İçeriğe geç

Aynadaki Gözler

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Aynadaki Gözler

Bölüm 1

TANITIM

Kan kokusu ve izmarit.. hayatımın birbirinden ayrılmaz olan bu iki parçası tek gerçeğimdi. Kaşımdan akan ince kırmızı renkteki sıcak sıvı, çeneme doğru yol almıştı. Karşımdaki kırık ayna tam da beni yansıtıyordu. Çizilmiş olan bölmelerinde kendimi birden fazla gördüğüm yetmezmiş gibi bir de bana umutsuz bir vakaymışım gibi bakıyordu.

Bugün hükümete verdiğimiz ağır bir darbe hepimizin yeniden yeşeren umutlarına merhem olmuştu. Ben kendimi bildim bileli bu karanlığa doğmuş ve bu karanlığın beni büyütüp beslemesine izin vermiştim. Başımızda bulunan üst düzey insanlar için bizler birer parazitten ibarettik.. Her daim hor görülen bu kesime aydınlık günlerin gelmesi için toplanmıştık

.

Uzun bir aradan sonra yaptığımız en ağır hasarlı ayaklanma olmuştu bu. Her iki taraf için de geçerli olan bu olay, karşımızda bulunan yamyam hükümet için belki bir alarm seviyesine gelmişti bile..

Sadece kendi düşüncelerini savunan insanlara değer veren bu yapı, diğer insanları bir canlı olarak bile görmüyordu! Zenginlerin git gide yükseldiği bu ülkede, olan hep fakirlere oluyordu. Hep ezilen ve hor görülen bu kesimi eşit şartlar içinde yaşatmak için baş koyduğumuz bu küçük birlik, günden güne güçlü birer yapıya dönüşmeye başladı.

Şimdi ise hükümetin bizi zor zapt ettiği birer devrim örgütü haline gelmiştik. Bu örgüte katılalı tam üç yıl olmuştu. Her bir zerremi buraya adayarak, bu lanet düzenden kurtulacaktık! Şimdi ise alışkın olduğum yaraları temizleyerek biraz dinlenmem lazımdı.

Başımın ağrısından migrenimin bana korkunç bir şekilde el salladığını gördüm. Gözlerimi sıkı bir şekilde yumup, bu rahatsız edici sızlamaya sağlam bir küfür ettim.

" Sen. İyi misin? "

Bir anda duyduğum bu sesle kendimi toparlayıp gözlerimi sıkıca yumduğum pozisyondan eski haline bıraktım.

Gelen kişiyi gördüğümde şaşıran bünyeme engel olamadım. Araf' ın o her zamanki dağınık ve siyah saçları, atılan tazyikli sular ve gazlardan ötürü oldukça yıpranmış görünüyordu.

" Gördüğün gibiyim işte. " dedim ruhsuz bir sesle. Kendime oldukça yabancı olmayan bir sesti bu.

Araf'ın kısılan çekik yeşil gözleri yeniden eski halini aldığında bana daha da dikkatli bakmaya başladı.

" Hayır, onu biliyorum. Benim bahsettiğim şey.. o teklifi kabul edip etmemen olacak. "

Sert görüntüsünün ardında gizlenen derin, sevimli gamzeler her konuştuğunda kendini açıkça belli ediyordu.

Bahsettiği şeyi yeni unutmama rağmen, onun yüzünden tekrar beynime bir ok gibi saplanmıştı. Bu oku yara almadan koparıp atmak ise asla kolay değildi.

" Şuan senin yüzünden yeniden hatırladım, sağol" diye söylendim soğuk bir sesle.

" Her ne kadar aynı amaç uğruna savaşsak da.. sen benim rakimsin Asya. Aynı şekilde sen de böyledüşünüyorsun, biliyorum."

Büyük bir kararlılıkla sarf ettiği bu sözler yüzde yüz doğru bir yargıyı taşıyordu. Bunu benim yüzüme cesur bir şekilde vurduğunda sadece hafif bir şekilde kafa salladım. Gözlerimi bir an olsun o açık yeşillerden ayırmazken, o da benim kirli kahvelerime bakıyordu.

" Seni ilk defa bu kadar sakin görüyorum Araf? " diye söylendim sorgular bir sesle. Konuyu başka bir yöne çekmek istemiştim. Ama o asla bu oltaya girmemiş, yüzüne kondurduğu asi sırıtışı ile bana bakmaya devam etmişti. Kaslı kollarını sıkı bir biçimde gövdesinde birleştirmiş, beyaz tenine işlediği yılan dövmesi şimdi tam da gerçek anlamıyla onu sarmıştı.

" Aradan bir hafta geçmesine rağmen hâlâ birşey demedin. Asya, ikimizin haricinde bunu başarabilecek kimse yok! Onların arasına sızıp çok önemli bilgiler öğrenebiliriz. "

Adeta bir insanı baştan çıkartmak isteyen bir şeytan gibi beynime sızmaya çalışıyor, bakışlarıyla beni kendinde boğuyordu.

Bu söylediği şeye ben de katılıyordum. Burada bu işi yapabilecek en donanımlı kişiler bizdik. Ama içimde sanki bir ateş yanıp sönüyor, diğerlerini karanlığa gömüyordu. Omuzuma yüklenen bu sorumluluk hissi beni hüsrana uğratır diye çok korkuyordum. Bunu kimseye söylemeyi de aklımın herhangi bir köşesinden bile geçirmiyordum.

" Sorumluluk almak istemiyorsun değil mi? Bu hissi çok iyi bilirim. Sonunda hüsrana uğrama korkusu seni kıskacı altına alır ve hep negatif bakarsın.. "

Karşımda sanki bu dünyadan olmayan biri varmış gibi baktığım Araf, öylece durmuş yere bakıyordu. Düşünceli bir sesle söylediği bu cümleler, beni tedirgin etmişti. Sanki özel bir gücü vardı da zihnimi okumuştu.

Yeniden bana bakan tehlikeli gözler, asıl rengini belli etti. Araf'ın tek amacı vardı, o da hükümeti yıkıp herşeyin başına geçmek. İnsanları hak ettiği değerler ile yaşatmak..

Ona güçlü bir şekilde yolladığım keskin ifademle aramızda geçen tuhaf ve derin bakışmanın ardından konuşmaya karar verdim.

" Haklısın. Her gece düşünmeden yatmadığım bu şeyi kabul ediyorum.. zaten başka da bir çaremiz yok." dedim iki kolumu da kaldırıp geri indirirken.

Gözleri daha da çekik bir hal alırken güldüğünü fark ettim. Yanağında oluşan iki ölüm çukuru beni kendine daha fazla bağlamadan tekrar çıktım gözlerine.

" O zaman haydi, önümüzde çok zorlu bir tümsek var. Bu tümseği geçersek.. yarınlar bizim olacak."

★★★

Bölüm sonu

2 yorum