Gece yaşadığım kazadan sonra hızlıca Gizemler’in evine gelmiştim.
Bütün gece Ateş Baran Yıldırıma sövüp, sabaha kadar film izlemiştik.
Her birbirimizde yatıya kaldığımızda 5 kilo fazla aldığımıza yemin edebilirim. Sonraki gün çok yediğimiz için vicdan azabı çekeceğimizi bile bile bütün gece cips, kola, çikolata, hamburger kısacası önümüze ne gelse yemiştik.
Aynı zamanda millettin dedikodusunu yapıp en sonunda “Aman bize ne herkesin kendi hayatı, kendi kararı.” Demeyi elbette unutmamıştık.
Sabah 9 gibi Gizem ve Lidya uykuya daldığında yapacak bir şey bulamamış ve duşa girmiştim.
Buz gibi suyun altında yıkandıktan sonra duştan çıktım ve dişlerimi fırçaladım. Üçümüz sık sık birbirimizde kaldığımız için hepimizin evinde 2 tane fazladan diş fırçası vardı.
Sarıya yakın kumral saçlarımı havlu ile kuruladım ve havluya sarıp odaya ilerledim.
Odaya girdiğim an yoğun baharat kokusu yüzüme çarptı. Yüzümü buruşturarak odaya girdim ve Gizem’i uyandırdım. Tek gözünü açıp etrafa baktı ve beni görünce gözlerini açıp birden bağırarak konuşmaya başladı.
“Ne oluyor lan!”
“Kanka eve gidiyorum ben haberin olsun.”
“Tamam gel bi öpücük konduram.”
Dedi ve kafamdan tutarak beni kendin çekti. Alnıma bir öpücük kondurdu ve güzellik uykusuna devam etti.
Gizem’in evinden çıktığımda durumu içler acısı olan arabama doğru ilerledim.
Şerefsiz adam canına okumuştu arabanın.
Evin yakınında ki bir tamirciye gittiğimde araba için parça beklemem gerektiğini söylemişti. Ben böyle şansın içine…
Ev zaten yakında olduğu için yürümeye başladım.
Yürürken fırına uğradım ve bir kaç simit aldım evde yemek için. Tam ödüyordum ki telefonuma bilinmeyen bir numaradan mesaj geldi
Bilinmeyen numara:
-Arabayı hallettin mi Mavi?
Bu şerefsiz haysiyetsiz edepsiz numara kimdi ve adımı nereden biliyordu?
Mavi:
-Pardon, kimsiniz ve adımı nereden biliyorsunuz?
Bilinmeyen numara:
-Bilinmeyen birisiyim işte ne yapacaksın? Ayrıca hala soruma bir yanıt alamadım.
Bu kişi benimle dalga mı geçiyor acaba? Yada sabah sabah benimle mi kafa buluyordu?
Mavi:
-Önce benim soruma yanıt verin beyefendi yada hanımefendi.
Bilinmeyen numara:
-Öncelikle kim olduğumu bilmemelisiniz fakat bir erkeğim. Artık soruma yanıt alabilir miyim?
Alamazsın.
Mavi:
-Kusura bakmayın, yada bakın beni ilgilendirmiyor. Kim olduğunu bilmediğim kişilere yanıt vermiyorum. Bir daha yazmazsanız çok memnun olurum.
Görüldü attı. Bana görüldü attı.
Eve gidip bu pisliği bulmazsam bana da Mavi demesinler.
***
Eve gelmiş kahvaltımı ettikten sonra çalışma masama oturmuş bilgisayarlarımı açmıştım.
Benim mesleğim Yazılım Mühendisi olduğu için o numarayı bulmam hiç de zor olmayacaktı.
Masaya iyice yerleştim ve bir mandal toka yardımıyla uzun saçlarımı topladım.
Belkide 2 saattir numaranın kim olduğunu öğrenmeye çalışıyordum fakat herhangi bir gelişme yoktu.
Sanırım üniversiteden arkadaşlarımdan destek alacaktım.
***
Aradan 2 saat daha geçmişti ve telefonuma Burcu’dan mesaj geldi.
Burcu:
-Kim olduğunu zor olsada buldum.
Mavi:
-Kimmiş?
Heyecanlanmıştım.
Burcu:
-Ateş Baran Yıldırım adında 26 yaşında bir adam. Tanıyor musun?
Bu arabamı deşen adamdı. Resmen arabam içine göçmüş rezil bir haldeydi ve tek sorumlusu bu pislik herifti.
Mavi:
-Hayır.
Burcu:
-Tanımaman çok güzel çünkü tanınması gereken biri değil. Kendisi yeraltı dünyasında oldukça ünlü ve aile holdingleri var. Babası Kerem Yılmaz ve annesi Asya Yılmaz.
İşe bak birde araba katili mafya eksikti hayatımda.
Mavi:
-Adamın donunun rengini de söyleyecek misin? Kızım nereden buldun bu kadar bilgiyi, seni baya meşgul ettim belliki teşekkür ederim.
Burcu:
-Rica ederim canım. Fakat şuan gitmem gerekiyor, kendine çok çok iyi bak.
Mavi:
-Sende.
Demek bilinmeyen numaramız Ateş Baran Yıldırıma aitmiş. Hemen mesajlar kısmından Bilinmeyen numaraya tıkladım.
Mavi:
-Görüldü attığın için teşekkür ederim Ateş Baran Yıldırım.
Anında cevap vermişti mesajıma.
Bilinmeyen numara:
-Rica ederim Mavi Öztürk.
Bu adam ciddili dalga geçiyordu benimle.
Hemen çantamdan bana verdiği, üzerinde numara yazılı olan kâğıdı buldum. Numarayı telefonuma girdim ve aradım. İlk çalışta açıldı.
”Soruma yanıt vermek için mi aradın Mavi?”
”Sorma işim gücüm yok arabamı talan edip, üstüne konuşmama dahi izin vermeden elime bir tomar para sıkıştırıp polisi dahi aramama vakit tanımayan birini arayıp hesap vereceğim.”
Arkadan erkeksi bir sesle güldü ve bana cevap verdi.
”Eline para vermemi bu kadar içerlediğini bilmiyordum.”
Görgüsüz göt.
”Yarın senin çalıştığın şirkete geliyorum ve polis eşliğinde bu olayı hallediyoruz Ateş Baran Yıldırım.”
Tekrar az önceki gibi güldü.
”Çalıştığım şirket? Ben şirketin sahiplerinden biriyim ve en son ne zaman çalışmak için şirkete gittiğimi hatırlamıyorum.”
Az önceki lafımı tamamlıyorum, Görgüsüz ukala göt.
”Peki, nereye gelebilirim?”
”Evime.”
”Senin evine?”
”Benim evime.”
”Başka yer mi yok?”
”Var ama keyfim istemiyor.”
Ben senin keyfine sıçayım.
”Bende evine gelmek istemiyorum.”
”Merak etme Mavi, yemem seni.”
Ne saçmalıyordu bu?
”İstesende yiyemezsin zaten Ateş.”
”Detayları mesaj atarım. Görüşmek üzere.”
Yüzüne kapattım ve adamın ukalalığına sinir olduğum için telefonu yatağıma fırlattım.
Yatağıma uzandığımda gözlerimi kapattım ve düşünmeye başladım.
Kimdi bu Ateş Baran Yıldırım?