.
.
. ballarımaz beğenin yav aaaa
.
Bade yemek odasından çıktıktan sonra Giray'a döndü, Cesur.
"Ne oldu evde, Bade niye tek başına çıktı dışarıya, ağlamış bir de."
Bade'nin üzülmesini istemiyordu Cesur. O üzülünce içinde bir şeyler kırılıyordu. Daha çok konuşmak istiyordu kardeşiyle, ama kardeşinin kendisinden çekindiğini görüyordu.
Giray ve Sarp ile çekinmeden konuşuyordu. Kendisi ile de konuşsundu. Sırf konuşsun diye hiç gülmeyen adamın, gülümsemekten çenesi ağrıyordu. Gülmezdi ki Cesur.
"Pars ile tartışmışlar birazcık. Aşşağıya erken inseydim engellerdim."
Giray'ın ciddi olduğu nadir anlardandı bu an. O da çok sevmişti Bade'yi. Her vakit onun yanında olmak istiyordu. Kafa dengi bir kızdı.
"Ne demiş Pars, bana söylemedi. Sana söyledi mi?"
Gözlerini kaçırdı Giray. "Ona acıdığımızı falan söylemiş, hırsız falan da demiş galiba."
Kaşları çatıldı Cesur'un. Ne hakla böyle bir şey diyebilirdi kardeşi. O böyle öğretmemişti hiç birine. Demek ki bu kardeşi zordan anlayacaktı.
Giray abisinin sinirlendiğini görünce devam etti. Ama bu sefer sırıtarak.
"Pars'ın yüzündeki kızarıklığın sebebi ise şey, Bade tokat atmış"
Bu sefer küçük bir sırıtış belirdi Cesur'un dudaklarında. Kimin kardeşiydi işte. Asla şiddet taraftarı değildi ama, kardeşine güvenirdi. Boşuna kalkmazdı o el.
"Aferin benim kızıma" Diye mırıldandı Cesur.
"Bade zorluk çekiyor alışmakta. Dalıp duruyor sürekli. Yalnız bırakmayın onu tamam mı? Yalnız hissetmesin kendini."
"Tamam abi, hem sen demeden bile kardeşimin yanındayım ben."
Giray güldü. Abisi bu aralar hep gülüyordu. Sebebi ise eve gelen Bademcikti, bir tek o konuşunca gülerek cevap veriyordu. Kendisiyle konuşurken Nemrut suratlı oluyordu. Ama olsundu, eskiden hiç gülmezdi, şimdi ise bir nedeni vardı en azından.
Bir süre ciddi psikoloji sıkıntıları vardı Cesur'un. Eskiden yaşadıkları şeyler üzerine bir yük olarak kalmıştı. Yanında bir destekçisi yoktu. Sadece onu çaresiz anlarında bırakıp giden bir abisi vardı.
"Sen var ya sen. Kız sen Bade'yi bekliyormuşsun gülmek için. Bak şu tipe, adını duyunca bile yüzünde güller açıyor."
Şakarak bir sesle söylediklerine de güldü Cesur. Hayır olsundu, bu aralar çok gülüyordu.
Ayağa kalktı, çalışma odasına gitmek için. Bakması gereken dosyalar ve davalar vardı. Giray'ın yanından geçerken "Kes lan" Diyerek ensenine bir şaplak geçirdi.
"Ya abi, bak dua et Sarp değilsin." Parmağını sen görürsün der gibi sallıyordu. Tek kaşını kaldırdı Cesur.
"Sarp olsam ne olacaktı lan, hayırdır?" Konuşurken ciddi değildi Cesur.
Hâlâ yanan ensenini ovuşturdu Giray.
"Ne olacak abicim, bir şey olmaz. Hem ben Bademcime bakacaktım görüşürük sonra" El sallayıp yemek salonunda fırlayarak çıktı Giray.
Güldü Cesur, hem de gamzesini göstererek.
.
.
.
Giray Karaca'dan
Bade'nin kapısının önüne gelmiştim. Galiba kapının kendi kendine açılmasını bekliyordum. Salak salak bakmanın bir boka yaramadığını anlayınca kapıyı tıklattım.
Ses gelmedi.
Tekrar tıklattım, müsait olmayabilirdi. Sarp veya Pars olsa kapıyı tekmeleyerek girerdim ama, karşımdaki bir kadındı. Mahremiyet yani.
Azıcık bekledim. Belki banyoda falandır.
Derin bir nefes aldım. "Bade, müsait misin?" Diye seslendim içeriye.
Ses yoktu. Vücudumu bir panik dalgası yokladı. Kapının koluna asıldım, neyse ki kilitli değildi. İçeriye doğru ittim kapıyı.
Gözlerimi odada gezdirdim. Boştu. Bade neredeydi. Yatağı topluydu.
Balkonun kapısının açık olduğunu fark edince oraya doğru adımladım. Gözlerim balkonu taradı şahin misali.
Buradaymış benim canım kardeşim. Kapının yanındaki yer minderinde oturuyordu. Kulaklık vardı kulağında. Kafası eğik duruyordu, eğildim, yüzüne bakmak için.
Kapalıydı gözleri. Uyumuş muydu? Hava daha yeni kararıyordu ama. Erken uyumuştu. Yüzüne dikkatli baktım.
Göz çevresi kızarmıştı, yanakları ve burnu da öyleydi. Ağlamış mıydı?
Ya da soğuktan mıydı?
Soğuktan olmasını diledim. Ağlamasını istemiyordum. Kim isterdi canının canı yanmasını.
Telefonu elinden düşmüştü kucağına. Aldım yavaşça, ayıp olur muydu?
Bir kerelikten bir şey olmazdı bence. Uyanınca söylerdim baktığımı. Aramızın bozulmasını istemiyordum.
Ekrana baktığımda; bir adam ve küçük bir kız vardı. Bade miydi bu kız? Küçükken de çok tatlıymış.
Adamın kucağına duruyordu. Birbirine bakarak gülüyorlardı. Ama adam çocuğa çok değerli bir şeye bakar gibi bakıyordu. Gözleri parlamak bu oluyordu demek ki.
Abisi miydi bu adam?
Eğer bu kız Bade ise, ki büyük ihtimalle o. Bu adam ise abisi oluyordu.
Abisini özlediği için mi ağlamıştı? Keşke ayrılmak zorunda kalmasaydılar. Eğer yaşıyor olsaydı, asla kıskanmazdım. Bade çok seviyordu çünkü. Bunu her adı geçince parlayan gözlerinden biliyordum.
Adama baktım dikkatle. Yakışıklı bir adamdı.
"Söz veriyorum sana. Kardeşimizi her şeyden koruyacağım." Diye fısıldadım.
Kapattım ekranı, döndüm kardeşime.
"Bade, kız Bade kalksana"
Kalkmadı, bir kaç şey mırıldandı sadece. Pes etmek yoktu.
Yüzündeki saçları kulağının arkasına attım. Üşümüştü küçüğümün yüzü.
"Abicim, üşümüşsün ama. Kalk hadi." Diye mırıldandım.
"Abim, geldin mi? " Varla yok arası mırıldanmasından bir şey anlamamıştım.
Bir kaç kez daha dürttüm. Yok, kalmıyordu. Daha fazla kıyamadım. Yerimde doğrulup kucağıma aldım yan bir şekilde.
Yavaşça geçtim içeriye. Bade'yi tek dizime yaslayıp yatağı açtım. Açtığım yatağın içine yerleştirdim kardeşimi.
Üzerini örttüm sıkıca, sırtını kapattım. Yerimde doğrulmadan önce alnına küçük bir öpücük bıraktım. Ne kadar tatlı uyuyordu öyle. Sıcaklamıştı alnı. Isındı diye düşündüm.
Balkondan telefonunu ve kulaklığını aldım ve yandaki komidine koydum. Ardından odadan çıkıp kapıyı kapattım.
Eğlenmek için geldiğim yerden duygulu bir şekilde çıkmak üzmüştü beni açıkçası.
Çıkmıştı odadan Giray, arkasından kardeşinin döktüğü göz yaşını göremeden.
.
.
.
Kafamı kaldırıp seslenen kişiye baktım. Abimdi.
Hemen yerimde dikleşip sarıldım abime sıkıca. O da kollarını doladı sıkıca.
"Geldim abim. Çok özledim seni."
Neden hissedemiyordum. Abimin sarılışını hissedemiyordum. Niye?
Ağlamaya başladım bir anda. "Çok özledim abi seni, niye bu kadar geç geldin."
Hıçkırıklarım sarıyordu etrafı.
"Geldim ya işte Bade'm, bırakır mıyım ben seni?"
Bir hıçkırık daha.
"Ben çok özledim seni. Gelmeyeceksin sandım bir an."
Hıçkırık.
Kapalıydı gözlerim. Açtım, abimi görmek için.
Boşluğa sarılıyordum. Ne yapıyordum ben. Abim nereye kaybolmuştu.
Bir ses geldi. Kafamı kaldırıp baktım. Cenaze töreniydi bu. Buraya niye gelmiştik. Abim niye yanımda değildi. Bir arkadaşı mı ölmüştü. Onu mu uğurlamaya gitmişti.
"Şehit Adar Ulu"
İlerideki adamın konuşmasıyla ona döndüm. Ne demekti şehit.
Bir anda kadınlar belirdi önüme 'başın sağ olsun demeye başladılar'
İtekledim onları elimin tersiyle, ne bok yemeye gelmişlerdi yanıma. Abimi bulmam lazımdı.
Hızlı adımlarla ilerledim. Bir anda değişti hava. Etrafa baktım. Şehitlikti burası. Abim burada mıydı?
Gözüme ilişen mezara ilerledim. Birisi oturuyordu, arkası dönük. Mezar taşına baktım.
'Şehit Adar Ulu'
Arkasını dönüp baktı adam.
Abimdi bu.
Mezardaki kimdi o zaman.
"Neden gelmiyorsun Bade yanıma, üşüyorum burada. Kimse kalmadı etrafımda. Korkuyorum. Çok ıssız burası."
Bana bakarak geri geri yürümesiyle onu tutmak için ileriye adımladım. Arkasında uçurum vardı. Durmasını söylemek için ağzımı açtım. Konuşamıyordum. Sesim çıkmıyordu.
"Bırakma beni olur mu?"
Kendimi zorladım konuşmak için. Uyarmazsam düşecekti. Gidecekti tekrar.
"Gitme" Geriye, düşeceksin. Diyemedim. Kuru bir gitme idi işte.
Benden gitme, yanımdan gitme. Yalnız bırakma beni yine. Korkuyordum. Üşüyordum.
Daha hızlı gitti geriye. Yuvarlanmaya başladı. Gözlerim açıldı şokla.
GİDİYORDU.
KAYIP GİDİYORDU GÖZLERİMİN ÖNÜNDE.
"Abi"
Cevap gelmedi.
"Abi gitme abi!"
"Bade"
Abim değildi bu seslenen. Kimdi bu, sesi hem tanıdık, hem de oldukça yabancıydı.
"Bade, uyan güzelim kabus sadece"
"Abi" Diye mırıldandım, mezara doğru.
"Uyan abim, hadi"
Abim değildi bu ses.
Niye kapalı olduğunu bilmediğim gözlerimi araladım.
.
.
.
Yazar'dan( yani yıkık olan benden.)
"Ay Sarp yapıştın iyice, siktir git şuradan" Diye bağırdı Pars koluna yapışmış olan ikizine sinirle.
Göz kırpıştırdı Sarp. Uyukluyordu ya niye bağırıyordu yani şu an. Uykusu bölünmüştü. Ne vardı yani koluna yapışıp uyuduysa. Yumuşacıktı kolu, kafası rahat ediyordu.
"Ya ikizcim iki bir uyutmadın ya, dur az kestireyim. Daha Bade ile takılacağım"
Kafasını koluna sürten ikizine tezat, kurduğu cümle sinirlendirmişti Pars'ı. Her kelimesinde o kız olmak zorunda mıydı? Sevmiyordu işte onu, ama ikizi inatla ondan bahsediyordu.
Sarp'ın Kafasına şaplağı geçirdi Pars, acıyan kafasını tuttu Sarp.
"Ayı boku seni, olgunlaşmamış manda" Diyerek konuştu gözlerini kısarak. Ellerini de hareket yapıp duruyordu.
"Siktir git takıl kardeşinle. Sonra ağlayarak bana geleceksin nasıl olsa" Dedi Pars, kendinden emin bir şekilde.
Göz devirdi Sarp. Alayla baktı kardeşine. "Dikkat et sen gelme, nasıl kendimi affettirebilirim diye."
Sarp hep Pars'ın yanındaydı. Destekçisi olurdu, fakat bu haksız olduğu konuda onu savunacağı anlamına gelmezdi.
Ön yargısı gözünü köreltmişti. Daha kızı tanımdan saçma sapan laflar edip kırmaya çalışıyordu. Bir gün pişman olacaktı. Biliyordu Sarp. Ama geç mi kalırdı? orası meçhul.
İkizine kıçını dönerek oturdu Sarp. Telefonunu aldı eline. Bu sırada Giray girmişti içeriye. "Ohoo keyif yapıyorsunuz beni niye çağırmıyorsunuz?"
Alıngan bir sesle konuştu Giray, kardeşlerinin önündeki atıştırmalıklara bakarken. Sonra Parsa döndü.
"Pşt, hâlâ aynı mı lan düşüncelerin?" Diye konuştu alayla.
Göz devirdi Pars. "Sizin aklınız değişmedi mi asıl? Nasıl kanıyorsunuz her seferinde?"
İstemiyordu işte o kızı, neyi anlamıyorlardı.
Burun kıvırttı Giray, ardından telefona dikkatle bakan Sarp'a ilerledi. "Hayırdır lan, manit mi yaptın?"
Kafasını kaldırıp abisine baktı Sarp. "Yok abi be, Bademimim instayı stalklıyorum. A bu arada Bade nerede?"
Sarp'ı yan tarafa itekledi Giray, oturmak için. O da bakacaktı kardeşine. Otururken, "uyumuş" Diye cevapladı sorusunu. Kafa salladı Sarp, ekrana geri döndü.
@Ulu.Bade
Bulmuştu işte. Hesaba girdi. En son gönderi 2 ay öncesine aitti. Yani abisi göreve gitmeden önce.
(Asker kıyafetli bir adam ve ona sarılan bir kız hayal edin lütfen, resim koyamıyorum almıyor.?
@Ulu.Bade
yine bir ayrılık vaktindeyiz galiba
Bu sarılmanın süresini uzatabilir miyiz acaba asker beycim?
@Ulu. Adar
-uzatabiliriz bal kızım, ama gelince ;)
↓→ @Ulu.Bade -çok uzamasın ama olur mu? Özlerim çok
@askerbirmert
-uzatamayız efenim, daha ben varım sırada.
↓→ @Ulu.Adar -kes lan sesini
yorumlar sınırlandırıldı.
En son gönderisi buydu. Abisi göreve gitmeden önceydi tahminlerince. Son resimleri olmalıydı bu. Ekran görüntüsü aldı Sarp. Bade için önemli olanlar, onun içinde önemliydi.
"Aşşağıya in acızık onlara da bakalım"dedi Giray. Merak ediyordu kardeşinin resimlerini.
Pars'da yan gözle izliyordu onları. Asla merak etmiyordu. Bir sevgilisi ile çekilip atmıştır diye düşündü.
(Küçük bir kız ve abisini hayal edin lütfen. Resim koyamıyorum kabul etmiyor.)
@Ulu.Bade
biraz eskiler mi dersin?
Yorumlar kapatıldı.
Ne kadar tatlıymış kardeşleri. Saçları dalgalıymış küçükken diye düşündü, Giray. Belki beraber yaşasaydılar saçlarını çekerdi, Bade ise abisine şikayet ederdi kendisini.
"Abisi hep yanındaymış, özlüyor olmalı onu" Diye mırıldandı Sarp.
Kafasıyla onayladı Giray. "Kolay değil onun için. Alışmaya çalışıyor."
Elinden geldiği kadar destek oluyorlardı kardeşlerine. Pars konuştu, sinir bozucu bir sesle.
"Ne oldu, sevgilileri ile paylaşmamış mı resim?"
Kaşlarını çatıp Pars'a döndü, Giray. "Ne salak salak laflar bunlar. Ne sevgilisi, hem olsa bile sanane."
Sevgilisi olabilirdi, ona neydi. Genç ve güzel bir kızdı Bade. İlla ki olacaktı sevgilisi.
"Odamdayım ben" Diyerek kalktı Pars ayağa. Odasına giderken kaşlarını çattı. Ailesiyle arasını bozuyordu o kız. Bu evde bir fazlalık varsa o da oydu. Kendisi değil.
Bade'nin odasının kapısından geçerken duyduğu sesle duraksadı. Ağlama sesi gibiydi. Arada bir hıçkırıyordu. Mırıldanma tarzı sesler geliyordu.
Merak etti ama bakmadı. Umrunda değildi. Ne yaparsa yapsındı. Kendi odasına girip kapısını üstüne çekti.
.
.
"Lan Sarp, kalk lan Bademcime bulaşalım azıcık." Dedi Giray, kardeşini ayağı ile tekmelerken.
Kafasını salladı Sarp. "Bu kızı aynı evde olsak bile özlüyorum ya, normal mi?"
Göz kırptı Giray, ayağa kalkarken. "Normal normal, kalk hadi gidelim."
Sarp'ta kalktı ayağa. Üst kata doğru adımladılar birlikte. Badenin kapısına gelince, kapıyı tıklattı Sarp.
Ses gelmeyince Giray konuştu. "Uyuyordu en son. Uyanık değildir belki."
"Ee abi niye geldik o zaman, uyusun kız." Diyerek geri döndü Sarp.
İstemiyordu Giray, içeriye girmesi gerekliymiş gibi geliyordu. İçindeki bu hisse anlam veremedi. "Zaten yemek yiyeceğiz, kalksın işte."
El mecbur kafasını salladı Sarp. Aç olmalıydı kardeşi.
Kapıyı yavaşça araladı. Sessizce açtı. Açtıktan sonra içeriye girdi ikisi.
Kardeşinin yanına yaklaştı Giray. Sarp ise peşinden ilerledi. Yaklaştıkça yüzündeki yaşları fark etti Giray.
Sarp'a döndü hemen. "Ağlamış" Diye fısıldadı. Kaşları çatıldı Sarp'ın. Yüzü de kızarmıştı kardeşinin. Yorgana sıkıca sarılıp, ellerini de kenetlemişti.
Yüzüne düşen saçları geri itmek istedi Sarp. Fakat eli yüzüne değince sıcacık olduğunu fark etti. Yanıyordu kardeşi.
Gözleri açıldı şokla. "Abi ateşi çıkmış" Diye konuştu telaşla.
Giray hemen elini alnına koydu kardeşinin. Gerçekten çok sıcaktı. Ne zamandır balkondaydı. Soğuk almış olmalıydı. Ne yapması gerekiyordu.
"Koş abimi çağır hemen"
Koşarak çıktı odadan Sarp. Çalışma odasında davalara bakan Cesur'u çağırmak için.
Güzeline döndü Giray. Yorganı almaya çalıştı üzerinden. Ağlamaklı mırıltı çıkarttı Bade.
"Bade, abicim, hadi bak ver yorganı."
Verdiği ses sadece mırıltılardan ibaretti. Tekrar alnına koydu elini. Hâlâ çok sıcaktı. Saçları terden boynuna yapışmıştı.
Kapı hızla açılınca abisinin geldiğini anladı Giray, geriye çekildi abisine yer açma için.
Telaşla küçük kardeşine baktı Cesur. Ne olmuştu da bir anda ateşlenmişti kardeşi.
Yorganı çekti kardeşinin üzerinden. Sonra arkasını dönüp kardeşlerine baktı.
"Çıkın odadan, kalabalık olmasın, bana da bir bezle sirkeli su getirin."
Kafasını salladı ikiside, çıktılar odadan.
Bade yorganı tutuyordu hâlâ. Ellerini tutup yorgandan ayırdı Cesur.
"Abi." Duraksadı Cesur. Kendisine mi demişti? Yoksa rüya mıydı bu?
"Abi gitme" Demesiyle anladı. Bu bir kabustu.
Kapalı gözlerinden yaş aktı Bade'nin. Cesur dürttü kardeşini.
"Bade, uyan güzelim kabus sadece"
"Abi" Dedi tekrar.
Bir tepki vermedi Cesur. Ona demediğini biliyordu. Bade'nin akan göz yaşlarını sildi narince.
"Uyan hadi, ateşini düşürmemiz lazım."
Bu sırada Giray suyu bırkıp gitmişti. Kardeşini ağlarken görmek, isteyeceği son şey bile değildi.
Gözlerini kırpıştırarak açtı Bade. Karşısında gördüğü Cesur ile sadece bir rüyadan ibaret olduğunu anladı. Tekrar doldu gözleri.
Sıkıntılı bir nefes verdi Cesur.
"Bade, ağlama abicim. Daha çok çıkıyor ateşin. Hadi kalk ılık bir duş al"
Kafasını halsizce sağa sola salladı Bade. Kendisini yorgun hissediyordu. En son abisinin resimlerine bakıp, ağlayarak uyuduğunu anımsıyordu.
Cesur sırtından destekleyerek oturur vaziyete getirdi kardeşini. "Hadi güzelim, ufak bir duş sadece" Dedi, saçlarını boynundan çekerken.
"Üşüyorum, yorgan nerede." Gözlerini açmadan konulmasıyla, ufak bir öpücük bıraktı alnına Bade'nin.
"Duş al önce bebeğim. Geçecek söz veriyorum."
"İstemiyorum. Üşüyorum ya" Diye ağlamaklı sesle konuştu Bade.
Bunun böyle olmayacağını anladı Cesur. Kucağına aldı kardeşini. Bade ise sıcaklığı bulduğu için, Cesur'un boynuna gömmüştü yüzünü.
Banyoya ilerledi Cesur. El mecbur kendiside ıslanacaktı. Fakat bu umrunda olmadı, önce kardeşiydi.
Kendisine kene gibi yapışan kardeşini dizine yaslayıp suyu ayarladı önce. Yavaşça girdi duşakabin'in içerisine.
Bade hissettiği soğukla ağlamaya başlamıştı.
"Çok soğuk bu, üşüyorum abi" Sesi titreyerek konuşması, Cesur'un gözlerini doldurdu.
"Geçecek abicim, dayan azıcık."
İç çekti Bade, ağlamanın verdiği etkiyle. Gözlerini yumdu Cesur. Diğer kardeşleri de hastalanmıştı. Onlara rahatlıkla davranabiliyordu. Ama Bade başkaydı. Kıyamıyordu Bade'ye.
Üstünü çıkartması gerekiyordu Bade'nin. Ama kafasını bile kaldıramayacak kadar halsizdi Bade.
İş Cesur'a kalmıştı. "Öncelikle üstünü çıkartmam gerekiyor güzelim. Gözlerim kapalı merak etme."
Kardeşini geç, öncelikle bir kadın vardı karşısında. İzin almadan çıkartamazdı kıyafetlerini. Abisi olsa bile. Ama şu an durum farklıydı. Yapacak bir şeyi kalmamıştı.
Gözlerini kapattı usulca. İç çamaşırları hariç, dokunmamaya özen göstererek çıkarttı kıyafetlerini. Bade ise gözleri kapalı, Oturtulduğu mermerin üzerinde sıcaklamayı bekliyordu.
Biraz da olsa gelmişti kendine. Gözlerini açabiliyordu en azından.
Cesur'un gözleri kapalıydı hâlâ. Kardeşini duşakabinde bırakıp çıktı. Dolaptaki bornozu alıp geri döndü. Yine bakmadan giydirdi özenle.
Kucağına alıp yatağına koydu kardeşini. Gerisi Bade'deydi. O bir şey yapamazdı artık. Kardeşinin az da olsa kendine geldiğini fark edince konuştu Cesur.
"Bade, ben çıkıyorum güzelim. Üzerini giy, Sonra çağır beni tamam mı bebeğim?"
Kafasını salladı Bade. Cesur odadan çıkıp kapının önünde beklemeye başladı. Giray ve Sarp bekliyordu kapının önünde.
"Ne bakıyorsunuz lan, gitsenize odanıza. İyi Bade, azıcık düştü ateşi."
Abisine baktı Giray. Üstü ıslanmıştı hep. Duş aldırdığını anladı. Kendisi hasta olunca da aynısını yapardı hep. Islanmayı umursamayıp, ateşini düşürmeye çalışırdı. Bünyesi dülşüktü Giray'ın, hemen hasta olabilirdi.
"Abi önce bir üstünü değiş."
Kafa salladı Cesur. İki dakikada kıyafetlerini değiştirip geldi. Jet olmuştu bir anda. Kardeşlerini odalarına gönderdi sonra. İlgilenmesi gereken küçük bir kızı vardı şu an.
Bade kıyafetlerini giymişti. Giymeye çalışırken elini kolunu çarpmıştı hep. Açamıyordu gözlerini bir türlü. 'Hakiki boku yedim bu sefer', diye düşündü.
Islak saçlarına havluyu sardı halsizce. Kapıda Cesur abisinin beklediğini biliyordu. O yüzden kapıya ilerledi yavaşça. Yürümek ona bir eziyetti şu an.
Kapıyı aralayıp Cesur'a baktı. Cesur kapıyı daha çok aralayıp girdi içeriye. Önce banyoya ilerledi. Kurutma makinesini alıp kardeşine yöneldi.
"Otur bakalım, kurutalım saçlarını."
Sessizce oturdu Bade. Arada bir, gördüğü rüya geliyordu aklına. 'Üşüyorum' demişti abisi. 'Bırakma beni' demişti. Abisinin mezarına gitmesi gerekiyordu kısa zamanda.
Yavaşça kuruttu Bade'nin saçlarını, Cesur. Sonra bir tarak yardımıyla taradı. Elini alnına koydu kardeşinin. Yine ısınmaya başlamıştı.
"Hadi yat abicim" Dedi kardeşinin sırtından destekleyip yatmasını sağlarken.
Yatırdıktan sonra, yeni aldığı çarşafı örttü üzerine. Karın hizzasına kadar çekti.
Diğer tarafa geçip, komidinin üzerindeki kabı ve bezi aldı. Yavaşca sıktı suyu. kardeşinin alnına yerleştirdi. Ateşi çıktığı için kızaran yanlarına baktı bir süre. Bebek gibiydi şu an gözünde. Çocuğu ateşlenmiş de ona bakan baba gibi hissediyordu kendisini şu an Cesur.
Belki baba değildi ama, bir abiydi. Baba yarısı sayılırdı.
"Ne oluyor ya" Diye mırıldandı Bade. Kendine geliyordu. Ne olduğunu anlamıyordu şu an.
Gülümsedi Cesur. Sonunda kendine gelmişti kardeşi. Alnındaki kurumuş bezi alıp ıslattı, ardından tekrar yerleştirdi.
"Ateşlendin abicim biraz, ama şimdi iyisin."
Göz kırpıştırdı Bade. Ateşlenmiş miydi? Kendisi hatırlamıyordu. Kafasını salladı ardından.
"Öyle derler genelde." Diye mırıldandı Bade.
Anlamadı Cesur. "Ney derler" Galiba henüz kendine gelmemişti kardeşi.
Güldü Bade



