merhaba arkadaşlar bu kitabı yazarken yanımda olan herkese teşekkür ederim:)
lütfen okuyup oy verir misiniz (•ө•)♡
Bu hikaye perinin anlattığı gerçek bir peri masalı.
Periler gerçektir benim dünyamda ve çiçeklerin bakımını onlar yapar. Bu dünyanın yönetimini ben yapıyorum ve evet bir periyim çiçek perisi . Buradaki diğer periler bir çiçeğe bakmakla yükümlüdür.LOTUS perisi ise Nilüfer çiçeğine bakıyordu ama bir şey olmuş, haberini geç aldım . Nilüfer aşık olmuş. Bir yusufçuk böceğine. Nasıl oldu anlamadım. "Offf yaaa " diyormuş onu, düşünüp duruyormuş.
Aşk Nilüfer çiçeğinin köklerini yakıp kavuruyormuş...
Bitmek bilmeyen bir acıymış bu. Hayat hep onu üzüntü ile karşılamış. Sevgiyi tadacağı zaman önüne engeller konmuş ve o engeller onun gözünü kör etmiş.
NİLÜFER;
~Okula yeni başlamıştım. 9.sınıfa adapte olmaya çalışıyordum ama pek iyi değilim bu konuda. Derslere önem versem de çoğu kez başaramıyordum. Notlarım çok iyiydi ama bunu da çok çalışmaya borçluydum. Öğretmenler tarafından da sevilen biriydim bu yüzden. Arkadaş Bulma konusunda da iyidirim sanırım çünkü kimseyle küsmem ve kötü olmazdım. İnsanlar da beni sever tabi sakin biri olduğum için. Ne de olsa yeni bir ortama girmek herkes için zordur ve bu benim için de zordu. Yeni kişiler, yeni düzen, yeni okul, yeni arkadaşlar, yeni duygular.
Matematik hocasından notlarımı almaya gidecektim ikinci teneffüs. En sevdiğim ders olması hocasını da çok sevmeme sebep oluyor. Canım hocamda beni çok sever. Bir sonraki ders matematik ise hazır olmuş bir şekilde beklerim. Anlamadığım konularda yardım isterim. Bir çok kez de tekrar ederim. Matematik çalışırken zevk alırım. Yani kısacası matematik hayattır.
Fizik dersinden çıkıp birinci merdivenlere yönelince oradaki kalabalıktan dolayı ikinci merdivenlere yöneldim. Çünkü okulumuz çok büyük ve çok fazla sayıda öğrenci bulunur. Ben de genelde az insanın olduğu yerlerde bulunmayı severim. İnsan daha rahat davranıyor etrafındaaz insan olunca. İkinci merdivenler de genelde az kişinin kullandığı yerlerden biriydi.
Rahatlamıştım çünkü orası daha boştu ve ben insan sevmiyordum.Tam köşeyi dönmüştüm ki kafamı birine çarpmışım. Çarpmışım diyorum çünkü insanlar niye bu kadar çok bu okulda diye düşünürken oldu bu. Kafamı kaldırıp bir baktım çarptığım şeye. Yeşil kolej ceketli yakışıklı biri . Altını çizelim biraz yakışıklı olduğu konusunda. Çocuğa bakakaldım.Olayın şokuyla ne yapacağımı bilemezken *PARDON*dedi. Oysa ona ben çarptım o niye pardon diyorki. Daha yeni okuluma alışamamışken şimdi de rezil olmuştum. Çocuk bana ben çocuğa bakarken.Ben arkamı döner dönmez merdivenlere kaçtım, evet arkadaşları ve kendisinin arasından utançla kaçtım. Çünkü ben aptalın tekiyim. "Rezillerin efendisi." Evet tam olarak buyum. İşimi hallettikten sonra gün boyu sınıftan çıkmadım. Sonra da acele bir şekilde çıktım okuldan.
O gece onu düşündüm hep . Sesini yani pardon deyişini her harfine kadar düşündüm. Sonra aklıma ondan arkama bakmadan kaçtığım geldi. Utançtan uyuyamadım. Sağa döndüm sola döndüm onun kim olduğunu belki de tanıdığım biridir veya ileride tanışacağım biridir diye düşünürken uyuya kalmışım.
Sabah kalktım gene her zamanki rutini tekrar ettim. Elimi yüzümü yıkadım , üzerimi değiştirdim , annemin bağırması üzerime süslenmemi bırakıp kahvaltıya indim , güzel bir kahvaltı ettikten sonra okul yolunu tuttuk. Okula vardığımda hâlâ o vardı aklımda . Okulda ondan başka yeşilli olmadığından kolay bir şekilde buluyordum onu.Her yerde aramama sebep olsa da o beni aramıyordu. Ben ondan hoşlanıyordum ama o? İlk defa gördüğü birine anında aşık olmasını beklemiyorum tabi ki. Zaten bunun olması imkansız falan olmalı. Belki de değildir. Kafa karışıklığı ile okula geldim.
