İçeriğe geç

Barut Kokusunda Bir Nefes

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Barut Kokusunda Bir Nefes

Bölüm 2

BÖLÜM2: SOĞUK KORİDORLAR SICAK İZLER

Ameliyathane kapısının üzerindeki kırmızı ışık söndüğünde, koridordaki ağır sessizlik bir anlığına bölündü.

Gölge Timi tam kadro oradaydı. Duvara yaslanmış Kaan (Avcı), kollarını kavuşturmuş bekleyen Volkan (Balyoz) ve koridorda adeta bir volta ritmi tutturmuş olan Yüzbaşı Alperen Altay. Üzerlerindeki çamurlu ve kanlı üniformaları değiştirmemişlerdi; zihinleri ve kalpleri o kapının arkasındaki kardeşlerindeydi.

Otomatik kapı kayarak açıldı. Alara, yeşil ameliyathane önlüğünü çıkarıp yorgun bir nefes alarak dışarı adım attı. Yüzündeki maskeyi çenesine indirmişti, şakaklarından hafif ter damlaları süzülüyordu.

Alperen ilk adımı atan kişi oldu. Çelik gibi sert adımlarla Alara’nın tam karşısında durdu. Gözlerindeki fırtına dinmemişti ama içinde bariz bir endişe okunuyordu.

"Durumu nasıl?" diye sordu Alperen. Sesi pürüzsüz ama gergindi.

Alara yorgun gözlerini kaldırıp Alperen’in heybetli duruşuna baktı. Adama sakinliğini ve profesyonelliğini hissettirmek istercesine derin bir nefes aldı.

"Kanamayı durdurduk Yüzbaşım," dedi Alara. "Mermi ana damara çok yakın bir noktadan girmiş ama neyse ki şanslıymış. Ameliyat başarılı geçti. Şimdi yoğun bakıma alıyoruz, ilk 24 saat bizim için kritik."

Gölge Timi’nin üzerinden adeta dev bir kayanın kalktığı hissedildi. Osman Başçavuş (Koca Reis) sessizce bir şükür duası mırıldandı, Volkan ise derin bir nefes alıp başını duvara yasladı.

Alperen’in çenesindeki o sert kasılma gevşedi. Bakışları, birkaç saat öncesine göre bir nebze yumuşamıştı. Alara’ya doğru bir adım daha yaklaştı. Aralarındaki mesafe azaldığında, hastane kokusunun arasına yine o dağ kokusu karıştı.

"Sağ ol doktor," dedi Alperen. Sesi bu kez dikte eden bir subay gibi değil, kalpten teşekkür eden bir adam gibi çıkmıştı. "Hayatını ona borçluyuz."

Alara hafifçe tebessüm etti. Bu tebessüm, o yorgun yüzünde bir anlığına güneş gibi açmıştı.

"Bana borçlu değilsiniz Yüzbaşım," dedi Alara, gözlerinin içine bakarak. "Siz dağda onu bize ulaştırana kadar hayatta tuttunuz. Ben sadece buradaki görevimi yaptım."

Alperen, karşısındaki bu genç kadının duruşundan ve sözlerinden etkilenmişti. Bu topraklarda korkusuzca duran, kendi emirlerine biat etmek yerine işini savunacak kadar güçlü bir doktorla karşılaşmak alışılagelmiş bir şey değildi.

"Gölge Timi borçlu kalmayı sevmez Doktor Alara," dedi Alperen, adını ilk kez telaffuz ederken. "Bir güne ihtiyacın olursa... Gölge her zaman arkandadır."

Alara tam bir şey söyleyecekken, acil servisin kapısından başka bir sağlık personeli koşarak çıktı. "Alara Hocam! 3. peronda yeni bir vaka var, bakmanız lazım!"

Alara başıyla onaylayıp Alperen’e son bir kez baktı. "Kendinize dikkat edin Yüzbaşım. Üstünüzü değiştirip dinlenmeyi de unutmayın."

Alara koridorda hızlı adımlarla uzaklaşırken, Alperen arkasından giden o beyaz önlüklü silüeti izledi.

"Yüzbaşım," dedi Osman Başçavuş yanına gelerek. Yüzünde muzip bir gülümseme vardı. "Sert kayaya çarptık galiba."

Alperen bakışlarını koridorun sonundan ayırmadan ciddiyetini korudu: "Sert kaya iyidir Başçavuşum... Fırtınada yıkılmaz."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.