1998/Minik Eda 12 yaşında
Ben ve diğer 4 kardeşim köyde yaşarız. Köy okuluna gider, eve gelince bahçe işlerine yardım ederiz. Akşam olunca da ödevlerimizi yapıp hemen uyuruz. Yorucu ve zordur burada yaşamak. Ayrıca basit bir yaşam. Hayatım boyunca şehir yaşamına özendim. Bazen Istanbulda yaşayan amcamlara gideriz. Onların kızlarının elbiseleri, takıları, makyaj malzemeleri var. Ama en çok dikkatimi çeken özellikleri babalarının onlarla konuşması, sohbet etmesi hatta öpmesi oldu. Benim babam hep bana kötü davranır, işi düşmedikçe konuşmaz. Bian için amcamın kızlarından biri olduğumu hayal ediyorum. Bu asla sahip olamayacagım hakları ve özgürlükleri . düşünmek bana acıdan faxzla birşey vermiyor.
Ama birgün çok yaklaşmıştım, o kızlar gibi olmaya, dışarıdan bakılınca çirkin bir köylü gibi gözükmek yerine güzel ve bakımlı bir kız gibi gözükmeye çok yaklaşmıştım...Taa ki ömrüm boyunca hatırlayacagım,aşağılanmış hissettiren, şuan size bile anlatmaya utandıgım o darbe gelene kadar: Babamın tokatı.
Amcamın evine misafirliğe gittiğimizde her zamanki gibi aralarında koyu bir sohbet başlamıştı. İlk başlarda sohbetlerini dinleyip anlamaya uğraşırken sonrasında fazla siyasi jargon kullandıklarını fark edip çabalasam da anlayamayacagım sohbeti kulak ardı etmeye karar vermiş oturuyordum. Ardından amcamın büyük kızı Ayça beni yanına çagırdı. Oyun oynamak için pek çagırılmazdım. Güzel ve iyi eğitimli oldukları için çogu zaman seviyemin üstündelerdi. Yada bana öyle geliyordu. Onlarla konuşurken gergin olurum. Onların güzellikleri bana ne kadar çirkin oldugumu hatırlatır. Bu konuda konuşmayı pek sevmiyorum ama kısacası onlarla iyi bir iletişim kurmakta zorlanıyorum. Ama bu sefer beni onlarla vakit geçirmem için çagırmamıştı. Odalarında benim için içine kendisine küçük gelen elbiselerini koymuştu.
-Bana küçüldüğü için giyemiyorum. Ama merak etme çok fazla giyip eskitmedim. Yeni sayılır. Sana uyar diye düşündüm. Almak ister misin?
Heyecanlandım ama bunu belli etmemem lazımdı. Onun kıyafetlerine muhtaç olan demode bir köylü gibi görünmeyi asla istemezdim.
-Hmmm, bilmem belki, yani peki... olabilir.
Aghh, kararsız görünmeye çalışırken bir aptal gibi görünüp herşeyi batırmıştım. Neyse, şuanlık bu büyük bir sorun değildi, sevinmem gereken başka bir mesele vardı. Onlar gibi güzel olacaktım.
Poşeti alıp salona gittim. Şimdi evre gitmei bekleyecektim. Çok güzel olacaktım. İçimdeki sevincin tarifi yoktu. Artık ezik bir köylü olmayacagım, belki de bu elbiseler benim modernliğe geçiş biletim olacaktı.
Annemlere sürpriz yapmak istediğim için elbiseler hakkında birşey söylemedim. Eve vardığımızda bir odaya geçip heyecanla poşeti açtım. İçindeki elbiseler çok güzeldi. Bazılarını Ayça'nın üzerinde gördüğümü hatırlıyorum. İçlerinde prenses gibi duruyordu. Acaba bana da onun üstündeykenki durdugu kadar renk katacak mıydı? Elbiselere baktıkça heyecanım artıypordu. Içlerinden en güzelini seçip giydim. Tozpembe bir elbiseydi. İncecik askıları vardı, eteğinin tülleri dizlerimde bitiyoru. Daha önce böyle bir kıyafet giymemiştim. Kısaydı ve huzursuz hissettim. Ama şehirli kızlar hissetmiyordu. Onlar gibi olabilmek için biraz özgüvene ihtiyacım vardı. Kendimi toparlayıp salona, aileme kendimi göstermeye gittim. Beni gören herkes şok olmuş gibi bakıyordu. Güzelliğim karşısında büyülendiler diye düşündüm. Annemin "Kızım bu ne!" demesine kalmadan koltukta yatan babam ayağa kalkıp yanıma dogru şuana kadar hiç görmediğim kadar sinirli bir ifadeyle yürümeye başladı. Neler olduğunu idrak edemeden gelip yüzüme sert bir tokat attı. Tokatın etkisiyle savulup düşmüştüm. Ağzıma hafif kan tadı gelirken babamın onu durdurmaya çalışan annemle olan diyologlarını zor zor idrak edebildim.
-O daha küçüktür. Bağışla , yapmaz bidaha öyle şey.abinin kızından görmüştür, çocuktur özeniyor. Lütfen bağışla...
O gün anladım hiçbir zaman özgür olamayacağımı...