Normal de çalmayacaktım ama alışkanlıktan elim zile gitti. Çok gecikmeden abim kapıyı açtı.
Yüzümü görünce deliye döndü.
" Ne oldu? Kim yaptı bunu? Daha ilk günden kavga mı ettin?"
Bazen benim bir suçlu değil onun kardeşi olduğumu unutur böyle sorguya çeker gibi art arda sorular sorup dururdu.
" Sorgu bitti mi? Bittiyse koğuşuma gitmek istiyorum."
Odama doğru giderken beni durdurdu.
" Hiçbir yere gitmiyorsun!"
" Emin misin?"
" Ne olduğunu anlatmadan odana da dışarıda gidemezsin! Otur şuraya ve anlat! HEMEN!"
" Off!"
Salonun ortasında ki masanın etrafında duran sandalyelerden birine oturdum. O da karşıma oturdu. Ve sorgu başladı.
" Ne oldu? Kim yaptı bunu? Neden yaptı?"
" Ben gayet iyiyim Komiser Kemal Bey (!). Bir şeyim yok. Ufak bir anlaşmazlık oldu ama hallettik çözüldü her şey. Sıkıntı yok yani."
" Sorduğum soruların cavapları değildi hiçbiri."
" Of abi! Yeter artık! Hep bekliyorum ' Acaba ne zaman sorguya çektiği bir suçlu değil abi sevgisine abi korumasına muhtaç bıraktığı küçük kız kardeşi olduğumu hatırlayacak?' diye ama hiçbir zaman bana abimmiş gibi davranmıyorsun! Küçük kardeşini seven, benim çok sevdiğim Kemal abim değil, benim evde olmasından hiç memnun olmadığım Kemal Komiser. Yeter artık. Tamam ikimizde zor zamanlar yaşadık ama sen bana daha zorunu yaşatıyorsun. Ben yıllardır abimin yaşadığını bildiğim ve yanı başımda bedeniyle bulunduğu hâlde ona ulaşamıyorum. Sanki ruhu ölmüş ama bedeni sağ gibi tamam mı? Beni anlıyor musun?"
Şaşırmıştı. Beklemediğini biliyordum. Ama gerçekten yeterdi artık.
" Tamam. Beni çok istediğim okula yazdırdın. Tamam güvenliğim için elinden geleni yaptın. Tamam sağlığıma önem veriyorsun ama sadece bedensel. Ruhsal sağlığım umrunda değil. İçimde ne yaşıyorum? Sen eve geç geldiğinde ne düşünüyorum? Sen görevdeyken içimde neler yaşıyorum? Bir kere gülümsedim diye hep gülümseyecek değilim. Anlık bir mutluluk yaşadım diye hep mutlu olacak değilim."
" BUGÜN O OKULA GİTTİN DİYE HEP GİDECEKTE DEĞİLSİN! BUNU BİL ÖYLE KONUŞ!"
Afalladım. Böyle bir yükseliş beklemiyordum. O devam etti.
" Bak, seni üzmek istemiyorum ama eğer böyle davranmaya devam edersen ikimizde çok üzüleceğiz. O yüzden sakin ol artık."
"Abi bu sana son uyarımdı. Eğer bir daha bana suçluymuşum deliymişim gibi davranırsan-"
" NE OLUR?! EVİ Mİ TERK EDERSİN! İNTİHAR MI EDERSİN! KAÇAR MISIN! YAP! YAP HADİ! NEREYE GİDECEKSİN Kİ! NEREYE GİDEBİLİRSİN!"
Sesini çok fazla yükseltmişti.
" Beni bu kadar hafife alma abi! Eğer bir daha bu konuşmayı yapmak zorunda kalırsak görürsün o zaman nereye gidebildiğimi!"
" Sen abini tehdit mi ediyorsun?!"
Masadan hızla kalkıp odama gittim ve ağlamaya başladım.
Doktorun buz koyduğu bileğimi yine morartmak için iyice sıktım. Canım çok acıyordu. Bu yüzden ağlamaya başladım hem de bağırarak. Abimse her gece duyduğu sesler olduğu için alışıktı. Bu yüzden gelip bakmadı. Bense o gece boyunca sadece ağlayıp bileğimi sıktım. Sabaha kadar morarmıştı zaten.