Bana göre rahatlık ve güzellik birbirlerine düşman bir ikilidir. Eğer güzelsen o en rahatsız elbiselerdir. Eğer rahatsan o en çirkin eşofmandır. Annem her zaman güzelliğime dikkat etmemi söyler ama ben rahatlığa düşkünümdür. Fakat Alice o rahatsız elbiselerden asla vaz-
Geçmez. Ve şuan sırtında kocaman bir zedelenme var. Elbisenin orayı zedelediğini söylüyor.
Alice, beni pahalıya benzeyen bir mağazaya götürdü. Elbiseler arasında en az bir buçuk metre var, klasik müzik çalıyor ve her elbise tuhaf şekilli mankenlerin üstünde duruyorlar. ‘Güzel ve rahat’ kıyafet aramaya başladım. Alice beyaz elbiseler tarafından büyülenmişti. Bu arada beni de kolay lokma sanmasınlar.
Ben hangi mağazada olayım. Güzel ve (azıcık olsa da) rahat kıyafet bulur ve alırım. Ve buldum! Mavi, güzel bir kazak ve altına tam olmuş daha koyu mavi bir etek. Dedim, beni kolay lokma sanmasınlar. Ama bu AWM sanırım biraz büyükmüş ve bir tane bile görevli yok. Fazlaca kıyafet var ama bir tane görevli yok! Sanırım kabini benim bulmam gerekiyordu. Öncelikle etek raflarından geçtim, sonra şapkalar reyonlarından sıvıştım, ondan sonra ayakkabılar ve… yine etekler! Farklı yerlerde neden iki etek reyonu olur? Neyse, ve sonunda kabinleri buldum. Giyindim ve harikaydım!
Çıktığımda Alice beni bekliyordu ve ben daha ne olduğunu anlamadan, ‘’Nasılım Tara?’’ diye sordu. Ben ne kadar iyiysem Alice her zaman benden sayamadığım kat kadar iyidir. Ama elbiselerde çok güzel duruyordu. Sadece ben onun kadar duramıyordum. Asla da olamayacağım sanırım…
Neyse. Kararlarımızı aldık ve istediğimiz elbiseleri aldık. Biraz (aslında çok) pahalı olsa da çok güzel görünüyorduk. Evlere dönmeden önce bir bankta oturup en yakın ve kaliteli takıcı ve ayakkabıcılara baktık. Yarın gideceğimiz yerleri planlayıp evlere döndük