İçeriğe geç

AYNADAKİ GÖZLER

Bölüm 1 · 3 dk okuma

AYNADAKİ GÖZLER

Bölüm 1

BÖLÜM-1 AYNADAKİ GÖZLER

İçerisinin soğukluğu tenime sinmiş gibiydi. Çok soğuktu ama yavaş yavaş alışmaya başlamıştım. 1 saattir hiçbirimiz konuşmuyor olduğumuz yerde durup birbirimize bakıyorduk. Birazdan polis ve ambulans geleceği kesindi. Pantolonumun dizliklerine kadar gelen kandan midem bulanmaya başlamıştı ama belli etmiyordum. Bu işi yaparken çok cesaretliydik ama şimdi en ufak bir seste sıçrıyorduk. Aynadaki görüntüme bir kez daha baktım ellerime kan bulaşmıştı. Bu zamana kadar defalarca kan kokusunu içime çekmiştim ama bu kan Onun kanıydı. Onun… Bedeninden akan kanlar daha durmamıştı. Kanların durmasını mı yoksa kan kaybından gözlerimin önünde ölmesini mi istiyordum? Ondan nefret ediyordum ama bu yaptığım acımasızlıktı. Ama O da aynıları bana -bize- yaşatmamış mıydı?

Sonunda birimiz derin bir nefes verip konuşmaya başladı. Agir… Grubun en sakin ve zekisiydi. Ne zaman çıkmaza düşsek bir yol bulup bizi düştüğümüz çukurdan alırdı. Derin bir nefes aldı. Tekrar... ve tekrardan…

”Bir şeyler düşündüm…” dedi umutla bize bakarak.

”1 saattir biz de düşünüyoruz çünkü yapabileceğimiz başka bir şey yok. Ama kafamızı yiyeceğiz artık.

Dedi ardından Mizgin. Her zaman Agir’le didişirlerdi. Bazen abi- kardeş samiyetindelerdi bazense ezeli düşman gibilerdi. Biz 4 arkadaştık. Agir Abalıoğlu, Mizgin Ögel, Dalya Belgin ve ben. Dide Sever… Mizgin’le aramda arkadaşlıktan öte bir his vardı ama bunun tek taraflı olduğunu düşünüp hiçbir zaman hislerimi açıklama cesaretini kendimde bulmuyordum. İsmimi annem koymuş. Babam ben anne karnındayken beni sürekli göz bebeğim diye severmiş ben doğmadan 2 hafta önce de iş kazasından vefat etmiş -yani bana öyle anlatırlardı hep- bu yüzden annem de bana göz bebeği anlamına gelen Dide ismini vermek istemiş. Bunu bana ilk anlatışında ismimden nefret etmiştim. Babam bana bir kez bile Dide deyip saçımı okşamayacaktı artık. Her ismimin seslenişinde babamın yokluğunu hissedecektim. Annemin yanında hüngür hüngür bunları söylediğimde daha 8 yaşındaydım. O zaman annem bana ”Bu hayatta en sevmen gereken şeylerden birisi de ismin. Baban elimizde olmayan sebepler yüzünden öldü. Zamanı geri getiremeyiz ama..” diye devam ederken gözleri doldu ve labavoya gitmişti. Arkasından seslensem de cevap vermedi. Okul servisinin geldiğini görünce çantamı ve annemin okulda yemem için hazırladığı sandviçi alıp okul servisine bindim. Öğretmenimizin çocuğu rahatsızlandığı için son 2 dersimiz boştu. Evimiz çok uzak olmadığı için ve karnımda ağrıdığı için eve yürüyerek gittim. Çok zengin bir aile değildik. Gecekondu tarzında bir evimiz vardı. Rutubetli odalar, soğuk geçiren pencereler, ve yanan sobanın kokusu… Eve geldiğimde kapı aralıktı. Annem sigara içtiğinde içeride koku olmaması için böyle yapardı. Yine sigara içtiğini düşünüp içeri girdim. Yanılmamıştım. Ama annem sigara içerken tek başına oturur içlenirdi. Acaba kiminle konuşuyordu? Mutfağın kapısına yaklaştığımda yere çökmüş bir şekilde sigara içiyordu bir yandan da telefondaki kişiye yalvarıyordu. ”Dayanamıyorum ben artık… Bu vicdan azabıyla daha fazla yaşayamam…” Hiçbir şey anlamamıştım o zamanlar. Tam duyamadığım için biraz daha aklaştım kapıya ve annem beni fark etti. Hızlıca telefonu kapatıp “sen ne zaman geldin?” dedi. İlk başta kekelemeye başladım duyduklarımın şokundaydım hala. Biraz daha sert bir tavırla tekrardan aynı soruyu sordu ve üzerime yürümeye başladı. Annemden özür dileyip rutubet kokan odama gittim. Bu olayın üzerinden yaklaşık 2 ay sonra annem hayatında biri olduğunu ve evleneceğini söyledi. Yani bir üvey babam olacaktı. Annem geçmişi silip sanki hiç evlenmemiş gibi bir düğün yaptı. Düğün günü doğum günümdü ve aklına bile gelmemişti.

6 Mayıs…

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.