Hayattan koptuğum, insanlardan kendimi soyutladığım bir zaman diliminde geçmektedir bu yaşananlar. Baştan söyleyeyim, normal bir tepki ve olay beklemeyin benden. Zaten günümüz dünyasında normal nedir baya bir tartışılır da neyse...
Ben yaşamım boyunca bir çok kez ihanete uğradım. İnsanlar tarafından. Özünde çok sevgi dolu biriydim de işte zamanla ve olaylar karşısında baya bir dibe çöktü seven yanım. Eskisi kadar insanlara inan ve güvenen biri değilim. Sanki bir tık olması gereken de buydu.
Yine bir gün hayattan kopmuşum, kendimi sürekli tekrarlar gibi hissettiğim zaman da hadi dedim bir yaşam belirtisi göstereyim ve farklı bir şey yapayım. Bir kursa yazıldım. Tiyatro kursuna, aslında uzun yıllardır istiyordum fakat hiç fırsat bulup denememiştim.
Yazıldım, sonra kursta bir süre işte tanışma olayları, sen kimsin? Ne iş yapıyorsun falanlar. Size bir şey söyleyeyim mi ben hiç bir zaman mesleğiniz nedir sorusuna net bir cevap veremedim. Hep değişti mesleğim, bazen eğitim danışmanı, bazen danışma vs. işte.
Bir kaç ders böyle geldi geçti, sonra tanışma esnasında biri dikkatimi çekti, bakışlarında kaybolmuşluk vardı sanki bakıyordu ama boştu. Daha dikkatli gözlemleyince ortak noktalarımızın olduğunu fark ettim. ikimizde yazmayı seviyorduk. Onunla ilk uzun sohbetimizi internet üzerinden yaptık. O dönem bir kitap yazıyordum, onun üzerine konuştuk. Bir an dedim ki kendi kendime "ne kadar güzel sesi var" saatlerce dinlerim. Hiç tanımadığınız insanlar her zaman daha cazip gelir, ya da en azından bana öyle geliyor. Sanki henüz keşfedilmemiş gizli bir ada gibi. Her ağacında ayrı bir meye var, her köşesinde ondan bir parça var gibi hissediyorum.
Tiyatroların güzel ve tehlikeli yanları vardır, en azından benim için öyle. Güzel yanı kendinizi keşfedersiniz. Neler yapabileceklerinizi fark edersiniz. Kötü yanları ise kendinizle barışmaya başladıkça geçmişinizle, yüzleşmeniz gerekir. Her insan gibi benim de acılarım, kaybettiğim insanlar var. Bir gün bir derste çok ağır bir konuyu işliyorduk, derste bir hastane odasını hayal ediyorduk, bir an her şey silindi, geçmişte kaybettiğim birini hatırladım. Gözlerim doldu, ve belki de hayatımın en zor dersiydi benim. Ders bittiği herkes çıktı. Ben biraz kendime geldikten sonra çıktık kurstan, neden bilmiyorum merdivenlerden inerken bir anlığına onun beni beklemesini istedim. Çok saçma değil mi yeni tanıdığınız biri için bunu düşünmek. Bence de fazlasıyla garipti. Fakat ne oldu biliyor musunuz ?
O kapıdan çıktığım anda o tam karşımda duruyordu. İnanamadım! Sonra sordum
- Sen neden buradasın?
- Seni bekledim dedi.
Sonra beraber yürüdük bir süre. O an onu kapıda görünce bir an için zamanın durmasını ve ona sarılmak istedim. Yapmadım. Sadece bu da neyin nesi diye düşündüm. Sanırım ilk kez ona karşı bir şey hissettiğim nokta buydu. Peki daha sonra neler olacaktı...
Devam edecek...