vıdıbıdıvıdı
Tamama konuştuk sayalım ve bölüme geçelim.
.
.
.
Yüzüme değen sıcaklık ile gözlerimi açtım, Güneş yüzüme yansıyordu. Kaşınan gözlerimi ovuşturup yattığım yerden doğruldum.
Ayaklarımı yataktan sarkıtıp, ayağa kalktım. Yavaş adımlarla, odamda bulunan banyoya doğru adımladım.
Hâlâ uykum varda fakat, uyuyamazdım. Banyodaki işlerimi halledip, aynanın önüne geçtim.
Uyumaktan, göz altlarım şişmiş, yüzümdeki yastık izi hâlâ şeklini koruyordu. Yüzüme bir kaç kere soğuk su çarpıp, banyodan çıktım.
Dolabımın önüne gelince, rahat bir eşofman takımı çıkartıp giyindim. Üzerimdeki günlük kıyafetleri alıp kirli sepetine atmıştım.
Giyinmem nihayet bittiğinde, yatağımı da toplayıp, odadan çıktım.
Ev çok sessizdi, ne bekliyordum ki.
Artık abim yoktu, ne yapacaktım. Tek başıma bu evde de kalamazdım, çalışmıyordum, belli bir yerden bir gelirim de yoktu.
Evet mert abi vardı ama her şeyi o yapamazdı.
Merdivenlerden inip mutfağa gelmiştim, içeriye baktığımda, Çilek teyzenin sessizce kahvaltı hazırladığını gördüm.
İçeriye adımladım,
"Günaydın Çilek teyze" Dedim, neşeli tutmaya çalıştığım bir sesle, iki gündür bizim evdeydi. Ona çok şey borçluydum.
Yanlız bırakmamıştı beni.
"Günaydın bade'm, uyuyabildin mi yavrum." Diye sordu merhametle.
Gülümsedim.
"Uyudum, uyudum" Diye mırıldandım.
Uyuyamamıştım aslında, kabus görmüştüm sürekli.
"Tamam kızım, otur sen sofraya yemekler hazır." Yavaş adımlarla masaya doğru geçtim, hep oturduğum sandalyeyi çekerek oturdum.
Mert abi neredeydi. Görmemiştim kalktığımdan beri.
"Mert abigördün mü teyze?" Diye sordum meraklı bir sesle. Salatalıkları tabağa dizerken cevapladı beni,
"Gelir kızım şimdi, işleri vardı az"
Kafamı onaylar anlamda salladım ve önüme döndüm. Mutfağın girişinden gelen sesle kafamı oraya çevirdim.
Mert abim gelmişti, üztünde üniforma vardı.
Karargah'a gitmişti muhtemelen.
"Oo bademcik, uyanmışsın sonunda" Dedi alayla.
"Uykularımı mı sayıyorsun mert abi, çok ayıp." Dedim ayıplarcasına. Kafasını iki yana sallayıp tebessüm etti.
"Yok kız, takılıyorum sadece." Dedi, yanımdaki sandalyeyi çekip otururken.
Kafamı iki yana sallayıp önüme döndüm, Çilek teyze de bu sırada, pişirdiği menemeni önünüze koyup, karşı sandalyeye oturmuştu.
"Hadi başlayın bakalım, bitecek hepsi."Canım yemek istemiyordu, hiç bir şeyi.
Gözlerimi etrafta gezdirirken, abimin sandalyesine kaydı bakışlarım. Orada oturmak için, hep kavga ederdik.
"Bade" Mert abinin seslenmesiyle ona doğru baktım, üzgünce bakıyordu bana. Bakmasındı öyle niye üzülüyordu bana.
"İki gündür doğru dürüst yemiyorsun abicim, ye hadi bir şeyler." Aç gibi hissetmiyordum. Onları üzmemek için menemenden bir çatal aldım ve ağzıma attım.
Mert abinin gözlerine baktım 'oldu mu' der gibi, kafasını salladı ve yemeğine geri döndü.
Köşede duran salatalıktan attım ağzıma, sonra da ekmeğin içine biraz menemen koyup yemeye başladım.
"Bade, yemeğini yedikten sonra konuşalım mı biraz?" Konuşan Mert abiye döndü bakışlarım.
"Konuşalım abi." Dedim ekmeğimi yemeye devam ederken. Yemek nihayet bittiğinde, Mert abiye döndüm. Çayını kafaya dikip, ayağa kalktı.
"Hadi, gel" Dedi, bana doğru dönüp. Kafamı sallayıp ayağa kalktım ben de.
Salona geldiğimizde, ikili koltuğa oturduk yan yana, Mert abiye baktım, konuşması için. Elinde bir kaç tane zarf vardı. En büyük olanı bana uzattı. Anlamayan gözlerle ona bakıp konuşmaya başladım.
"Bu ne abi"
Kafasını kaşıyıp, gözlerini kaçırdı.
"Abinin vasiyeti ve sana yazdığı mektup." Elimdeki zarfa baktım. Ne yani abim bana mektup mu yazmıştı. Gözlerimin dolamasını engelleyemeden açtım zarfı. Çoğu şeyin değişeceğini bilmeden.
☪
Bal badem'e
Bade'm, bal kızım. Biliyorum gittiğim için kızgınsın bana,yanlız bıraktım seni, ama affet olur mu? balım.
Seni çok seviyorum bunu hep bil olur mu? Bunca yıl hep vicdan azabı çektim. Her yüzüne baktığımda anne, baba'ya hasret bir çocuk görüyorum. 4 yıl önce, karargah'a gelen bir adam senin öz olmadığını ve seni kaçırıp bize verdiklerini söyledi. İnanmadım, inanmak istemedim. DNA testi yaptırdım, Negatif çıktı.
Sen benim öz kardeşim değilmişsin. Ama kan bağı önemli değil sen de bunu biliyorsun. Belki bencillik bu yaptığım, seni gerçek ailene vermek istemedim, tek ailem sendin ve seni de kaybetmek istemedim.
Özür dilerim. Öz aileni araştırdım, seni onlar bırakmamış, kaçırmışlar seni.
Artık ailenin yanına git bade, belki geç oldu. Ama hâlâ anne, babaya haşretsin biliyorum. Sen bunları okurken ben seni yukarıdan izliyor olurum. Önce Allah'a sonra da kendine emanetsin bal kızım.
Adar'ın Bade'sine
(Mektuplar konusunda biraz, hatta bayağı acemiyim o yüzden pek takmayın kötü olduysa, düzenlemeye çalışırım geliştikçe jkssnssklsms)
☪
Sol gözümden bir damla yaş süzüldü, yanağıma doğru. Mert abiye döndüm.
Onunda gözleri dolmuştu.
"Gerçek değil, değil mi?" Diye fısıldadım. Yükses sesle konuşursam ağlardım büyük ihtimalle.
"Keşke yalan diyebilseydim, kardeşim." Dedi düz bir ses tonuyla. Elindeki diğer iki, zarfla oranla daha küçük olan kağıtları uzattı.
İlk, Kağıdı gösterip "bunda gerçek ailenin adresi var" Diğer kağıdı gösterip "bunda da abinin, senin üzerine bıraktığı hisseler var." Dedi.
Uzanıp gerçek ailemin adresinin yazdığı Kağıdı aldım, ne hissetmem gerektiğini bilmiyordum. Abim öz değildi, bunca yıldır her şey yalandı. Abime kızmıyordum, o da haklıydı. Tek varlığım o'ydu.
Kağıdı yavaşça açıp içinde yazanlara baktım.
Mardin.
Karaca konağı.
Ad: Berzan
Soy ad: karaca
Ne yani, Mardinli miydim ben?
Aşiret çıksak ne gülerim he.
Acaba, kimdi bu Berzan denilen adam. Babam mıydı? Umrumda değildi.
Şaka gibiydi, ama güldürmüyordu.
"Gitmek istemiyorum." Dedim. İfadesizce, gidemezdim. Abimin şehitliği buradaydı, onu yanlız bırakamazdım. Hem ev vardı.
"Bade, biliyorum bırakmak istemiyorsun burayı, ama onlar senin ailen. Bir şans vermelisin." Dedi merhamet barındıran bir ses tonuyla.
Anlamıyodu, gitsem bile, belki onlar beni istemezdi. Ne belliydi.
"Ne diyeceğim abi, beni kaçırmışlar bebekken, geri geldim mi?" Diye sordum.
Kafasını iki yana salladı. "Belki seni arıyorlardır Bade. Niye üstten bakıyorsun. Hem ben senin yanındayım, yanlız değilsin."
"Abim burada ama" Dedim üzgün bir sesle.
"Bade, abine bağlı yaşayamazsın. Bunu biliyorsun değil mi?"
Kafamı yukarı aşşağı salladım. "Ya istemezlerse beni." Diye sordum kuşkuyla. İstemek zorunda değillerdi yani.
"Geri geliriz abicim, yaşarız beraber." Rahatlatıcı bir tonda konuşuyordu. Zaten beraber yaşıyoruz, demek istesem de sustum.
"Tamam." Kabul ettiğimi belirttiğimde kafasını sallayıp, kollarını iki yana açtı.
"Abin burada olmasa da, bir abin daha var unutma bunu Bade'm." Boynuna doladığım kollarımı daha da sıkılaştırıp yüzümü omzuna gömdüm.
Saçlarımı okşayıp, omzuma bir öpücük kondurdu.
"Hadi bakalım, yeter bu kadar, kalk bakalım." Benden ayrılıp masadaki kağıtları aldı. Ayağa kalkıp elini uzattı bana doğru. Uzattığı elini tutup bende ayağa kalktım.
"Ne zaman gideceğiz?" Diye sordum.
"Yarın gidebiliriz, iznim var yarın." Diye, cevapladı sorumu.
"Benim işim yok, gidebiliriz. "
Merak ediyordum açıkçası. Nasıl kaçırılmıştım, ailem vardı, Annem ve Babam var mıydı mesela? Madem kaçırlılmıştım, Benden bu kadar kolay mı vaz geçmişlerdi. Aramamışlarmıydı hiç.
Kafamda çok soru vardı, ve bu beynimin içine ediyordu. Neşeli olamaya çalışıyordum, bazen kendimi kaybediyordum. Sanki abim şehit olunca, yaşam devam etmiyormuş gibi, kapatmıştım kendimi. Hele ki en acısı,
Abimin tabutu düzdü.
Bazen, diyorum keşke bilmeseydim bazı şeyleri, anlamasıydım gördüklerimi.
Ben düşüncelerimle boğulurken odamın önüne gelmiştik.
"Sen dinlen istersen, yarın erkenden çıkarız" Diye konuştu Mert abim.
Ona döndü bakışlarım. Uykumu almıştım zaten. Kitap okurdum herhalde.
"Uykum yok abi, kitap okuyacağım." Kafasını sallayıp yandaki, kendi odasına girdi.
Bende kendi odama girdim. Dolabımın yanındaki, orta boylardaki çantayı aldım, dolabımın kapağını açıp da ne alabileceğime baktım. Sonunda karar verip bir kaç takım kıyafet seçmiştim, bir de iç çamaşır falan.
Banyoya geçip oradan da bir kaç makyaj malzemesi aldım. Ölü balık gibi mi gezseydim dışarıda yani.
Çantam hazır olduğunda, çalışma masamın üstüne koydum. Sonra görmem falan, göz önünde olsun.
Odadaki bir kaç dağınıklığı toplayıp, odadan çıktım. Mert abi gitmiş miydi?ona bakmak için odadan çıktım.
Mert abinin odasının önüne geldim ve kapıyı tıklattım. İçeriden 'gel' komutunu alınca kapıyı açıp içeri girdim. Banyodan çıkmıştı galiba, saçları nemliydi. Üzerine baktığımda üniforma olduğunu gördüm
"Çıkıyor musun"diye sordum, gözlerimi ovuştururken. Yanıma yaklaşıp ellerimi gözlerimen çekip konuştu,
" Çıkıyorum bebeğim. " Dedi, yumuşak bir sesle.
"Tamam o zaman. Ben de kitap keyfisi yapacağım." Diye mırıldandım. Yaklaşıp anlıma öpücük kondurdu.
Ay düşerim ama.
"Tamam Bademcik oku bakalım, akşama doğru gelirim ben zaten, sen dinlen yarın yoğun bir gün" Sonlara Doğru ciddileşmişti. Kafamı salladım 'onaylar' anlamda. Yanağına kısa bir öpücük kondurdum.
"Görüşürüz" Dedim, işaret parmağımı ve orta parmağımı birleştirip silah yapıp anlımda koyarken.
Tebessüm edip aynısını yaptı ve kapıya doğru ilerledi.
"Görüşürüz"
Odadan çıkıp, mutfağa doğru yol aldım. Bir kahve iyi giderdi, mutfağa geldiğimde, kahveyi alıp, kahve makinasına koyup olmasını bekledim. Bir tabak çıkartıp içine bir kaç atıştırmalık koydum. Kahve makinası ötünce, oraya doğru yöneldim. Olmuştu. Kahveyide bardağa koyup, çıkarttığım tepsiye koydum hepsini.
Derin bir nefes alıp tepsiyi kucakladım. Oturma odasına gelince, tepsiyi ortadaki sehpaya bıraktım. Kapının yan tarafında olan kitaplığa yöneldim. Hangi kitabı alabileceğine baktım. Bu kadar kitapı ne zaman almıştım be. Gözüme ilişen kitapla elim üst rafa uzandı.
Bir idam Mahkumunun son günü.
Abimin sevdiği kitap...
Gözümün dolmasını engelleyip kitabı elime aldım ve koltuğa geri geçtim. Bir yandan da kahvemi yudumluyordum.




