İçeriğe geç

Ayna

Bölüm 1 · 9 dk okuma

Ayna

Bölüm 1

1. Bölüm

Karanlık bir yerdeyim. Nerede olduğunu seçemiyor, neden burada olduğumu bilmiyorum. Bildiğim tek şey karşımda birisinin olduğu, bana öfkeyle bakıyor. Bunun bir nedeni var tabi, benim yüzümden öldü. Karşımdaki kişi annem. Bana doğru bir adım atıyor.

Tüm hayatın boyunca hissettiğim suçluluk duygusu ortaya çıkarken gözümden bir yaş aktı. Annemin yüzü bir tık daha net görünüyordu bana yaklaştığı için. Onun gözünden de bir yaş aktı.

Elini uzatıp elimi tuttu. Elimi geri çekmek istedim. Daha sıkı tuttu. İstemiyor, gitmemi istemiyor. "Benim hayatımı çalıp kendi hayatını oluşturdun." Hala öfkeli bakıyor.

Ben ağladığımı yeni fatkettim "özür dilerim" bu sefer daha fazla bağırarak söyledim. "özür dilerim!" Haykırıyorum ama nefesim tükeniyormuş gibi hissediyorum

Bana sarıldı. Tam sevindiğim için bende ona sarılırken arkasından bıçak çıkartıp. Sırtıma sapladı.

Onu durdurmaya çalışacaktır ama anında kayboldu. Sırtımdaki bıçak ve ben yanlız kalmıştık. Artık nefesin tükenmişti.

Annemi aramak için bir adım attım. Yere düştüm. Dudaklarımdan bir çığlık koptu. Kafam yere çarptığında gözlerimi açtım.

Yatağımda ölü gibi uzanırken nefes nefese kaldığımı fatkettim. Küçüklüğümden beri çok sık bu tarz rüyalar görürdüm.

Gözlerindeki yaşlardan ağladığını farkettim. Benim bir suçum yoktu, bunu biliyorum ama annemin benim uğruma hayatını feda etmesini kendime yediremiyorum. Yatakta doğruldum.

Hava hala karanlık. Duvardaki saatten saate baktığımda saatin 6 olduğunu gördüm. Tekrar uyuyabileceğimi sanmıyorum. Bu yüzden yataktan kalktım. Bugün haftasonu olduğu için okul yok. Biraz yürüyüşe çıkıp temiz hala alırsam kendime gelebilirim.

Odamdaki banyoya ilerleyip işlerimi hallettim. Makyaj yapsam mı acaba? Zaten çok uzun sürmeyeceği için ve biraz terleyebileceğim için makyaj yapmamaya karar verdim.

Evimiz ormana yakın ve bu civarlarda çok fazla ev yok. Yani dışarı çıkınca falan daha rahat takılıyorum. Burada yaşayanlarda genelde yaşlılar olduğu için kafaya takacak çok birşey olmuyor. Sütyen giymedim. Bir eşofman ve bir body giydim üstüme. Siyah saçımıda at kuyruğu yaptığımda, gayet güzel gözüktüm. Camdan dışarı baktığımda hava biraz soğuktu.

Gülümsedim. Rüzgarlı ve soğuk havaları seviyorum. Üşüme hissi bedenimi ele aldığımda bu hissi seviyorum.

Bu saate evden çıkmak için birde babama laf anlatmaya çalışacaktım. O'da büyük ihtimal uyanık çünkü babam çok az uyuyan bir insan. Artık yaşlandığını düşünüyor hatta bu yüzden buraya taşınmak istedi. Bu aralar sanki kötü şeyler hissediyor gibi.

Telefonumun şarjı tam olduğunu gördükten sonra şarjdan çıkardım. Salona gittim. Babam genelde salonda oturuyor ve kitap okuyordu

Salonda yine aynı manzara vardı. Babam en sevdiği koltuğa oturmuş, kitabını okuyordu. Okuduğu kitaba ilgimi çekmediği için bakmadım ama bunalımlı bir kitap okuyor gibiydi yüzü. Böyle şeylerle zamanını harcarsa tabi yaşlandığını düşünür

"Güüünaydın fatih bey" dedim seda sayan edasıyla. Yüzümde kocaman bir gülümseme olduğu için onunda yüzü güldü. "Günaydın kızım" üstüme baktığında hazırlandığımı farketti. Yüzüne şüpheli bir ifade koyarak konuştu. "Hayırdır sabahın bu saatinde"

Göz devirdim ama bu kötü bir göz devirme değil, alaylı bir göz devirme. "Yine aynı rüyayı gördüm. Biraz hava almaya çıkacağım." Babamın yüzü düştü. Biliyordu gördüğüm rüyaları. Üstelemek istemedi zaten. "Bugün evde olmayacağım. Ama evde yemek yok. Halledebilir misin."

"Dünkü pizza arttı, onu yerim. " Nereye gideceğini sormadım. Çünkü her sorduğumda yalandan birşeyler uyduruyor.

Yanına gidip yanağından öptüm. "Görüşürüz"

Elindeki kitabı arasına kumanda koyup bıraktı ve bana sarıldı. "Görüşürüz kızım"

Sanki birkaç gün gelmeyecekmiş gibi hissettim. Genelde öyle oluyor çünkü. Böyle işte. Bizim birbirimizden başka kimsemiz yok ama birbirimizin sırlarının zerresini bile bilmiyoruz.

Tek katlı müstakil evimizden çıktığımda kulaklığımı taktım ve sakin bir müzik açıp yürüyüşe başladım. Bugün biraz farklı gibi hissediyorum. Sanki birşey olacak ve herşey değişecek gibi. Babam la mı alakalı acaba diye düşünmeden edemedim.

Babam ile aramda hep çok güçlü bir bağ var. O ölürse ben ölürüm, ben ölürsem o ölür.

Annem öldüğünde, yani ben doğduğumda babam O gün beni hastaneden kaçırmış, benim üstümde sadece bez varken ben üşümiyim diye beni ceketinin içine sarmış. Beni ilk kucağına aldığında hayatında ilk defa böyle ağlamış. Asla ayrı kalamamış benden. Beni asla suçlamamış, annem öldüğü için.

Zaten babamın beni büyütmeye çalışması tam bir felaketmiş. Bez bağlamayı bile bilmediği için evi bok götürüyormuş. Ben büyüyünce çok birşey değişmedi. Hala yemeği dışardan söylüyor, hala ikimizde ev işlerinden anlamıyoruz. Babam arada sırada temizlikçi çağırıyor.

Yürüyüş yaparken aklım beş karış havada olduğundan, ormanın içine girdiğimi yeni farkediyorum. Yürüyüşe devam edecektim ama dikkatimi birşey çekti. Bir tane ağaca yaslı duran kocaman bir ayna.

Ayna çok antika duruyor, aynı zamanda kenarındaki işlemeler mükemmel duruyordu. Aynaya yaklaşıp kendime baktım. Siyah düz saçlarım terden ıslanmış, mavi gözlerim capcanlı gözüküyor. Ama aynada sanki büyülü birşey varmış gibi.

Ormanda olmasına rağmen üstünde sadece bir tane leke var. Bu aynanın daha yeni buraya getirildiğini anlamak basit.

Üstündeki leke parmak izine benziyor. Anlamadığım şey; bu aynanın neden burada olduğu.

Ne alaka yani?

Kendimi durduramayıp aynaya dokundum. Çok değerli birşey olduğunu biliyorum.

Ama olan şey ile gözlerime inanamadım. Ayna sanki bir duymuş gibi dalgalandı, parmağımın etrafında dalgalar oluştu. Parmağımdaki ıslaklığı hissettim. Parmağım aynanın içine girdiğinde ağzım beş karış açıldı

"Siktir", başka birşey bulamadım diyecek. Parmağımı çekmeden, eğilip Aynanın arkasına baktım ama her şey sormak gözüküyor. Belki uykusuzluktan halisünasyon görmüşümdür ha?

Gözlerimi sıkıca kapatıp açtım ama hayır, bu gerçek.

Parmağımı çektim. Ayna tamamen eski haline dönüştü. Bu sefer merakıma yenik düşüp, elimin tamamını aynanın içine soktum. Sanki bir su birikintisiymiş gibi oldu yine. Kendimi aynada görüyordum ama görüntü dalgalı dalgalı. Suyun derinliğine bakmak için elimi biraz daha soktum. Ama çok derin gibi

Arkamdan gelen bir ses ile tüylerim şaha kalktı. Ensemde bir nefes hissettim. Kalın bir ses "korkma" dedi. Bu ses genç bir erkeğin sesi gibiydi. Aynadan arkama baktım, kimse yoktu.

Sanki canım acımış gibi birden elimi çektim ve arkamı döndüm. Elimin buz gibi olduğunu ve sırılsıklam olduğunu gördüm ama şuan önemli olan bu değil.

Az önce konuşan kim? Birdaha ses geldi "beni göremezsin" dedi ses

Ses yakınımdan geliyor, ama etrafına baktığımds birisini göremiyorum. "Kimsin sen!korkak gibi saklanma" Diye haykırdım.

Sesim istemsizce titredi. Önümden çok hızlı birşey geçti ama ben ne olduğunu anlamadım. Arkaya doğru bir adım attım. Ama gerizekalı olduğun için unuttuğum birşey var. Ayna

Aptal gibi, aynanın içine girdim. Nefes alamıyorum. Gözlerimi açtığımda, aynadan, bulanık bir şekilde orman gözüküyordu. Merak edip arkamı döndüm. Yine bir orman gözüküyordu ama tıpkı filmlerdeki gibi, gerçek olmayan bir diyar gibi. Bir kıkırtı sesi duydum

Aynı kişi olduğunu biliyorum. "Eğer oradan çıkmazsan öleceksin ve cesedin asla bulunamayacak." Daha fazla nefesimi tutamayacağım. Ama dışarıda ne olduğunu bilmediğim için çok korkuyorum

Kafamı iki yana salladım reddeder gibi. Gözlerimden yaşlar aktı. Aptal gibi korkuyorum.

Büyülü gibi olan ormandan bir el uzandı bana ve hiç beklemeden benim belimden tutup beni dışarı çıkardı.

Karşımda sesin sahibi mi var diye düşündüm eli hala belimde olduğu için korkum daha da şiddetlendi.

Büyük bir çığlık attım ve geri çekilmeye çalıştığında zorlamadan bıraktı.

Öhm öhm, karşımda gayet yakışıklı bir bey var. Gerçi ne kadar bey orası tartışılır. Yüzünde alaylı bir ifade var

Boyu çok uzun olduğu için çok güçlü bir izlenim veriyor bana. O an aklıma dank etti ve etrafıma baktım.

Okadar güzel bir yer ki bu orman. Benim az önce olduğum yerde karanlık tonlar ağır basarken; burada güneş parlıyor, yerdeki canlı renkli mantarlar renk katıyor, ağaçların kenarlarındaki çeşitli çiçekler zenginlik katıyor, havada uçuşan polenler beni fazlasıyla hayran bırakıyor

Uzaklara baktığımda birkaç tane kula gibi birşey vardı, ama çok uzakta olduğu için seçemedim.

Az önce olan şeyler neydi öyle? Rüyada olma ihtimaline karşı kolunu çimdikledim ama hayır, bütün bunlar gerçek.

Kalp atışı oldukça hızlıydı. Üstüme baktığımda sırılsıklam olduğumu gördüm. Ve azönce içinde bulunduğun şer -artık her neyse- buz gibi olduğundan üşüyorum.

Bir dakika. Ben bugün sütyen giymedim ve kıyafetlerim ıslandı

Utançla dahada geri çekildim, yer yarılsada içine girsem Allahım.

Dönüp aynaya baktığım ama çok normal gözüküyor. İçine girmek istiyorum ama olmaz, ne olduğunu öğrenmem lazım

Kollarımı birbirine doladım ve karşındakine döndüm. Beni rahatsız edecek şekilde vücudumu süzdü. Kaşlarım çatıldı, istemsizce başımı eğip öyle konuştum

"Ne oluyor? Sen kimsin ve beni neden buraya getirdin? Az önce olanlar neydi? Burası neresi? Az önce neden seni göremedim?" Nefes alıp ekledim "bana öyle bakmaya devam edersen kafanı kırarım senin"

Ela gözleri kısıldı oda kollarını birbirine bağladı. "Şimdi ben hangisine cevap vereyim?" ciddiyetimi korudum "hepsine" dedim

"Tamam" diye başladı söze. "Az önce evren değiştirdin." Eliyle aynayı işaret etti "bu ayna iki evren arasındaki bir portal. Burası Berceste, sen azönce kendi evreninde olduğun için beni göremedin, ama elin aynanın içinde olduğu için beni duyabildin. Ayrıca seni buraya ben getirmedim, sen kendin geldin." Ağzım açık dinledim resmen olanları.

O beni dikkatle incelerken ben tekrar etrafına baktım. Berceste, burası masal gibi bir yere benziyor.

Onun kim olduğunu hala bilmiyorum ama. "Sen kimsin?" Bu soruyu bekliyormuş gibi gözüküyor.

"Şimdilik kader arkadaşın diyelim, ama sana herşeyi anlatacağım" kaşlarım tekrar çatıldı. "Sen kimsin benim kader arkadaşın olacaksın be"

Kıkırdadı. Ela gözleri güneşin etkisiyle parlıyordu. Kader arkadaşı derken neyi kastediyor peki? Kafamdaki soruları duyuyormuş gibi konuştu.

Elini uzattı "gel de anlatayım" elini tutmadım tabiki.

"Bir yere gelmiyorum, anlatıyorsan burada anlat." Elini geri çekti. Nesi zor bu kadar, anlatsana işte. Sanki devlet sırrı veriyor.

Sen istedin der gibi baktı bana ve anlatmaya başladı

"Tamam Ozaman. Lafı uzatmayı sevmem, annen ölmeden önce, senin için büyü yapmış. Özel güçlerin olsun diye. Ama büyüyü yanlış yaptığı için sen doğarken ölmüş, benim annemde senin annenle beraber yapmış büyüyü. Benim annemde, ben doğarken ölmüş. Meğer 5 yakın arkadaş olarak yapmışlar büyüyü, hepsinin sonu aynı olmuş. Babanın hiçbir şeyden haberi yok, bu yüzden seninde haberin olamamış. Ama diğer 3 kişi beraber. Birisi benim. Şuan benim sana ihtiyacım var. Seni tanıyorum, uzun süredir seni" dedi ve duraksadı gözlerimin içine baktı "gözetliyorum. Aynayı ben koydum, senin gelmen için, geldin zaten. Diğer 2 kişi ile de tanışacaksın."

nE? Yani surat ifadem şuan buydu. Birsğrü şey anlatmıştı, bunlar biyğk şeylerdi. Yalan söylüyor desem annemin öldüğünğ nasıl biliyor ki? Ayrıca özel güç mü dedi o

Burada eksik birşey var birkere! 5 yakın arkadaş dedi, ama onun dediğine göre; o, ben ve 2 kişi daha vardı

1 kişiye ne oldu?

"Komikmiş" dedim

Hem beni mi gözetlemiş o? Hadi, aylin! Babanın öğrettiği dövüş haraketlerini kullanmanın zamanı kızım.

Yumruğumu sıktığım gibi karnına bir tane geçirdim. Gönül isterdi kafa atmayı ama ona boyum yetmiyor maalesef

Zerre kıpırdamadı, onun yerine benim elim kırıldı heralde

Bu sefer diğer elimle yumruk attım koluna

Bu mu yani der gibi baktı bana

Elim acıyordu ve onun nasıl canı acımadı?

Dudağının kenarından güldü sanki mümkünmüş gibi daha çok sinir oldum "pislik yalancı" dedim tüm sinirimle

Ona diyecek bir sürü şeyim vardı ama korkumdan olsa susmayı tercih ettim. Tam bir korkağım ben

Bu sefer bir kahkaha çıktı ağzından

Yine vurdum koluna "ne gülüyorsun be! Ne gülüyorsun sapık" üstümdeki kıyafet kumaşından dolayı biraz kurumuştu

Ben tüm gücümle ona vurmaya çalışırken o kıpırdamıyor bile. Aklımı delireceğim şimdi

"Ne yalanı kız? Anlat dedin anlattım işte"

"Valla Allah yarattı demem öldürürüm lan seni. Adını bile bilmediğim insana mı inancam ben" dişil enerjim vücudumu terk etti diyeceğim ama zaten ilk yumrukta gitmişti o

O benim halimle eğlenirken benim sinir krizi geçirmeme ramak kalmıştı. Ben ona tekrar vuracakken elimi tuttu. Elleri sımsıcaktı

"Adım Dinçer, ayrıca artık vurmaya çalışma işe yaramaz" o beni mi küçüksüyordu

Ben olsam bende küçümserdim be Aylin

"Nasıl ile yararmış? Söylede öyle vuralım" artık tam anlamıyla dili fatih terime dönüştüm.

"Özel gücünü kullanman lazım Aylin" dediğinde adımı bikmesine şaşırmadım, çünkü daha önemli şeyleride biliyordu kendisi

Bir dakika? Özel güç mü. Etrafıma baktım, yanlışlıkla film setinin içine girdim de bana şaka mı yapılıyor diye

Ama bir kamera göremediğim de göz kırpıştıra kırpıştıra ona baktım

"Özel gücün, su elementini kontrol edebilmek. Veya su oluşturup yon edebilirsin." Bunu anladığımdan emin olduktan sonra devam etti "eğer benimle gelirsen, nasıl kullanacağını öğretirim ve güçlendirim"

Şimdi aklımda tek bir soru vardı. Onunla gidersem kötü birşey olacak mı?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.