Naz’ın anlatımıyla Gözlerimi açtığımda her şey karışıktı. Karanlık… ama aynı zamanda ışıkla doluydu. Azil’in elini tuttuğumda, kalbimde hem korku hem de güven bir aradaydı. Kendi nefesimi bile duyamıyordum; çünkü bu diyar… nefes almayı bile şekillendiriyordu. — Azil… fısıldadım, sesi kendi içimde yankılanıyordu. — Ben… bu gücü kontrol edemiyorum. Ama Azil’in bakışı… — Ben buradayım, dedi. — Seninle birlikteyim. — Korkmana gerek yok. O an içimde bir his büyüdü. Karanlığın pençesinden kurtulamayan bir parça… Ama Azil’in kararlılığı onu yok etti. Onun ışığı, benim ışığımla karıştı; gümüş-siyah gözlerimiz bir anda bir bütün oldu. Uyanan arkamızda belirdi. Sadece izliyordu. Ama bu kez tanrı gibi, çocuk gibi ya da bir hiçlik olarak değil… Bizim bağımızı test eden bir gözlemciydi. Ve farkındaydım: O, hâlâ tehlikeliydi. — Naz… dedi. — Seni gölgeye tamamen bağlamadan önce… bana kalbini göster. Kalbimi… ona mı göstermeliydim? Ama Azil yanımdaydı. Ve ben artık korkmuyordum. — Ben… dedim, sesi titreyerek ama kararlı: — Karanlığımı da… ışığımı da… seninle paylaştım. Uyanan başını salladı. — Tamam… dedi. — Ama bil ki, bu bağ sizin kaderinizin kilidini açtı. — Ve artık ne sen ne de o… sadece kendiniz değilsiniz. Azil’in elini tuttum. Parmaklarımız birleştiğinde gölgeler etrafımızdan kaybolmaya başladı. Ama bu kayboluş, bir yok oluş değil… Bir dönüşümdü. Biz bir bütün haline geliyorduk. — Azil… dedi fısıltıyla. — Seni… hissedebiliyorum. — Artık senin karanlığın benimle… benim ışığım seninle. O an bir huzur dalgası içimi sardı. Ama ardından bir uyarı geldi—Uyanan’ın fısıltısı: — Bu bağ hem güç hem zayıflık… — Sizi kimse ayıramayacak, ama bir yanlış adımda… her şey yok olabilir. Gözlerimizi birbirimizden ayırmadan yürümeye başladık. Gölge diyarı artık korkutucu değildi. Çünkü karanlık ve ışık birlikte bizimleydi. Ve ben anladım: Azil ve ben… ayrı olamazdık. Ama bu, sadece bir başlangıçtı. Uyanan sessizce geri çekildi. Gözlerindeki gülümseme… hala tehlikeli ama şimdi anlamlıydı. — Siz kazandınız, fısıldadı. — Ama bu oyun daha bitmedi. Azil bana baktı. — Naz, dedi. — Bu bağ… seni her ne olursa olsun koruyacak. Ben gülümsedim. Ama o gülüş… hem huzur hem savaşın başlangıcıydı. Ve biz… gölge diyarının sınırlarını, kendi irademizle aşmaya devam ettik. Gölge diyarının kalbindeydik. Her adımımızda zeminde çatlaklar büyüyordu; gölgeler fısıldıyor, yankılanıyor, bizi test ediyordu. Ve oradaydı—Uyanan. Tam karşımızda, gümüş ve siyah gözleriyle, kollarını açmış bir şekilde duruyordu. Sanki bizi bekliyordu, ama aynı zamanda meydan okuyordu. — Azil… Naz… dedi yavaşça. — Beni geçmek istiyorsunuz… ama bu sınav sadece güçle ilgili değil. — Bu bağ… sizden bir parça almak için bekliyordu. Azil’in karanlığı titredi. Ama bu sefer öfke değildi; irade ve koruma arzusu vardı içinde. — Ona dokunamazsın! dedi, sesi gölgelerden yankılandı. — Naz’a zarar veremezsin! Naz ışığını parlatıp adım attı. Gözleri gümüş-siyah, ama kararlı ve sakin: — Beni test etme, Uyanan. — Artık benim gücüm… ve benim iradem… Azil ile bir. Uyanan bir gülümseme yayıldı yüzünde. Ama bu gülüş artık tehdit değil, meydan okuma taşır gibiydi: — O zaman görelim… — Bağınız ne kadar güçlü? — Gerçekten birleşebildiniz mi? Bir anda gölgeler yükseldi. Zeminden fışkıran karanlık, gökyüzüne kadar uzandı. Ama Azil’in gölgesi de yanıt verdi, parlayarak gölgeleri kesti. Naz’ın ışığı ile birleşti; parıltısı karanlığı yarıp bizden uzaklaştırıyordu. Uyanan saldırmadı; bekledi. Ama gözleri… her hareketimizi ölçüyor, analiz ediyordu. — Tek güç yetmez… dedi. — Birlik ve güveninizi göstermelisiniz. Azil bana baktı. — Naz, dedi. — Hazır mısın? Başımı salladım. — Hazırım. Elimizi birbirimize kenetledik. Göz göze geldik. Ve o an bir enerji patlaması oldu: Karanlık ve ışık birbirine karıştı; gölgeler çığlık attı, ama yok olmadı… dönüşüm geçiriyordu. Uyanan geri çekildi, gözlerini kırpmadan izledi. — İşte bu… dedi fısıldayarak. — Bağınız gerçek. — Ama son bir adım kaldı. Bir anda diyarın ortasında bir portal belirdi; içinden yoğun bir enerji akıyordu. — Bu, sınavın kalbi… dedi Uyanan. — İçine girmelisiniz. — Ama dikkat edin… her adım, hem bağınızı güçlendirecek hem de en derin korkularınızı ortaya çıkaracak. Azil ve ben derin nefes aldık. — Birlikteyiz, fısıldadım. — Ne olursa olsun… birlikte geçeceğiz. Portalın içine adım attığımız anda, gölgeler sanki canlı bir duvar gibi üzerimize geldi. Ama Azil’in karanlığı ve benim ışığım birleşti. Korku dağıldı, güç arttı, ve biz… birbirimizin tam anlamıyla parçası olduk. Uyanan sessizce geri çekildi. — Eğer geçerseniz… dedi. — Dünyalar sizin olacak. — Ama düşerseniz… hem gölge hem ışık… sizi yok edecek. Azil ellerimi sıktı. — Yanındayım, dedi. — Ve seni asla bırakmayacağım. Naz başını kaldırdı, gümüş-siyah gözleri parladı: — O zaman… başlayalım. Ve biz, gölge ve ışığın birleştiği güçle, nihai sınavın kalbine yürüdük. Dünya, bizden önce hiç bu kadar dengeli ama bir o kadar tehlikeli bir enerji görmemişti.
Bölüm 7
6. Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.