İçeriğe geç

Barut Kokusunda Bir Nefes

Bölüm 10 · 2 dk okuma

Barut Kokusunda Bir Nefes

Bölüm 10

BÖLÜM 10: SESSİZ ANLAŞMA

Alperen’in adımları hastane bahçesinin çıkışına doğru ilerlerken, arkasında bıraktığı o belirsiz havanın ağırlığı hâlâ koridorda hissediliyordu. Alara, önlüğünün cebindeki künyeyi parmaklarının arasında çevirerek odasına döndü. Mantığı ona bu hikayenin burada kalması gerektiğini, bir askerin fırtınalı hayatına çekilmenin akıl kârı olmadığını fısıldıyordu. Ancak kalbi, o sert bakışların arkasındaki sadakati çoktan not etmişti.

Hastanede geçen birkaç saatin ardından, akşamüstüne doğru devir teslim vakti geldi. Günlerdir süren uykusuzluk Alara’nın omuzlarına çökmüştü. Çantasını alıp doktor odasından çıktığında, acil servisin kapısında bekleyen tanıdık zırhlı aracı gördü.

Aracın yanında duran kişi bu kez Volkan’dı (Balyoz). Alara’yı fark edince doğrulup hafifçe başıyla selam verdi.

"Doktor Hanım," dedi Volkan saygıyla. "Yüzbaşımın emri var. Sizi lojmana kadar biz bırakacağız."

Alara duraksadı. Kaşlarını hafifçe çatarak cevap verdi: "Volkan Üsteğmenim, lojman şurası, beş dakikalık yol. Gerek yok gerçekten, kendim yürüyebilirim."

Volkan hafifçe gülümsedi. "Yüzbaşı Alperen Altay'ın emirlerini bilirsiniz Hocam. İtiraz kabul etmez. Bölge hareketli, riske gerek yok."

Alara derin bir nefes alarak araca doğru yürüdü. Alperen orada olmasa bile kontrolü ve korumacı tavrı bir şekilde onu buluyordu. Araç lojmanın önüne yanaştığında Alara teşekkür ederek indi. Binasının merdivenlerini çıkıp dairesinin kapısını açtığında, kapının eşiğine bırakılmış küçük, ahşap bir kutu gördü.

Şaşkınlıkla kutuyu eline aldı. Üzerinde hiçbir isim ya da not yoktu. İçeri girip kapıyı kilitledikten sonra kutunun kapağını açtı.

Kutunun içinde, Yüksekova’nın dağlarında yetişen nadir, kurutulmuş bir dağ çiçeği ve yanına iliştirilmiş küçük bir kağıt parçası duruyordu. Kağıttaki yazı, bir askerin elinden çıktığı belli olan sert ve dik çizgilerle yazılmıştı:

> "Sert kayaların arasında da çiçekler açar Doktor. İyi dinlen."

>

Alara kağıttaki satırları okurken göğsünün ortasında tanıdık bir sıcaklık yayıldı. Ne süslü cümleler vardı ne de açık bir itiraf... Sadece o dağların sertliğiyle harmanlanmış, sessiz ve derin bir özen.

Alara kurutulmuş çiçeği masasının üzerine koydu. Aralarındaki mesafe hâlâ oradaydı; ikisi de sınırlarını koruyor, hislerini mesleklerinin ve gururlarının arkasına saklıyordu. Ama bu küçük hediye, söylenmeyen her şeyin üzerini sessizce örtmeye yetmişti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.