Nirvanna, kedisi Cyra'nın yanına oturup kendi kendine mırıldandı.
"Bence bir kereden bir şey olmaz öyle değil mi Cyra? Sonuçta daha önce bir çok kişi bunu yaptı, ve yapıyor. Gerçek dünyayı görmek istiyorum. İnsanların onları bizden ayıran özelliklerini merak ediyorum. Bir kereden zarar gelmez evet, tamam, gece yarısından sonra sızacağım. "
Nirvanna çok emindi. İnsanların arasında sızmak o kadarda kolay bir şey değildi. Çünkü insanlar arasında yüzlerce vampir avcısı vardı. Evet krallıktan belirli kişiler sızıyordu bir tek insanların arasına hatta yaklaşık 23 tanesi yakalanmıştı. Evet yanlış değil yaklaşık 23 kişi...
Ama bu Nirvanna'yı etkilemezdi. Saat gece yarısına yaklaştığında Nirvanna kapüşonlu pelerinini giyinip cebine küçük bir bıçak koydu. Odasından sessiz ve dikkatli adımlarla arka kapıya doğru yürümeye başladı. Alt kattan çıkacaktı merdiven inmek istemediği için. Şatonun hemen zemin katındaki arka kapıdan çıktı ve yanındaki haritaya görə yolunu çizdi. Evet haritayı hazırlamıştı bile.
"Evet o taraf." "Evet bu taraf." diye diye sonunda bir sokağa vardı. Etrsf karanlık, kuytu ve sessizdi. Sokak lambalarından bazıları çalışmıyordu. Nirvanna normalce ilerlerken aniden önünde siyah bir siluet belirdi. Nirvanna refleks olarak dengesini kaybedip siluetin kollarından tuttu.
Peki... O da kimdi?
