen yani."
"Ona da tamam."(Barış)
"Eşyalarını alalım kaldığın yerden ordan evimize bırakırız."(Pusat)
"Okey big boy."
"Big boy mu?"(Pusat)
"Short boy mu diyim? gym boy mu diyim ne diyim?"
"Abi diye bilirsin meselaa ne dersin zaten 3 harflik bişey bak a-bi, a-bi."(Pusat)
"Aaa ne taktınız ama."
"Tamam onlara deme zaten bana dee"(Yiğit)
"DEMİYORUM ULAN ZORLA MI?" delirtmişlerdi beni ilk dakikadan.
"Tamam sıkmayın kızı. Hadi gidiyoruz haytalar. Prensesim önden lütfen. Görüşürüz Bartu."(Pusat)
"Görüşürüz."(Bartu)
"Görüşmeyelim Vampir doktır."(Melis)
"Maleseff sıkça görüşeceğiz."(Bartu)
"Maleeseff"(Melis)
Hepimiz aşağı indik. Arabaya bindik.
"Akrabalara ne zaman söyleyeceğiz abi?"(Alper)
"Bilmiyorum bana kalsa hemen. Ama Masal pardon Melis ne düşünüyo ona sormak lazım?"(Pusat)
"Hemen söylemeyelim yani kısa bir süre alıştıktan sonra söyleme taraftarıyım."(Melis)
"Tamam o zaman duydunuz. Alışana kadar."(Pusat)
Arabada şarkı açıp Alper ve Yiğit ile bağırarak söyledik. Sonra EX EVE gelip, eşyalarımı aldım. Bavullarımı Barış taşıdı.
Çalış lan köle!
Dışımdan söyleyecek yüzüm yok.
Ordan eve geçtik. Salonda hepimiz oturduk. Şimdi ise onlar soracak ben cevaplayacaktım.
"Boyun kaç?"(Barış)
İnadına soruyo gıcık. Zaten dün söylemiştim.
"1.62"
"En sevdiğin renk?"(Alper)
"Mavi, lacivert ve tonları"
"En sevdiğin dizi?"(Alper)
"Ohooo say say bitmez."
"Hobilerin?"(Barış)
"Bisiklet sürmek,resim çizmek,müzik dinlemek ve bazen şarkı söylemek."
"Anladım"(Barış)
"Fobin var mı?"(Pusat)
"Yükseklik korkum var ama abartılacak derecede değil bi de horozları hiç sevmem."
Yiğit sırıtmaya başladı. Ukala.
"Hastalığın var mı?" (Pusat)
"Yok"
"Sevgilin varmı?" (Yiğit)
Bence biraz kandırabilirim.
"Var"
"Ne? Adına neymiş bu yav-.. yani güzel mümin kardeşimizin" (Pusat)
"Onu söyleyemiyoruz malasef."
"Önemli bi konu abin olarak bilmemiz hakkımız."(Barış)
"Şuan kim olduğunu bilmenize gerek yok ilerleyen zamanlarda öğrenirsiniz. Neyse benim uykum geldi biraz yatıcam sizede tatlı rüyalar diliyorum. Bayss."
İşte merakta bırakmıştım onları. Yarın zaten söylerdim sevgilim olmadığını. BELKİ,İHTİMAL.
Odaya geldiğimde eşyalarımı düzenledim. Okul kitaplarımı yanıma almamıştım. Çünkü Pusat abinin tanıdığının okuluna kayıt olacaktım.
Evet içimden ona abi diyicem. Ama içimden.
Sonradan pijamamı giyip yattım.
YAZARDAN
Masal son dakika gol atıp gitmişti. Tüm aile fertleri şok olmuştu. Kardeşlerine yeni kavuşmuşken. Sevgilisi denilcek dangalak ne alakaydı.
"Yaa hayır benim kız kardeşimin sevgilisi olamaz" diye sızlandı Yiğit. Olamazdı işte kıskanıyordu.
Pusat'ın kaşları çatıktı. "Barış bu çocuk her kimse bilip,araştırıyoruz."
"Abi ismini söylemediki nerden bulcaz?"
"Ne bilim sosyal hesapta paylaştıklarına bak. Takip ettiklerini, onu takip edenleri falan yeterki bulalım."
EVET ŞUAN OLMAYAN Bİ ÇOCUĞU ARIYORLAR.
"Evet bulup nazikçe konuşup hallederiz(!)" Dedi Alper.
Kesin öyle olurdu zaten.
"Neyse Herkes yatağa yarın kız kardeşimizle bolca vakit geçiririz. Hem belki öğreniriz çoçuğun adını falan "(Pusat)
MELİSTEN~
Sabah Erken saatte Alper'in başımda zebani gibi dikilip, uyan artık Melis diye kolumu deşmesiyle uyandım.
Neden bir insan erken kalkar ki?
Mantıksız.
"Off uyandım Alper tamam"
"Sonunda hadi kalk gel kahvaltıya bekliyorum gülüm" diyerek gitti.
Kalkıp üstümü değiştirip, aşağı indim.
"Günoooo" diyerek gayet sempatik bir giriş yaptım.
"Günaydın cancağazım"(Yiğit)
"Günaydın" (Pusat)
"Gün daha aymadı."(Barış)
"Barış haklı."
"Ben her zaman haklıyım"
"YALANNN" (Yiğit)
Derken kahvaltı etmeye başlamıştık. "Akşam sana bi sürprizim var küçük hanım" diyen Pusat'a döndüm. "Ne süprizi?" Artık küçük demelerine takmıyordum.
"Süprizler söylenmez."
"Bekliycez desene?"
"Aynen öyle. Bide kahvaltıdan sonra okul alışverişi yapıp. Okula kayıt olmaya gideceğiz. "
Kafamla onayladım.
Sakince kahvaltı yapmaya devam ettik. Alper çekingen tonda.
"Şey bu sevgilin hangi okulda ?" Dedi. Aa bunlar bunu unutmamış mı? Tam ona sevgilimin olmadığını açıklayacaktım ki Barış konuşmaya başladı.
"Lan bide o vardı dimi bana bakın Yiğit ve Alper okulda kıza sahip çıkacaksınız. Yanına erkek bir cisim gelmeyecek ve olmayacak."
"O iş bizde abi"(Yiğit)
"Evet abi merak etme."(Alper)
"Ne yani yaa benim sevgilim ve yakın arkadaşım olmayacak mı?"
"Olmayacak. Yok sevgili ve arkadaş falan. Git ayrıl o çocuktan." (Barış)
"Yooo ben gayet mutluyum. Ve üstelik benim erkek cinsi bir best friendim var. Oda bizim okula gelecek. VE SİZ İKİNİZ BUNA KARIŞMAYACAKSINIZ DİMİ CANLARIM?"
"Ben gavat değilim kusura bakılmasın öyle bi karışırım ki görürsün."(Barış)
"Hiç bişey yapamazsın."
"Yaparım"
"Yapamazsın"
"İzle ve gör o zaman."
"Bakacazz" dedim. Bayadır Emre ile konuşmadığımı farkettim. Odama gidince arayacağımı kafama not ettim. Kahvaltımı bitirdikten sonra odama çıktım. Telefonumu çıkartıp Emre'yi buldum.
Yakuşuklu Meymun aranıyor..
- Siz bizi ararmıydınız hanımefendi?
- Yaa Emoş deme öyle durumları biliyosun.
- Off tamam demedik bişey. Test sonucu belli oldumu açıklanınca biri bizi arayacaktı ama bilmiyorum artık.
- Çok yorgun düştüm o yüzden mesaj yazdım zaten. Yoksa nolcak bebeğim.
- Tamam bebe. Okul işi noldu?
- Pusat'ın bi tanıdığı varmış onun okuluna gideceğim.
- Anlaşıldı. Okul adı nedir?
- Şimdi aşko okulun adı "Yüksek Koleji" sınıfı öğrendiğim de seni ararım.
- EyvAllah kral.
- EyvAllah bizden koçum.
- Tamam abla.
- Öff kapa gari ya hadi baybay Burçin Sultana ve Mehmet abiye selam söyle. Öpüldünüz.
- Bayba—
Evet yüzüne kapattım. Hava bugün sıcaktı. Kısa kollu biraz bol klasik beyaz tişört giydim. Altımada açık mavi biraz bol pantolon. Mükemmel ötesi bişey oldum. Ardından makyaj masasının önüne oturup rimel sürdüm. Ardından glossumu olmazsa olmaz. Bir kaç pısta parfüm. Cidden mükemmel olmuştum. Aynadan kendime öpücük attım. Glossumuda çantama koydum.
Aşağı indim. Hazırım ayol hadi gidelim.
"Ben hazırım."
"Güzel olmuşsun fıstığım."(Barış)
"Aynen öyle"(Pusat)
"Evet"(Alper)
"Bok gibi olmuşsun" diyen Yiğite en ters bakışlarımı attım. Her an lazer çıkabilirdi. Salak sırıtıyo bide.
Benim yerime Alper ensesine şaplağı geçirdi. Ona öpücük attım.
Arabadaki yerlerimizi aldık. Öndeki Barış'a
"Şarkı AAAAĞĞĞÇÇ" seansı yapıyodum.
"Ne açayım?"
"İsmail YK- Bomba Bomba"
Artık bağırarak şarkı söylüyorduk. Pusat bize uzaylı görmüş gibi bakıyordu. Barış ise gülerek bizi izliyordu. Çok iyi 10 numara ortam bee. En sonunda Avm'ye gelmiştik. Kırtasiye malzemesi satılan yere gittik. Çünki 1+1 eve benziyordu. Pusat okul kitaplarını almak için bizden uzaklaşmıştı. Barış bir tane sepet almıştı bile. Yiğit ise kendi eksiklerini almaya gitmişti. Ben,Barış ve Alper beraberdik. Bakmaya devam ederken Alper kalemin ucunda panda olan çok güzel bir kalem göstermişti.
"Beğendin mi?"
"Yaaa Alper Beğenmek ne kelime bayıldım. Barış bunu alabilirmiyiz?"
"Alabiliriz abicim. Sormadan al."
"Alper kuşum çok thank you." Dedim.
"Bişey değil güzelim."
O sırada Yiğit gelmişti elinde ponponlu pembe kurşun kaleme vardı. Ama bu çok güzeldii. Vuruldum.
"Bak ne buldum seversin sen. Küçükken severdin yani"
"Ayyayay Yiğit bu çok güsell. Vuruldum resmen." Dedim. Oda sevinmişti. Ardından normal kalem ve bi kaç defter aldım. Siyah güzel bir çanta almıştım. Bide Yiğit ve Alper in ısrarı üzerine unicornlu pembe mükko çanta almıştım. Pusat'a göstermiştim çanta mı. Oda sevmişti. Şimdi ise kahve içiyorduk. Ben sıcak çikolata içiyordum.
Akşam olmasına az kalmıştı. Ve ben süprizi çok merak ediyordum.
"Hadi eve artık süpriz var daha "
"Ya Pusat Bey çok merak ediyorum söyleseniz olmaz m?"
"Olmaz."
"Off" ama hepsi sırıtıyordu. Dışlanıyorum abi herkes herşeyi bilirken bana bişey demiyorlar.
Hesabı ödeyip kalkacakken yan masadan bi adam geldi.
"Şşt güzellik çok güzelsin be numaranı ateşlesene"
"Ne diyon olum sen" diyerek dalan Pusat'ı takmadım bu sefer.
Bizzat zaten güzel olduğumu biliyordum. Ama bu ona numaramı vereceğim anlamına gelmiyordu. İnsan dediğin biraz kibar olur öküz,dağ ayısı çok kabaydı. O yüzden dövebilirdi.
O SIRADA AKLIMA ÇOK ÖNEMLİ BİŞEY GELDİ.
BEN GLOSSUMU TAZELEMEYİ UNUTTUM. BU OLAMAZ.
Hemen telefonumu ve glossumu çıkartıp sürmeye başladım. Şimdi olmuştu. Saçımıza düzellttim mi tamam dı. İşte oldu.
O sırada Barış'ın " Abi tamam çoçuk ölücek" demesini duydum.
Lan ne abarttınız.
"Kızım gelsene buraya makyaj yapacağına yardım et!" (Yiğit)
Benim gelmeme kalmadan polis sirenleri duyulmuştu zaten..
