Öncelikleee sakın tanıtımın masumluguna kanmayinnn bu hikaye asla masum bi ask hikayesi degilll ozellikle erkek karakterin agzindan okuyunxa anlicaksiniz ama ona da daha var unutmayin burada bu hikayede guvenebileceginiz kimse olmasim Eylul defneye bile cunku hikayenin sonunda maskeler dussede gizli maskeleri goremiceksiniz
Neuse uyaridmm bebsiler bu hikayede akliniza mukayet olun kecilerinizi kacirmayin ardunyalarlada arkadas olmayin LANQŞQNQPQKQĞAQŞANŞWQŞAMQŞWM neyse
Basliyoruz ama once bıraya baslama tarihinizi birakin
_________
Saçlarımı son kez okşadım.
Evet son kez, çünkü kesileceklerdi. Küçüklüğümden beri asla dokundurtmamıştım saçlarıma. Ama
Herkes kesilmiş halinin daha çok yakışacağı ve yeni bir hayatın başlangıcı olarak değerlendirmem gerektiğini söylüyordu.
Birde bunu ben Üniversite sınavından 2 gün önce yapacaktım. Eğer çok kötü olursa ne halt edeceğim konusunda bir fikrim yok.
Alisa yine arayınca, mecburen açtım.
"Ya kızım nerdesin sen? Biz kuaförün önünde bekliyoruz seni, az kaldı sıra bize gelecek. " Dedi, bende diyordum bu gün bir şey eksik. Meğersem bu günki azarımı işitmemişim.
"Ay tamam, Alis, az relax. Saçlarıma veda etmeden nasıl gelebilirdimki?" Desemde dinlememişti.
"Ya başlayacağım senin vedana! çabuk giy o ayakkabıyı, çık dışarı! " Dedi.
"Ay tamam ya" Diyerek kapattım telefonu.
Üzerime, gri eşofman, belimi kapatan bir uzun kollu ama ince bir bordo tişört geçirdim. siyah spor ayakabılarımı, ayakabı kutusundan çıkarttım.
Çanta almadım yanıma, telefonumuda cebime attığım için gerek duymadım.
E beni saç kesimine zorlayan arkadaşlarımdı. Kuaförün parasınıda onlar ödesindi.
Kuaför çok uzakta değildi, ama işlek bir caddedeydik ve ben karşıya geçeceğim diye, Azrail ile dans ediyordum. Tam araba yok geçeyim diyorum, son saniye son hız araba geçiyor, ufak çaplı kalp krizi geçiriyordum.
Sonunda bitti bu işkence diye sevinirken, omzumu delen bir dağ ayısı, mağradan inememiş, kış uyksuundan çıkamamış o ayı herif bana çarpmadan önce. Yani kardeşim ne bu acelen?! Mesela sen geçeceksin diye ben arkamdaki çocuğu ezsem suçlu kim olacaktı? Ben!
"Salak mısın sen be! " Dedim çirkef çirkef.
Adam, değil cevap vermek dönüp bakmadı bile. Neyseki yüzünü gördüm. Eğer bir kaza olsaydı birisinin üstüne suç atmam lazımdı değilmi? Tamam, bu yalandı. Çünkü kalıplı bir adamdı. Hani kalıbına bakınca, insan yüzünüde görmek istiyor.
Ama ayı olmasa iyi çocukmuş.
Ben düşüncelerimden sıyrılıp, kuaföre gelince yine ecel terleri dökmeye başladım. Uzun bir süre uzun saç kullanmıştım, peki ben şimdi kısa saça nasıl alışacaktkm?
Düşüncelerimi okuyan Aliss, hemen koluma girdi.
"Buraya kadar geldikten sonra, kaçmak yok hanımefendi. " Dedi, oysa ben arkamı dönüp kaçmayı hedef bilmilştim.
Alisanın yanındaki Alicanda, Alisaya içi gider gibi bakıp bakıp duruyordu.
"Ay tamam, en âşık sensin Alican. " Dedim, Alisa koluma sille çaktı tabi.
"Sanane evde kalmış. En azından biz âşık olduk, Umut bey naptı?" Dedi Alican.
Ama istemeden zaafıma basmıştı.
Yada isteyerek. Umut, lisenin 2. Yılında hayatımın aşkı sandığım, ama hayatımın hatası olan çocuktu. Grubumuzdaki, Tuğba adlı bir kaşarla aldatmıştı beni. Yeni yeni unutmuştum.
Alisa, benim daldığımı görünce, Alicanın kafasına sille çaktı.
"Sen malmısın, Alican? Kız zaten yeni unuttu. Ayrıca ben hâlâ kadın kadının yurdu olması gerekirken, Tuğba kaşarının, kurt olmasınıda aşamıyorum."dedi sonra bana ters ters baktı.
"Sen bir daha neden bu kızla barıştın bide? Hani sana demediği kalmadı, yapmadığı kalmadı. Neden barıştın? " Dedi
"Ay sus, Alisa. Ben kimseye öyle kinli kalamıyorum. Biliyorsun. " Dedim
Ters ters baksada uzatmadı.
"Hazır gelmişken, saçlarımıda kızıla boyatıp, öyle keselim bence. " Dedim
"Annen kızmazmı? " Dedi Alisa tereddütle.
"Ay o kadın kızsada, artık napabilir? Reşit olalı çok oldu. " Dedim saçlarımı savurdum.
Sonra girişe gittik, Kuaförün. Sonrahangi işlemlerin yapılacağını sordu. Ben kızıla boyatacağımı söyledim.
Ama arkadaşlarım, kesim yapılacağınıda söyledi.
Ama bilmedikleri şey, kesimin kahkül olacağıydı. Evet ilk saçlarım kızıl olacak kesime geçtiğimizde, sadece kahkül kesip gideceklerdi. Sonra da grubumuzun diğer kalanları gelecekti.
Kızıla boyanırken, Alisanın gizemli abisi aradı, abisine gizlemli diyorduk çünkü ne kendisini görmüştük, nede adını biliyorduk. Alisa dışarı çıktı konuşmak için.
Abisi, öyle gizliydiki hani, bazen onu Motoruyla almaya geldiğinde bile görmezdik. Sadece kalıplı sırtına aşk dolu bakışlar atabiliyorduk. Çünkü sırtı harbi büyüktü ve benimde zaafım vardı..
Saçlarım kalçamı geçtiği için, haliyle zor olacaktı saç boyama kısmı.
Bu sırada grubun geri kalanı gelmişti.
Tusem, Taner, Caner ve Arda. Taner ve Caner ikizdi. Tusemde kız kardeşleriydi ama aralarında 1 yaş vardı. Arda ve Alisa çocukluk arkadaşıydı. Tabi Alicanda öyle, üçü çocukluk arkadaşıydı. Açık olmak gerekirse eğer konu ilgi alanım değilse, dışlanırdım. Çünkü ben onlarla çocukluk arkadaşı filan değildim. Lisede toplanmıştık.
Ama aynı okula gitmiştik, ilkokulda filan, bazılarının ailesi ailemle tanışıyordu. Ailem iyiyken, yani beni ihmal etmeyip, sevdikleri zamanlar. Ailem, Ailelerine giderdi. Mesela Alisanın Annesi ile çok yakındı annem. Ama biz hiç tanışmadık. Çünkü ben o zamanda, 3'lü arkadaş grubum vardı. Ve onlarla aynı mahalledeydik. Her Allahın günü buluşurduk. Eve geldiğimde ise yorgunluktan uyuya kalırdım.
Annem saçlarımı öperdi. Severdi. Belkide bu yüzden kesmek istemiyordum.
Sonunda saçlarım, tamamen kızıla boyanmıştı ve sarılmıştı. Yarım saat ile bir saat kala gelip yıkanacaktı.
Çok sıkılmıştım ki, Alisa gelmişti.
Alican, Arda ileyken Tusem, Taner ve Caner üçlüsü ayrılmazdı zaten.
Bazen fazlalık gibi hissediyordum kendimi. Fazlasıyla büyük bir fazlalık.
Tam bu sıra, Alisa yanıma oturdu. Kuaförde beklemekden daha sıkıcı bir şey varsa, oda yalnız beklemektir.
"Neden bu kadar durgunsun, Eyo? " Dedi
"Saçlarımın idam edilişlerini izleyeceğim, halay çekememmi gerekiyordu? " Dedim sitemle.
"Alt tarafı bir saç yani, ben kendi saçımı keserken, böyle değildim. " Dedi
ne zaman yanımıza geldiğini anlamadığım, Tusem, konuşmaya dahil oldu.
"Evet, sen fergat figan olay çıkartıp, saçlarına yaklaşırlarsa, kendini öldüreceğini söylemiştin. Anca sakinleştirici iğne ile durdurabildik seni. " Dedi
"Saçlar anıları saklar, belkide bu yüzden kesmek istemiyorsunuz. " Diyince ne kadar haklı olduğunu fark ettim.
Telefonuma bir bildiri düştü. Büyük ihtimal annemdi, sınav hakkındaydı. Tehtit ediyor olmalıydı beni. Eğer sınav kötü geçerse, kendime yeni bir ev bakmam ile ilgiliydi. Bunu anlamak için mesajına bakmaya ihtiyacım yoktu.
"Kesmeyeceğim saçlarımı, eğer Sınav kötü geçerse keserim. " Dedim bakışlar bana döndü ve sanki herkes, bizi buraya boşunamı getirdin diye bakıyorlardı. beni bakışlarıyla ezdiler.
Alisa, benianlıyormuşcasına başını sallasada, benim kararıma sinirlenmiş olmalıydı.
"Neyse, arkadaşlar zaten bir kızıl, Eylül göremeden ölürsek, gözümüz açık giderdik. " Dedi Alisa. Ortam yumuşadı hemen.
Ordaki çırak kız geldi, ve saçımın artık yıkanamsı gerektiği söylendi.
Onu dinledim ve takip ettim onu.
Sonra saçlarımı açtık ve masaj yapa yapa yıkayınca, mayıştım orada ben.
Yani bacım, saç mı yıkıyorsun yoksa insan mı uyuturyorsunuz. Şahsen beni kendinize bağlıyorsunuz. Her bakıma buraya geleceğimden emindim artık.
Saçlarım bitince, kurutup düzleştirmeye başladılar saçlarımı.
E uzun saç tabi bu işlem şakasız, 1 saat istedi.
Kuaförden çıktığımızda, hepimiz derin bir nefes aldık.
Akşam oluyordu.
"Kütüpahneye geçelim, sınava 2 gün kaldı, ne yaparsak kâr. "Dedim
Caner ve Taner mırın kırın etti ama onlarda geldi, Tusem bizden 1 sınıf küçük olduğu için, o bizden ayrıldı.
Normalde de zaten ders çalışmayı sevemeyen bir kızdı. Fırsatları değerlendiriyordu. Onun yerinde olmak isterdim. Ama olduğum tek yer, testlerle dolu olan kütüpahneydi.
Saatlerin ardından.
Herkes gitmişti, çünkü artık saat gece yarısıydı. Normalde burada kütüphaneler olduğundan daha erken kapanır, ama eğer sahibi arkadaşınızsa orada yatıp kalkabilirdiniz.
Benimde hedefim buydu.
"Ah, beynim uyuştu sanki" Diye mırıldandım.
Ama duramazdım, durdukça birileri beni geçecekti, ve ben bunu ne zaman aklıma getirsem, hırslanıyordum. Fakat öyle olmadı. Yavaşça gözlerim kendiliğinden kapandı.
Uykunun tatlı, masum çağırışları beni manipüle etti. Direnemedim, o kadsr güçlü değildim ama.. Sanki farklı şeyler vardı. Ben normalde sabah kadar çalışmadan, uyuyakalmazdım. Kahve almadan önce saate baktığımda, saat 00.25'ti
Bir dakika, kahve! Kahveyi içtikten sonra, uyku bastırmıştı. Dayanamıyordum. Gözlerim kapalıydı, ama zihnim direniyordu.
Sonra ise derin bir bilinmezliğe ve karanlığın lanetine hapsoldum . . .
İlahi bakış açısı.
Gece yarısıydı artık. Sokaklar kapkaranlıktı. Adeta günahkâr olmaya davet ediyorlardı.
Adamda, sokakların davetini reddetmeyecekti. En büyük günahkârı olup, minik kurbanının, yprgunluktan uyuya kalmış bedenine baktı. Tabiki aptal yorgunluğu onu henüz uykuya daldırmazdı. Kütüphanenin sahibi, kuzeniydi. Ortaklarından biriydi bu kütüphanenin. Bu ortaklık sayesinde, kahvesine yüksek dozda, uyku ilacı verebilmişti Adam.
Adeta, avı gözleri önünde onu davet ediyordu. Normalde bu daveti asla reddetmezdi. Ama onun için çok başka planalrı vardı. Ve düzen takıntısı olan bir adam, kendi planından çıkmayacaktı.
Tekrar baktı avına, masumdu. Huzurluydu. Ama onun yanında bçyle olmamalıydı. Onun yanında huzura yer yoktu. Sevgiye veya merhamete yer yoktu. Ama bu kızda bol bol vardı. Eğer bu kızı hâlâ istiyorsa, onu tammalamasına izin verecekti.
Ama bunada hiç niyeti yoktu. Onun avları sadece ölümü beklerdi.
Ama beklenmedik bir şey yaptı. Masanın üstündeki telefonu aldı, ve kızın cebine yerleştirdi.
Sonra kızı yavaşça kucağına aldı. Onu kütüphaneden çıkardı ve yavaşça, günahlara ev sahibi olan sokaklardan, geçirdi o kızı.
Hep kız demişti ona. Kadın gibi bakmamıştı. Bakmamalıydıda. O bir avdı, olmasa bile ondan yaşça büyüktü. Bu uygunsuz olurdu.
Ama çoktan zihnini ele geçiren şeyler vardı. Mesela hiç bakmadığı dudakların, ne kadar hoş bir pembe olduğunu. Veya kızıl saçlarının, tenini nasıl yaktığını.
O, güzel bir avdı.
Ama avdı. Bunu unutmamalıydı.
Ve artık, kadının evindeydi. Kapıya bırakıp zili çalsa, uykusu bölünürdü. Ve büyük ihtimalle Ailesinden azar yerdi.
Avı'na, ondan başka kimse kızamazdı, sevemezdi, sinirlenemez veya âşık olamazdı. O, onun avıydı. Ona kimse dokunamazdı. Kıskanç mıydı? Fazlasıyla. Ona ait olan onundu. Kurbanıyla işi bitene kadar onundu. istediğini yapar, başkasının istediği bir şeyi yapmasına engel olurdu. Olamazsada onu öldürürdü. Ona dokunamazlardı.
Avına ondan başka kimse dokunamazdı. Dokunmayı düşünemezdi. O, ona ait bir avdı.
Başka kimse ona ait olduğunuda düşünemezdi. EylülDefne Ardıç, onun tatlı bir avıydı.
Düşünceleri arasında, apartmana girdi adam. Kadının ceplerine baktı, ve anahtarı kolaylıkla buldu. Yılların verdiği tecrübe ile, sessizce açtı kapıyı.
Odasının yolunu ezbere bilirdi. Odasına götürdü.
Yatağa yatırdı, ayakkabılarını çıkartıp, baş ucuna koydu. Çıkmadan önce,kendisinden beklemediği bir şey yaptı. Bunu asla daha önce yapmayı planlamamıştı.
Plansız yaptığı her işim sonunda, sinir krizi geçirip etrafına zarar verirdi. Lakin böyle olmadı.
Nazikçe yanağından öptü.
Daha önce, hiç bir kurbanını öpmemişti. İlgilenmemişti. Bu kızda farklı olan neydi? Sonra düşünecekti. Öncelikle yakalanmadan gitmeliydi buradan.
Sonra bir anda ışıklar açıldı.
Adam olduğu yerde kalakaldı.
____
OH COK SUKUR BİTTİ
NASİLDİ???