‘’…Hadi Tara, hadi Tara! Koş.
‘’Ben ne yapıyorum ya, ben ne yapıyorum?’’
‘’Çenen yerine bacakların çalışsın. Hadi koş!’’
‘’Diyene bak sen? Bide bana sus diyor.’’
‘’Aha kaçırdık. Hepsi senin boş boğazın yüzünden!’’
‘’Saçmalama!…’’
Evet biz o gün feci bir şekilde koşuyorduk. Peki ne için? İki buçuk aydır hazırlanmaya üşendiğimiz mezuniyet balosu için koşuyoruz. Çok akıllı olduğumuz için (!) kıyafet yerine aksesuarlardan başladık ve teyzem Lia’nın takı dükkanına doğru koşuyorduk. Siz sonuçta onun teyzem olduğunu ve biraz daha dükkanının açık olabileceğini söylüyor olabilirsiniz. Ama Lia teyzem günde 9,5 saat takı dükkanında çalışır, 2 saat pizzacıda pizza yapar ve 1 saat evini temizler. Aslında eve fazla girmediği için evi de küçük ama 11,5 saat boyunca çalışması zaten onu çok yoruyor. Neyse. Ben Alice ile koşarken yine de şansımızı deneyelim dedik. Lia teyzem ayakkabısının düğümünü düzeltirken karşısına dikildik ve en tatlı suratımla konuşmaya başladım:
‘’Teyze, yarım saat dükkanı açabilir misin?’’
‘’Olmaz Tara, yarını bekleyin.’’
‘’Ama teyze, bu bizim için çok önemli. Lütfen sadece 30 dakikacık. Lüt…
‘’Hayır. Hem isterseniz internetten de sipariş edebilirsiniz. Hem de ucuza satıyoruz.’’
‘’Onlar 2 güne gelebilir mi ki?’’ dedi Alice. Üzülmüşe benziyordu.
‘’En az 1 haftaya ulaşır. Çok fazla sipariş var.’’
‘’Ama bizim 2 günümüz var.’’
‘’Sizinle uğraşamam.’’ dedi ve gitti. Alice ve ben orada öylece kalakaldık. Sonra Alice ‘’Tara, bence ilk elbise almalıyız.’’ dedi. Böylece bir kıyafet mağzasına gittik.