Ben Selin yeni okuluma geleli neredeyse bir hafta olmak üzere, bugün gene her zamanki gibi bir gündü yani gene lanet olası bir sabah. Okula gitmek için hazırlandım ama heyecanım yoktu, çünkü gene aynı erkek grubu gene benle uğraşıcaktı ne dertleri varsa artık benimle.
Her sabahki gibi güzelce hazırlandım ve okula geldim. Gelir gelmez yanıma geldiklerini gördüm okul müdürünün oğlu Burak ve onu aptal arkadaşları. Grubun lideri Buraktı kolejin sahibi ve müdürü olan Ayhan beyin oğluydu bütün egosunun sebebide buydu zaten okulun sahibi olmasıydı. Onları görmemiş gibi yapıp adımlarımı hızlandırdım biran önce sınıfa gitmek istiyordum ama başaramadım Burağın önüme dikildiğini gördüm.
Burak:"Nereye gidiyorsun ezik bize selam vermek yokmu?" dedi alay eder gibi. Bu çocuktan nefret ediyorum. Bişey demedin gitmek istedim ama izin vermedi
Burak:"duymadıysan tekrar söyliyim galiba kulağındada hasar var" dedi ve gülmeye başladılar bu sefer dayanamadım her sabah bunlarla uğraşmak sıktı artık ve bu gülüşmelerine daha fazla dayanamadım bütün özgüvenimi topladım.
"Sizin benle sıkıntınız ne geldiğim günden beri benle uğraşıyorsunuz naptım ben size ne derdiniz var söyleyin bende bilim" dedim ve duruşumu dikleştirdim sonra Burak bana baktı ve alay eder gibi bir tavırla
Burak:"Ooo yeni kızımızın dilide çözülmüş. Bir özgüven gelmiş buna noldu zorunama gitti tatlım" dedi dalga geçer gibi ve bütün özgüvenim yerle bir oldu hemen ordan koşarak uzaklaştım arkamdan
Burak:"Ağlayacaksan oynamayalım güzelim mendilde getireyim mi?" dediğini duydum koşarak eve gittim annem işte olduğunu için evde kimse yoktu o yüzden rahattım odama geçip kendimi yatağıma bıraktım. Ağlamaya başladım artık canımı sıkmaya başlıyorlardı bana yaptığı şakalar bazıları zararsız olsada çoğu çıtayı aşmıştı bile ama ne yapabilirim ki bu okulun sahibi o istediğini yapmakta serbest bense basit bir öğrenciyim ona ne yapabilirim ki bu düşünceler kafamda dönerken yataktan doğruldum aynaya baktım gözlüğümü çıkarıp kenarı koydum gözlerim kızarmıştı. Düşünmeye başladım onlara ne yapabilirdim ki şu halime bak basit, özgüvensiz, pısırığın tekiydim. Bu düşünceler kafamda dolarken kafamı yastığa koydum uykuya daldım. Karşımda bir ayna vardı. Büyük bir aynaya bakıyordum sonra aynanın içinden bir el uzanıyordu. Bana benziyordu tıpa tıp aynıydık sadece o daha dik duruyordu daha özgüvenli bir duruşu vardı, benimse pısırık bir duruşum vardı. Kız bana bakarak birşeyler demeye başladı
P:"sana yardım ederim." ne diyeceğimi ne yapacağımı bilemedim derken uyandım. Ahh kahretsin sadece rüyaymış. Çok gerçekciydi sanki gerçek gibiydi o kız gibi olmak isterdim öyle olsaydım ezik diyen olmazdı. Tekrar aynaya baktım gözlerimi sildim gözlüğümü taktım sonra istemsizce elim aynaya gitti. Derken bir anda şoka uğradım kelimenin tam anlamıyla kanım dondu. Aynadaki kız birden konuşmaya başladı bana,
P:"Merhaba benim adım Pelin senin paralel evrendeki ruh ikizinim ama artık senim yani Selin sana yardım edicem. Onlara haddini bildiricem. Bana güven" dedi. Kıpırdyamadım donup kalmıştım ne diyip ne tepki vericeğimi bilemedim. Ne diyebilirdim ki kız gelmiş bana ikizinim senin yerine geçicem diyor bunu aklım alamıyordu. Tir tir titriyordum bunun bir rüya olduğunu düşündüm ama değildi.
Pelin:"Sana hayatını değiştirmeyi teklif ediyorum tek yapman gereken beni bu aynadan kurtarmak. İzin ver hayatını değiştiriyim. Bu hayattan memnun olmadığının farkındayım sana yardım etmeyi teklif ediyorum. Uzun süredir seni izliyorum şimdi izin ver yardım edeyim istediğin zaman zaten bu aynaya geri dönücem. Tek yapman gereken bana izin verip burdan kurtarma" dedi