Yola çıkmamızın üzerinden yaklaşık 20 dakika geçmişti ve hepimiz Barış'ın açtığı arabesk şarkılar yüzünden olmayan aşk acımızla dertlenmiştik.
Telefonumla oynamayı bırakıp derin bir iç çektim ve bakışlarım Alper'e çevirdim. Pür dikkat arabayı sürüyordu, ama daha çok bir şeyler düşünüyor gibiydi. Böyle sessizken gergin ve acı çeken bir yüz ifadesi vardı.
"Neden bakıyorsun?" demesiyle ona bakmayı bırakıp bakışlarımı tekrar önüme çevirdim.
"Yok bir şey."
Düz bir sesle "söyle lütfen" dedi.
Derin bir nefes alıp hislerimin etki altına aldığı düşüncelerimde aklımı kurcalayan soruyu sordum.
"Alper, bana hiç yalan söyledin mi?" Bir an için gözlerini yoldan ayırıp yüzüme baktı ve tekrar başını çevirerek "Birçok kez" dedi.
Kaşlarımı çattım, arka koltuklarda hareketlenme olmuştu. Barış ve Buse şaşkınlıkla Alpere bakıyordu, ama sanki konunun sadece ikimiz arasında olduğuna karar kılmışlar gibi müdahale etmediler.
"Ne demek istiyorsun Alper? Bana yalan söylediğin ne gibi şeyler var?" diye sordum, sesimdeki hayal kırıklığı ve öfke kendisini fazlasıyla belli ediyordu.



