Selamun Aleykum🤭💗
Ben Büşra. Wattpadden bu kitabı okuyanlar beni bilir.. Yeni gelen kardeşlerimede hoşgeldiniz derim 🥲
Umarım beğenirsiniz.
Size iyi okumalar😉
Desteklerinizi bekliyorumm 🥹
Buraya başladığınız tarihi yazabilir misiniz?
Besmele ile başlayalım.🥹🌸
🦋بِسْــــــــــــــــــمِ االلهِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم🦋
Es-Selamu Aleykum..🫶🏻
Ben deniz Lena.
En az bu kadar kötü giriş olabilirdi.
Neyse adımı neden Lena koydular hiçbir fikrim yok ama ismimi çok severim.
Lena.. Gün ışığı anlamına gelir. Çaktırmayın bir çok anlamı var ama ben bu anlamını daha çok seviyorum.
Gün ışığı...
Bugün günlerden cuma ve bizim ev halkı gene toplandı. Bende odadan gizli gizli çıkacakken annemin sesi beni durdurdu,
"Lena." omuzlarım yenilgi ile düştü,
"Efendim anne?"
"Nereye gidiyorsun?" çay bardağını uzatarak, "Hele iki dakika çayımı doldurda gel."
Yok.
Yani gına geldi zırt pırt çay doldurmaktan. Hani kişi başı her bardağa 5 lira alsam koşa koşa gider doldururdum da oturup kalkmaktan yoruldum. Surat asarak bardağını almaya gittim. Yani bir bardak için bunları yaptığımı sanmayın ama Zeynep Sultan sırf ben odadan çıkmayayım diye elinden ne geliyorsa yapar, buda onlardan biri.
Annem yüzünü ekşiterek,
"Ay Allah'tan bir bardak çay istedim. Görende ne istedim sanacak."
"Anne bir şey mi demişim?"
"O yüzün öyle söylemiyor ama." Sırf kavga etmemek için cevap vermedim ve sessizce
bardağı elime alarak mutfağa doğru gittim. Annemin çay bardağını doldururken mutfağın kapısı açıldı. Kafamı kapıya doğru çevirdiğim de yengemi gördüm ve tebessüm ettim ama Hira yengemin yüzünde endişeli bir hal vardı.
"Lena."
"Efendim?"
Yanakları kızarmıştı. Utandı mı? Ya da başka bir şey mi oldu? Kaşlarımı çatarak,
"Bir şey mi oldu?"
Dudakları titredi.
"Evet."
Durun, bende olaya bu kadar hızlı giriş yapmayı beklemiyordum.
Demliği hızlıca yerine bırakarak, elimi belime koydum. "Hayırdır inşaallah?"
"Söyleyeceğim ama sessiz ol."
Daha da merak ederek,
"Ay yenge tamam."
"Ben-" dediği an mutfağın kapısı sertçe açıldı.
Reklamlar...
Kesinlikle içeriye abim olacak Efe girmişti. Bakışlarımı arkama doğru çevirdim ve evet, yanılmamışım. Gözlerini kısarak bize baktı,
"Ne yapıyorsunuz siz?"
Bende "Asıl sen ne yapıyorsun? Yavaş girsene ödümüz koptu burada!"
"Sanane kardeşim, el benim değil mi?"
İki saniye boş boş baktım sonra tam ağzımı açacakken durdurdum kendimi. Bu Efe için ağzımı yormaya değmez. Göz devirerek önüme döndüm. Ona Efe diyorum çünkü aramızda bir yaş var.
Yengemin ya korkudan yada söyleyeceği şeyden dolayı mı bilmiyorum ama elleri titriyordu. Elini tutarak "Sakin ol." diye fısıldadım. Gözleri dolmuştu. Kıyamam acaba ne oldu? Kalbim korkudan hızlı hızlı atmaya başladı.
Efe bir yandan kendine su dolduruyordu bir yandanda bize tip tip bakmayı ihmal etmiyordu.
"Kamera nerede? Hangi sahneyi çekiyorsunuz?"
Aval aval suratına baktım.
Ya bu nasıl benimle aynı kandan?
DNA testi şart.
Ben tam ağzımı açıyordum ki yengem olaya dahil oldu..
"Efe.. Buradan çıkabilir misin? Özel bir şey konuşuyoruz."
Efe bakışlarını kaldırmadan, "Estağfirullah yenge, sorman kusur. Hemen çıkıyorum." diyerek mutfaktan çıktı. Bak bak hareketlere bak, ben deseydim ağzımdan burnumdan getirirdi.
Yengeme bakınca gözlerinden yaşların firar etmeye başladığını gördüm. "Ay Yenge!" Onu hemen arkada ki sandalyeye oturttum.
"Dur bekle, su vereyim."
Buzdolabından soğuk bir su çıkartıp bardağa doldurdum tam arkamı döndüm ki Yengem,
"Hamileyim." dedi.
Bende Namık Kemal..
Ve güm.
Bardak elimden düştü.
Gözlerim fal taşı gibi açıldı, "Ne?!" diye bağırdım.
Kafasını sallayarak, "Evet, hamileyim."
İstemsizce benimde gözlerimden yaşlar akmaya başladı.
Hira Yengem, normalde kısırdı ve uzun yıllar tedavi görüyordu..
Rabbime şükürler olsun..
Artık dualarımız kabul oldu.
Yengem hamileydi.
Hemen koşarak ona sıkıca sarıldım.
"Yenge, bu.. Bu çok güzel haber." Hıçkırarak, "Elhamdülillah..."
"Emre Abime söyledin mi?"
"Hayır, bu gece eve gidince söyleyeceğim, inşaallah."
Dayanamadım. Yine sıkıca sarıldım.
"Ne zaman öğrendin?"
"İlk önce hissettim biliyor musun? Anne olunca hissedersin demek buymuş meğer." Tebessüm ettim. Rabbim sana hamd olsun.
Sonra devam ederek "Hala adet olmamıştım. Sonra mide bulantılar olmaya başladı derken hemen doktorumu aradım beni çağırdı sonra yanına gittim ve..." cümlenin devamını getiremedi çünkü mutluluktan ağlıyordu ki
bende öyleydim. Hemen masanın üzerinde duran peçeteliği ona uzattım ve kendime de peçete aldım.
Artık bende hala oldum. Bu düşünce ile içim kıpır kıpır oldu. İçten bir şekilde,
"Allah'ım, bu yavruyu İslâm fidanlığında biten güzel bir fidan olarak büyüt, islâmî hayatta ebedî ve sabit kıl." diye dua ettim.
Yengemde, "Amin." dedi. Hemen ayağa kalkarak yeniden ona bir bardak su doldurdum, o suyu içerken, ortamda ki dram anı bozan,
"Kız Lena. Nereden geliyor bu çay? Rize'den mi?" diyen annemin sesi geldi.
Gözlerimi devirerek, "Yenge sen içeriye git. Anneme bardak kırdığımı söyle hemen yeniden doldurup getiriyorum."
Yengem derin bir nefes alarak, "Tamam." dedi ve ayağa kalktı. O kalkınca bende ayağa kalktım. Sonra aramızda anlamsız bakışma anı geçti ve gülerek yeniden sıkıca sarıldım.
"Hadi, git artık." dediğimde kıkırdayarak mutfaktan çıktı.
Bende kırdığım bardağı kaldırmaya başladım. Son bir parçayı acelece kaldırırken yanlışlıkla elimi kestim.
"Ah!"
Tabii alel acele davranırsam olacağı buydu.
Yüzümü buruşturarak elimi yıkadım. Çok derin değildi ama annem kızmasın diye hemen orayı toplayıp yeniden çay doldurdum. Sonra içeriye koltuk odasına girdim.
Annem bana bakarak,
"İki rekat şükür namazı kılacağım şimdi."
"Allah kabul etsin." dediğimde göz devirdi.
Bu kadın göz devirmeyi nereden öğrendi?
Şaşkın şaşkın anneme bakarken "Sen göz devirmeyi nereden öğrendin?"
"Lena. Hatırlatırım, benim kızımsın."
Cevap olarak bende göz devirdim.
Annem ise, "Hele hareketlere bak hele."
Arkadan Efe, "Utanmıyor musun göz devirmeye, he?" dedi.
Bende durur muyum?
"Sanki sen anneme karşı melek gibisin." diye yapıştırdım cevabı.
"Anne bak senin bu kızının dili uzamış."
"Sanane benim kızımdan, o benim kızım."
Efe'ye yandan bir bakış atarak,
"Aldın mı, cevabını?"
Efe oturduğu yerden bana dil uzatmak ile kaldı. Sonra bende koltuğa oturarak yengeme baktım, eli karnındaydı.
Ay yerim. Şapşik. Bana bakarak tebessüm etti, bende ona.
Annem Efe'ye bakarak, "Oğlum hele şu çöpü at gel yoksa ev kokmaya başlayacak."
Efe mızmızlanarak, "Ya anne hayır. Lena ne güne duruyor gitsin o atsın."
Bende hemen karşı çıkarak, "Yeter banane hep ben çöpü atıyorum, bir kerede sen at."
"Banane atmıyorum, zorla mı?" diyerek ayağa kalktı, odadan çıkarkende, "Ben duş alıyorum." dedi ve koşarak banyoya girdi.
İstemsizce annemle bakıştık.
Kafasını hafiften sağa eğdi. Hadi kızım sen at dercesine. Bende oflayarak ayağa kalktım.
"Tamam bari elimi sarayım sonra."
"Eline ne oldu?"
"Yanlışlıkla kestim."
"Derin mi?"
"Yok önemli bir şey değil." diyerek odadan çıktım.
Mutfağa girip elimi sargı bezi ile sardım. Aslında çokta büyük yara değil ama su değince yanıyordu. Ardından feracemi giyindim telefonumuda cebe attıktan sonra çöpü alarak dış kapıya yöneldim. Ayakkabımı giyerken annemin sesi geldi,
"Telefonunu aldın di mi?"
"Evet." dedim ve merdivenlere yöneldim. Hızlıca aşağı indim.
Dışarıya çıktığımda yüzüme soğuk hava çarptı. Sokakta ürkütücü bir şekilde sessizlik hakimdi.
Tabii saat olmuş, akşam on buçuk herkes evinde. Bizim evin hemen karşısında olan çöp konteynırın yanına doğru gittim ve çöpü attım.
Birden telefonum titremeye başladı. Sessizdeydi, büyük ihtimalle annem arıyordu. Telefonumu çıkarttım ve ekranda
Özel Numara yazıyordu.. Afallayarak ekrana baktım kim bu saatte beni özel numaradan arayabilirdi?
Açıp açmamak ile git gel yaşadım ama en sonunda açtım.
"Alo." dedim ama ses gelmedi yine bir kaç kez tekrar ettim ama ses gelmeyince kapattım. Kendi kendime "Hayır olsun... Herhalde yanlış numarayı aradılar." diye mırıldandım..
Telefonumu cebime koyacakken üstten bir bildirim düştü.
05***: Sol eline ne oldu, GünIşığı?
İlk bölümü beğendiniz mi?
Bölümleri texting şekilde yazıyorum ama daha sonra uzatmaya karar verdim.
yani şimdilik bölümlerimiz kısa.
Fakat şimdilik (:
İlk bölüm kullanılan kelime sayısı: 1169.
Selametlee🦋🦋
Alak Suresi, 8.
”Şüphesiz dönüş ancak Rabb’edir.”