Daha ne kadar rezil olabilirim?
Kafamı dersin sonuna kadar sırama gömdüm. Bu kadarı yetmezmiş gibi birde Deniz'in okulun popüler çocuğu olduğunu öğrenmiştim. Yani daha da rezil olmuştum. Kesin bu nasıl popüler olduğunu bilmediğim çocuk ona aşık olduğumu sanmıştı. Korktuğum şey ise bu yanlış fikrini herkesle paylaşmasıydı.
Zil çalınca hızla ayaklandım ve bahçenin yolunu tuttum. Temiz hava almak bana çok iyi geliyordu. Şu an en çok istediğim şeylerden biri buydu. Biraz daha Deniz'in yanında dursaydım o çocuğu pataklayacağıma yemin edebilirdim.
Bahçeye adımımı atmam ile birlikte huzur buldum ama huzurum kısa sürdü. Arkamdan birinin ismimi söylediğini duydum. Bu kişi her kimse tanımıyordum ama bu kişi Deniz olmadığı için derin bir nefes verdim. Yine de yanımda birisini istemiyordum. Yavaşca ve bezgin bir şekilde arkamı döndüm. Benim yaşlarımda bir kızdı karşımdaki ama daha önce görmemiştim. Kızın siyah,bakımlı,uzun saçları vardı. Saçlarını yukarıdan toplamıştı. Boyu benim boyumdan biraz daha uzundu. Beni nereden tanıdığını merak ettim. Bizim sınıfta olabilirdi. Daha yeni geldiğim için daha sınıfımdaki kişileri tanıma fırsatım olmamıştı. "Kusura bakma müsait değilim " dedim sıkılmış bir şekilde. Sesim düşündüğümden daha kısık çıkmıştı ama yine de rahatça duyulabilirdi. O ise bunu duymamış gibi yapmayı tercih etti. Yavaşça yanıma geldi ve elini omzuma koydu. Sıcak kanlı bir kızdı. Normal bir zaman olsa anlaşavilirdim ama şimdi iyi hissettiğimi sanmıyordum. Kızın elini onzundan ittim ve " müsait değilim " dedim tekrardan. Ama karşımdaki kız da en az benim kadar inatçıydı. "Müsait görünüyorsun. Ben gelmeden önce de sadece burada dikiliyordun zaten." Dediğinde daha çok sinirlendim "Seninle konuşmak istediğimi sanmıyorum" sesim sandığından daha yüksek çıkmıştı. Kız afallamış bir şekilde yüzüme baktı, ardından "sakin ol şampiyon sadece sama okulu gezdirmek için gelmiştim. Sen müsait olunca yanıma gelebilisin." Diyip yanımdan ayrıldı. O giderken ben sadece kafa sallamakla yetindim.
Ders zili çalınca yavaş adımlarla sınıfın yolunu tuttum. O sırada Deniz'i gördüm. Yanı da arkasaşıyla bana bakıp sırıtıyorlardı. Deniz'in sarıya yakın saçları vardı ve benden 20cm kadar uzundu. Yanlarına gitmemek için dirensem de bu çabalarım boşunaydı. Kendimi onların yanına yöbelttim. "Neye gülüyorsunuz?" Dedim. "Sana hesap mı vereceğiz biz ?" Bu sefer konuşan Deniz değildi onun arkadaşı olan Rüzgardı. Sınıfta çok konuştuğu için ismini öğrenmiştim. O s8rada Deniz'in kıkırdadığını duydum. Tam ona söylemek için bazı şeyler arıyordum ki omzumdaki bir el beni durdurdu "Deniz sanırım birilerinin senin bu yersiz gülmelerinle uğraşması gerekiyor. Sana gelince Rüzgar, senin biraz görgü dersine ihtiyacın var. İnsanlarla nasıl konuşman gerktiğini öğrenmelisin." Onzumu yanıma doğru çevirdim ve gördüğüm manzara karşısında afalladım. Bu bahçedeki kızdı. "Başkalarının konuşmasına izinsiz girmek ne kadar doğru günışığı?" Dediği anda hızlı bir şekilde Rüzgar'a baktım. İsmini bilmediğim ama öğrenmek istediğim kız bana baktı ve ne düşündüğümü anlam8ş bir şekilde başını iki yana salladı. "Onun ve benim aramda birşey olduğunu aklından bile geçirme. O sadece dalga geçiyor." Dedi ve ardından Rüzgara baktı. "İsmim Asel" dedi. Gülümsedim
Hep beraber sınıfa girdik. Hoca çoktan derse başlamıştı.sessizce yerlerinize oturduk. Günüm sandığımdan çok daha iyi geçmeye başlamıştı. Günüm daha yeni başlıyordu.
