İçeriğe geç

Barış Nedir? - Countryhumans

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Barış Nedir? - Countryhumans

Bölüm 1

Doğuş

5.yüzyıl başlarıydı herhalde. Öyle düşünüyordu adam. Yanında kendisine göre daha genç duran adamla aynı zamanda doğmuştu ama anlamıyordu. Onun genç görünme aşkını anlayamıyordu. Kendisi çabucak ölmeyi diliyordu. "Giatros." dedi tok sesiyle.

Giatros, çiçekleri izlemeyi bırakarak ona çevirmişti kafasını 'efendim' dercesine baktı ona.

"Biz nasıl doğduk?" derken garip hissediyordu. Giatros güldü. "Biz doğmadık yapıldık aynı ülkeler gibi." dedikten sonra Giatros durakladı. "Yani çoğu ülke gibi. Mesela minik bebek Girit, Yujo, Avusturya-Macaristan imparatorluğu, Altın Orda, Türkmeneli, Suriye Türkmenleri gibiler hariç herkes yapıldı."

"Giatros!" diye bağırırken sabrının son damlalarına gelmişti. "Benimle kelime oyunu kavram tartışmasına girme." dedi uyarı ikazıyla.

"Tamam anlatıyorum."

-Zaman: 5.yüzyıl başları-

İki ülke birbiriyle savaşmaktan yorulmuştu. Daha doğrusu Doğu Roma İmparatorluğu -yani Bizans- yorulmuştu. Sürekli kaybediyor ve vergi yükü artıyordu. Onun bu haline acımaya başlamıştı ikizi.

Batı Roma, bir çözüm yolu bulmak istedi. İkisinin birbirine olan nefretinin siyasete yansımadan çözülebileceği bir yöntem. Kendisi araya girse Avrupa Hun onu taraflı olmakla suçlardı. İç çekti Batı Roma, bu olanlar onu darlıyordu.

-

Batı Roma çözümü onları başka rekabetlere sokmakta bulmuştu. Okyanusta yüzmek gibi. Bu konuda Avrupa Hun, hiç de iyi değildi Bizans'ın aksine. İki kardeş önden giderken o nefes nefese kalarak peşlerinden gidiyordu.

İki kardeş güle konuşa yüzerken Avrupa hun başını başka tarafa çevirerek etrafına baktı. Gözüne bir kara parçası görününce "Romalar!" diye bağırdı.

Bizans somurtup başını arkaya çevirmiş, ona bakmıştı. "Ne var gene!"

Avrupa Hun, eliyle kara parçasını işaret ederek "Orada iki tane kara parçası var!" dediğinde Batı Roma inanmayarak o tarafa baktı. "Buralarda ada olduğunu bilmiyordum. Acaba geri mi döndük ki?"

Avrupa Hun başını iki yana sallayarak "Sanmıyorum." dedi ve kara parçalarına doğru yüzmeye başladı. Bizans ise arkasından bağırmıştı. "Dur deli kadın! Ya ülkeyse orası! Gebertirler bizi! Kaç kere bir adaya ayak bastın! Hey! Sana diyorum! Hem sağır hem deli!"

Bu bağırmaları bir işe yaramayınca Avrupa Hun'un peşinden yüzmeye başladı. Kız kardeşinin peşinden yüzmeye başlamıştı Batı Roma. Bir ada olduğunu ilk kez duyuyordu. Oysaki hayatı bu okyanusta geçmişti.

Adaya ayak bastıklarında Avrupa Hun, direkt kılıcını çıkarmıştı. Etrafını kolaçan ederken adımlarını dikkatle atıyordu. Peşinden gelen kardeşlere ise fısıltıyla "Çok sessiz burası insan olduğunu sanmıyorum." dediğinde Bizans alayla "İyi o zaman topraklarına katma amacın yoksa gidelim." demişti. Avrupa Hun bu sözler karşısında arkasına bir hışımla dönüp kılıcı Bizans'a doğrultmuştu.

Batı Roma'ysa hızlıca Bizans'ın önüne geçip "Sakin!" diye uyarmıştı.

"Söyle o zaman kardeşine bana bulaşmasın! Yoksa o vergiler üç katına çıkacak."

"Sakin ol Asena!"

"BANA İSMİMİ SÖYLEME!"

Bu tepki karşısında Batı Roma gülmüştü. "Sana hiçbir zaman Avrupa Hun demeyeceğim. Sen Avrupa değilsin. Sen sadece o barbar kavimlerin yaptığı gibi bu toprakları işgal eden bir kavimsin. Tarihe adın geçmeyecek bile. Şimdiden baba topraklarına dön bence. Belki orada tarihe geçebilirsin. Şansın varsa tabii ki. Sonuçta sen baban tarafından reddedilmiş bir çocuksun."

Bu sözler Batı Roma'nın, Avrupa Hun'u ilk kez gözleri yaşarmış şekilde görüşüydü. "Bu sözlere çok pişman edeceğim seni Jullien."

-

Batı Roma gizlice sürekli adaya gelmeye başlamıştı. Kendine bir gemi de yaptırmıştı. Gidip geliyordu adaya. Planlarını gerçekleştirmişti artık.

Bu sefer gelişinde yanında Bizans'ı ve Avrupa Hun'u da getirmişti. "Bu yaşam olmayan yerde ne işimiz var? Üç ev kurduk üç taht koyduk bitti artık burası. Bayrak mı dikeceğiz?" diye söylenerek kendine ait kurt ve tuna kuşu işlemeli tahta oturmuştu. Elindeki boş altın kadehe bakıyordu.

"Burası artık hiçbirimize ait olmayacak."

"Ne demek bu Romacık?"

Batı Roma, "Burası artık onlara ait." dediği sırada üç ülkeden daha uzun Lacivert saçlarla yemyeşil gözlere sahip olan bir adam ve yanında genç kırmızı saçlı bir erkek çıkmıştı ağaçların arasından.

"Komisyon ve Giatros. Komisyon artık bu dünyadaki savaşları kontrol eden ve boşu boşuna yaşayarak yönetimde söz sahibi olmaya çalışanları öldürecek. Bu şekilde yeni nesiller gelebilecek ve eski nesiller ayak bağı olmayacak. Giatros ise Komisyon'un öldürdüklerini yaşatmaya çalışacak. Yani tamamen ölmeyecek eski nesiller sadece diğer adada yaşayacaklar böylece istediğimiz zaman görebileceğiz onlar-"

"Baban diriltilemez Romacık. Boşuna ümitlenme. O öleli 10 yıldan fazla oldu. Artık çürümüştür bedeni." diyerek Batı Roma'nın sözünü kesmişti Avrupa Hun.

-Zaman: 9.yüzyıl-

"Bir çocuğun oldu. Sıranı devretme zamanı Avrupa Hun ya da şimdiki adınla Avarlar. Hazır mısın Batı Roma'nın yanına gitmeye?" diye sordu Komisyon, elindeki kılıcı Avrupa Hun'un boynuna doğrultmuştu. İkinci öldürdüğü kişi olacaktı Avrupa Hun. Batı Roma'yı öldürdüğü gibi öldürecekti. Gece vakti yatağında.

Avrupa Hun yanında uyuyan küçük oğluna baktı. Onun alnını öptü ve "Seni çok seviyorum Uldız." diye fısıldadı. Sonrasında bakışlarını Komisyon'a çevirdi. "Burada olmaz. Bahçeye çıkalım."

Bu denileni kafasını yukarı aşağı sallayarak onaylamıştı Komisyon. Avrupa Hun'la beraber bahçeye çıktığında "Tanrından af dileyecek misin?" diye sordu.

"Ne için? Hangi birisi için? Çok öldürdüm. Çok. Af dilemem sabaha kadar sürer. Öldür hemen."

"Peki." dediği gibi kılıçla Avrupa Hun'un kafasını gövdesinden ayırmıştı Komisyon. Yüzüne sıçrayan kan bu sefer onu tiksindirmemişti. Yüzünde bir tebessüm oluştu. "Bu tuhaftı."

-Zaman: 1919-

"Haberlerim var sana!" diye bağırarak gelmişti Komisyon'un yanına Giatros. Sigarasını küllüğe bastırıp baktı Giatros'a, Komisyon. "Ne oldu? Osmanlı mı yıkıldı? Alman İmparatorluğu mu yıkıldı yoksa Avusturya-Macaristan İmparatorluğu mu?"

"Hayır! Bir birlik yapıyor insanlar! Barışı mı ne sağlayacakmış sanırım. Bir bebek olacakmış." dedikten sonra Komisyon'un yanına oturdu Giatros. Komisyon ise bu sözlere karşın gülmüştü. "Savaşı onlar çıkardı ve barışı onların yaptığı birlik mi sağlayacak? Acıdım o bebeğe."

"Kaçıralım bebeği."

"Saçmalama. Bize ne bir bebekten?"

"Planımıza ortak olur. Kaçıralım bebeği."

"Tamam. Planımıza ortak olacak. Barış bebeği."

______________________________________

Nasılsınız? Uzun süredir görüşmüyoruz. Diğer kitap bırakıldı. Artık Anahtar'a bölüm gelmeyecek. Bu kitap hem o kitaplarla bağlantılı hem değil. Ama o üç kitabı bilmenizde fayda var. En azından karakterleri genel olarak bilirsiniz. Bu ilk bölümdü. Komisyon'un ve Giatros'un doğuşunu bildiniz. İkinci bölümde Milletler Cemiyeti'nin hayatı ve karakterlerin kişiliklerini bileceksiniz. Benden şimdilik bu kadar artık ikinci bölümü ne zaman yazarsam o zaman görüşürüz! 😘

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.