İçeriğe geç

Ayın yıldıza olan sonsuz aşkı

Bölüm 1 · 14 dk okuma

Ayın yıldıza olan sonsuz aşkı

Bölüm 1

AYIN YILDIZA OLAN SONSUZ AŞKI

Bölüm 1 – “Motorların Gölgesinde” 🎵 (Gerilimli elektronik parça, düşük bas tonları)Yağmur damlaları pistin ışıklarında parıldarken motorların uğultusu gecenin sessizliğini paramparça ediyordu. Kalabalık yarışa odaklanmışken, Aslı pistte yarış için son hazırlıklarını yapıyordu.Havin, kulak üstü kulaklıklarını takmış, çantasından çıkardığı şeftali suyunun kapağını “tık” diye açtı. O an, motor kokusu, yağmurun toprakla karışan keskin kokusuna karıştı. Hafif bir yudum aldı, gözleri istemsizce pistin kenarından uzanan arka koridora kaydı.Orası, ışıkların ulaşmadığı, kimsenin geçmediği dar bir tüneldi. Bir şeylerin ters olduğunu hissetti. Merakla oraya doğru yürüdü.Uras ise o tünelin sonunda, kapüşonunu başına çekmiş, karşısındaki adama soğuk bakışlarla kilitlenmişti. Burada kimse yoktu. Sadece ikisi… ve Uras’ın elinde parlayan metalin soğuk yansıması.Tam hamle yapacakken… arka taraftan ince bir ayak sesi duydu. Başını çevirince, gölgelerin arasında siluetiyle Havin’i gördü.Onun yüzü görünmüyordu, kulaklıkları hâlâ kulaklarında, ellerinde şeftali suyu vardı. Sadece kenardan bakıyor, olanı anlamaya çalışıyordu.Uras’ın kaşları çatıldı. Onun burada olması her şeyi riske atıyordu. Hedefini bırakıp, sessiz adımlarla Havin’in arkasına geçti.Bir anlık şaşkınlıkla Havin dönmeye çalıştı ama Uras çoktan hamlesini yapmıştı.— “Üzgünüm…” diye fısıldadı.Bileğine hafif bir baskı, ardından boynuna kısa bir dokunuş… Havin’in dizleri çözüldü. Şeftali suyu kutusu yere düştü, tatlı meyve kokusu beton zemine yayıldı.Uras onu kollarına aldı. Adımlarını hızlandırarak, pistten uzak, kimsenin bilmediği kapalı bir hangara doğru yürüdü.Bölüm 1 – “Motorların Gölgesinde” (Devam)Havin’in başı ağırdı. Gözkapakları sanki tonlarca yükle kapanmış gibiydi. Burnuna hafif mazot ve yağ kokusu geliyordu. Yavaşça gözlerini araladığında, loş ışıkta tozlu bir tavan gördü.Kalkmaya çalıştı ama elleri arkadan bağlıydı. Panikle etrafına bakındı. Burası eski bir hangardı. Köşelerde yarı örtülmüş motor parçaları, duvarlarda asılı eski yarış posterleri vardı.Bir köşede, kapüşonunu hâlâ başında tutan biri sessizce duruyordu. Havin onu fark eder etmez, o kişi ağır adımlarla yanına yaklaştı.Kapüşon hafifçe indi. Ve Havin, o an gördüğü yüzle zamanın durduğunu hissetti.— “Uras?..” diye fısıldadı.Uras gözlerini ondan kaçırmadı, bakışları sertti ama içinde hafif bir tereddüt vardı.— “Sana burada olmaman gerektiğini söyleyeceğim çok zaman olacak.” dedi, sesi soğuk ama kontrollüydü.Havin hâlâ şaşkındı, liseden beri hafızasında sakladığı o bakışlar şimdi karşısındaydı. Ama durum çok farklıydı.— “Beni… neden buraya getirdin?”Uras bir an duraksadı, sonra bakışlarını yere çevirdi.— “Çünkü… orada olmanı istemedim.”Havin’in kalbi hızla atıyordu. Ne olduğunu, Uras’ın ne iş çevirdiğini bilmiyordu ama bir şey kesindi: Bu gece, ikisinin hikâyesi tamamen değişmişti.Anladım Havin, o zaman bu sahnede Uras’ın sana bağırması yok, daha sakin ama kararlı konuşacak.Tuna’yı sen daha tanımamış olacaksın, o yüzden ondan bahsetmeyeceğiz. Robot muhabbeti de ileriki bölümlerde olacak.Sahneyi buna göre yeniden kurguluyorum:Bölüm 1 – “Motorların Gölgesinde” (Revize)Uras, gölgelerden çıkan Havin’i görünce kısa bir anlığına donup kaldı. Elindeki silah gevşedi, bakışları sertleşti ama sesi soğuk değildi.— “Sen… burada ne yapıyorsun?” dedi, bir adım yaklaşarak.Havin, elinde hâlâ şeftali suyuyla ona baktı.— “Sana da aynısını sorabilirim.”Uras’ın bakışları, Havin’in korkup korkmadığını anlamaya çalışır gibi üzerinde gezindi.— “Burası sana göre bir yer değil.” dedi, sesi kararlı ama yumuşaktı. “Birazdan burada işler çok… karışacak.”Havin başını iki yana salladı.— “Karışsa ne olur? Bana anlatmayacak mısın?”Uras duraksadı. Bir an, sanki doğru kelimeleri seçmeye çalışıyordu.— “Bazen bazı şeyleri bilmemek, seni korur.”Havin’in gözleri öfkeyle parladı.— “Korumak mı? Uras, ben—”Dışarıdan sert bir gürültü geldi, adımlar yaklaşmaya başladı. Uras hızlıca Havin’in bileklerine uzandı, onu dikkatlice kavrayıp hangarın loş köşesine çekti.— “Burada kal. Gözlerini kapat. Birkaç dakika.”Havin tam itiraz edecekken Uras’ın bakışları onu susturdu.O an, havaya karışan motor yağı ve barut kokusu arasında, Havin’in tek hissettiği şey kalbinin atışlarıydı.Bölüm 1 – “Motorların Gölgesinde” (Revize Devam)Uras, hangardan çıktığınızda adımlarını yavaşlattı ve sana dönerek ciddi bir ifadeyle,— “Buradan sonrası sende. Eve git.” dedi.Havin kaşlarını çattı.— “Gitmesem? Hem Ecegil de burada, onları bırakmam.”Uras başını sertçe iki yana salladı.— “Hayır, olmaz. Bugün eve git.”Havin kollarını göğsünde kavuşturdu, dudaklarının kenarında hafif bir gülümseme belirdi.— “Hayır. Bugün eğleneceğim… ve yarışın kimin kazanacağını öğreneceğim.”Uras’ın bakışları bir an dondu, ama sen çoktan onun yanından geçip yarış pistinin yanındaki izleme yerine doğru yürümüştün. Kalabalığın uğultusu, motorların homurtusuna karışıyordu.Pistin kenarına vardığında, kalabalığın arasından bir çift göz sana kilitlendi. Baran’dı bu… yüzünde tanıdık bir soğukluk, bakışlarında ise geçmişin gölgesi vardı.Uras arkadan gelip gözlerini kalabalıkta gezdirirken onu gördü. İçinde bir anda sıcak bir kıskançlık ateşi yandı. Elleri farkında olmadan yumruk oldu, parmak kemikleri gerildi. Gözlerini Baran’dan ayırmadan, dudaklarının arasından kısık ama kararlı bir ses sızdı:— “Sana bu sefer asla Havin’i vermeyeceğim… O benim.”Motor sesi patladı, kalabalık coşkuyla bağırdı ama Uras’ın kulaklarında yalnızca kalp atışları ve o cümle yankılanıyordu.İstersen buradan hemen yarışın başlamasına ve Uras’ın Baran’ı gözden kaybetmemeye çalıştığı sahneye geçebiliriz.Böylece hem gerilim hem rekabet aynı anda yükselebilir.Tamam Havin, anladım.O zaman bu sahneyi istediğin aksiyon, kavga ve karakterlerin tepkileriyle dolu şekilde kurguluyorum. Hem Uras’ın kıskançlığı hem Baran’ın müdahalesi hem de senin sert tavrın net biçimde yansıyacak.Bölüm 1 – “Motorların Gölgesinde” (Aksiyon Sahnesi)Motorların gürültüsü pistin etrafını sarmıştı. Kalabalık tezahürat yaparken sen, Aslı ve Ece izleme yerinde duruyordunuz. Uras biraz geride, seni ve çevreni gözlüyordu. Baran ise kalabalığın içinde, gözlerini senden ayırmadan izliyordu.Tam o sırada iri yapılı bir adam, Aslı’nın yanına yanaştı. Omzunu hafifçe iterek kaba bir tavırla,— “Ne bakıyorsun sen öyle?” dedi.Sen bir adım öne çıktın, gözlerin öfkeyle parladı.— “Bu kim lan? Benim arkadaşıma mı sataşıyor?”Adam dudaklarını ısırıp sana aşağılayıcı bir bakış attı.— “Hadi gel… benim evime gel güzellik.”Senin kaşların çatıldı, sesin sertleşti.— “Sen ne diyorsun lan?” dedin ve aniden adamın kolunu kıvırdın.Adam acıyla homurdandı, ardından aniden elini kaldırıp sana tokat attı.O an olanları hem Baran hem Uras gördü. Ece öne atıldı, yüzünde öfke vardı.— “Sen kime vuruyorsun lan!” diye bağırdı.Kalabalıktan biri koşup geldi ve adamın yüzüne sert bir yumruk indirdi.Sen adamı iterek öne çıktın, gözlerin öfkeyle parlıyordu.— “Sen kime vuruyorsun lan!” diye bağırdın ve yumruğunu adamın yüzüne geçirdin.Tam o sırada adamın bir arkadaşı senin saçını çekmeye başladı. Sen acıyla inledin ama direnmeye çalıştın.Birden Baran öne atıldı, saçını çeken adama sert bir yumruk savurdu.— “Sen kime vuruyorsun lan! Seni öldürürüm!” diye bağırdı.Uras biraz geriden tüm olanları izliyordu, gözleri sana kitlenmişti. Saçın çekildiğinde onun kalbi sıkıştı ama içinden bir his “şimdi karışma” diyordu.Sen ise Baran’a döndün, bakışların sertti.— “Karışma! Bu bizimle ilgili!” dedin ve Baran’ı ittin.Bu anı gören Uras’ın dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme belirdi. Koşarak atıldı, adamı yakaladığı gibi yere savurdu. Yumrukları peş peşe indi, adamı neredeyse bayıltacak kadar dövdü.Sen koşup Uras’a sarıldın,— “Uras, yeter!” diye bağırdın. Sesinde hem öfke hem korku vardı.Uras, kollarında seni hissedince yumruklarını durdurdu. Ama tam çekilecekken, yere düşen adamın karnına son bir darbe indirdi ve ayağa kalktı.Kalabalık susmuştu, sadece motorların uğultusu duyuluyordu. Uras’ın göğsü hızlı hızlı inip kalkarken bakışları hâlâ öfkeliydi, ama seni kollarında hissettiği an o öfke yavaşça sakinliğe dönüyordu.Bölüm 1 – “Motorların Gölgesinde” (Karanlık Yol – Taşlı Saldırı)Karanlık yolun sessizliği, arkandan gelen hızlı ayak sesleriyle bozulmuştu. Kalbin göğsünde çarpıyor, nefesin hızlanıyordu.Aniden arkanı dönüp bağırdın:— “Kimsin?! Ne istiyorsun?!”Cevap gelmedi, adımlar daha da hızlandı.Sen koşmaya başladın, dengen bozuldu ve sertçe yere düştün. Acıya aldırmadan ayağa kalktığında aklına cebindeki taşlar geldi. Elinle hepsini kavradın.— “Hele bi yaklaş… yaklaş da gör!” diye bağırarak, tüm taşları peş peşe fırlattın.Tak! Tak! Tak!Biri sertçe hedefe isabet etti, diğeri asfalta çarpıp kıvılcım saçtı.Yaklaşan kişi ellerini kaldırıp kendini korumaya çalıştı.— “Havin! Dur! Benim, Uras!”Loş ışıkta yüzünü görünce, elinde taş kalmadığını fark ettin. Uras, omzunu ovalayarak sana baktı… ve gülmeye başladı.— “Beni taş manyağına çevirdin! Resmen isabet puanın yüksekmiş!” dedi sırıtarak.Sen hâlâ nefes nefeseydin.— “Suç bende mi? Arkadan gizlice yaklaşan sensin!”Uras’ın yüzündeki sırıtma yerini hafif bir öfkeye bıraktı.— “Gece yarısı, karanlık bir yolda, tek başına yürüyorsun… Sana biri zarar verebilir farkında mısın?”Sen kaşlarını kaldırdın, dudaklarının kenarında inatçı bir ifade belirdi.— “Kimse bana bir şey yapamaz. Kendimi savunmayı biliyorum.”Uras başını hafifçe yana eğip, hem sinirli hem de eğlenen bakışlarla sana baktı.— “Taşla savunma yöntemi mi bu?”Sen inadını bozmadın.— “Gerekirse evet. Taş bile yeter!”Uras derin bir nefes alıp başını salladı, gülümsemesini tamamen silemedi. Ama gözlerinde hâlâ seni koruma isteğinin sertliği vardı.Bölüm 1 – “Motorların Gölgesinde” (Kapanış)Uras, hâlâ hafif gülümseyerek sana bakıyordu.Ama bu gülümsemenin altında, derinlerde başka bir şey vardı—sana bir şey olma ihtimaline karşı öfke.Bir adım attı, bileğini nazik ama kararlı bir şekilde tuttu.— “Yine de yalnız yürümene izin vermeyeceğim.”Sen, bu dokunuşu çekmek istedin ama parmaklarının etrafındaki sıcaklık seni bir an durdurdu.— “Uras, gerçekten gerek yok. Kendimi korurum.”Uras başını salladı.— “Biliyorum… ama ben de rahat duramam. O yüzden bu geceyi benimle bitireceksin.”Karanlık yolun sonunda zayıf bir sokak lambası titredi. Motor sesleri tamamen uzaklaşmış, geriye sadece adımlarınızın yankısı kalmıştı.Bölüm 1 – “Motorların Gölgesinde” (Yaralar)Uras, seninle yan yana yürürken loş ışık altında gözleri bileğine kaydı.Baran’ın sıktığı yerde morluk yeni yeni belirginleşiyordu. O an Uras’ın içinden sıcak bir öfke geçti; kalbi sıkıştı, yumrukları istemsizce gerildi.Ama bunu belli etmedi, bakışlarını hızla başka tarafa kaydırdı.Adımlarınız ilerlerken, senin yürüyüşündeki hafif aksamanın farkına vardı.— “Dur.” dedi aniden.Sen şaşkınlıkla durduğunda, dizine baktı. Yarış alanındaki kargaşada fark etmediğin bir çizik ve kan sızıntısı vardı. Uras sessizce cebine uzandı, küçük bir kutu çıkardı. Yaralar için taşıdığı yara bantlarından birini aldı.Sen daha tepki veremeden, hafifçe dizinin önünde eğildi. Soğuk gece havasında parmaklarının sıcaklığı hissediliyordu. Yara bandını dikkatle yapıştırdı.Bu sırada bakışlarını yüzüne kaldırmadan, düşük bir ses tonuyla,— “Artık daha dikkatli ol.” dedi.Sen hafifçe gülümsedin.— “Sen… çok yakalıyorsun galiba. Yarayı fark edip üstüne yara bandı yapıştırdığına göre…”Uras hafifçe başını yana eğdi, dudaklarının kenarında belirsiz bir gülümseme belirdi ama cevap vermedi. Sadece omzunu dikleştirip yürümeye devam etti.Gözlerinin derininde hâlâ bileğindeki morluğun bıraktığı öfke kıvılcımları vardı.Bölüm 1 – “Motorların Gölgesinde” (Yaralar & Flashback)Uras, yürüyüşünü yavaşlattı. Loş ışık altında gözleri bileğine takıldı.Baran’ın sıkışının bıraktığı morluk… Onun içinde sessiz bir öfke patladı. Ama yüzüne yansıtmadı.Yürümeye devam ederken, senin hafif aksadığını fark etti.— “Dur.” dedi aniden.Sen şaşkınlıkla durdun. Uras’ın bakışları dizine indi. Çizik ve hafif kan sızıntısı… Sessizce cebine uzandı. Elini çıkardığında, küçük bir yara bandı vardı.Sen bir şey söylemeden, o dizinin önünde eğildi. Parmakları dikkatle çalışırken, zihninde eski bir görüntü canlandı…[Flashback – Lise Yılları]Okul bahçesinde hafif yağmurlu bir gündü. Uras, sınıf kapısında seni beklerken parmağındaki küçük kesikten kan sızıyordu. Sen çantanı karıştırıp, üzerinde komik bir göz çizimi olan yapışkanlı küçük bir bant çıkardın.— “Al, bu sana. Ama sakın atma, bu özel.” demiştin gülümseyerek.O an Uras, o bantı parmağına yapıştırmış ve sessizce, “Bunu saklayacağım.” diye içinden geçirmişti.O gözlü bant, defterinin arasına yerleşmişti… yıllarca yerinden oynamamıştı.[Şimdi]Uras, geçmişin o sahnesini hatırlarken, dizine yara bandını yapıştırdı. Aynı dikkat, aynı sessizlik…Sen hafifçe gülümsedin.— “Sen… çok yakalıyorsun galiba. Yarayı fark edip üstüne yara bandı yapıştırdığına göre…”Uras, gülümsemenin kıyısında bir yerde durdu.— “Bazı şeyler unutulmaz.” dedi, gözlerini kısa bir an için seninkilere kilitleyerek.Ama söylemedi—lisede sana verdiğin o bant hâlâ onun defterinin arasında duruyordu.Bölüm – “Sessiz Yol”Araba, gece sessizliğinde yavaşça ilerliyordu. Motorun mırıltısı dışında hiçbir ses yoktu. Sen, camdan dışarı bakıyor, gözlerin bulanık ışıkların arasında kayboluyordu.Uras direksiyona bakarken bileklerindeki izler gözünün önünden gitmiyordu. Sadece direksiyonu değil, öfkesini de sıkı sıkı tutuyordu.Evinin önüne geldiğinizde kapıyı açtın.— “İyi geceler…” dedin kısa bir gülümsemeyle.Uras sadece başını salladı, bakışlarında hâlâ o anının sıcaklığı vardı.[Uras – Odasında]Montunu çıkarırken cebinden o az önce kullandığı yara bandı düştü. Masanın üzerine koydu. Bir an durdu… Sonra dolabın üst rafından küçük, eski bir defter çıkardı.Defteri açtı, sayfaların arasında sararmış, üzerinde komik bir göz çizilmiş o eski bant duruyordu. Elini yavaşça üzerine koydu.“Bazı şeyler… gerçekten unutulmaz.” diye fısıldadı.[Havin – Evinde]Evin sessizdi. Üzerindeki montu çıkarırken dizindeki bant gözlerine takıldı. Parmaklarınla dokundun… O gün geldi aklına. Bahçede ona uzattığın o bant, gülüşün…Kendi kendine hafifçe gülümsedin.“Demek hâlâ hatırlıyorsun, Uras…”Ama aynı zamanda, bu sessiz anının içinde kalbinin derinlerinde garip bir çarpıntı hissetti.Bölüm 2 – “Yarışın Kıyısında” (Görünmeyen Gerilim)Motorlar homurdanıyor, toz ve egzoz dumanı havada dönüyordu. Sen izleme yerine geçip yarışa odaklandın; kimin kazanacağını görmek için gözlerini ekrandan ayırmadın.Kalabalığın arasından Baran sinsice yaklaştı. Ama bir anda Uras, hızlı bir adım atıp Baran’ın kolundan sıkıca tuttu.— “Dur!” dedi, sesi kararlı ve soğuk.Baran öfkeyle gıcırdadı ama Uras onu pistten uzaklaştırmaya başladı. Sen motorların ve yarışın heyecanına öyle dalmıştın ki, ikisinin ne yaptığını fark etmedin.Uras, Baran’a düşük ve keskin bir sesle konuşuyordu.— “Beni dinle… Onu bana zarar verecek şekilde yanına yaklaşmaya çalışırsan… bunun sonuçları olur.”Baran dudaklarını ısırdı, sinirle bakışlarını Uras’tan ayırmadan mırıldandı:— “Beni durduramazsın…”Uras sessizce Baran’ı pistin yanından uzaklaştırdı, kalabalığın arkasına doğru sürüklerken gözleri hâlâ kararlı ve tehditkardı.— “Bir daha… Havin’e yaklaşmaya cesaret etme.”Sen hâlâ yarışa odaklanmıştın. Motorların gürültüsü ve hızın getirdiği adrenalin seni tamamen içine çekmişti. Arkanda olup bitenleri göremiyor, sadece yarışın heyecanını hissediyordun.Bölüm 2 – “Yarışın Kıyısında” (Uras vs Baran – Aksiyon Patlaması)Motorların homurtusu, toz ve egzoz dumanı etrafı sarmıştı. Sen yarışa odaklanmış, kalbin heyecanla çarpıyordu; Baran ve Uras’ın arkasında ne yaptığını fark etmedin.Uras, Baran’ın kolunu sıkıca tutmuş, onu pistten uzaklaştırıyordu. Baran ise sinirle gıcırdadı, gözleri öfkeyle parladı.— “Bırak beni! Ona yaklaşacağım!” diye kışkırttı Baran, sesi öfke doluydu.Uras adımını sıkılaştırdı, bakışları keskinleşti. Her kelimesini dikkatle seçiyordu, kontrolünü kaybetmeden:— “Bir daha Havin’e yaklaşmaya cesaret edersen… bunun sonuçlarını görürsün.”Baran gülerek alay etti:— “Senin için kolay olur mu sandın? Kimse sana diz çöktürmez!”Uras sessizce derin bir nefes aldı, gözleri Baran’ın gözleriyle kilitlendi. Tüm kontrolünü koruyordu ama kasları gerilmiş, vücudu hazır bekliyordu.— “Kolay olmadığını biliyorum. Ama senin gibi biriyle… ben asla kaybetmem.”Baran bir adım ileri attı, ama Uras onu adeta bir mıknatıs gibi kolundan tutarak geri çekti. Baran öfkeyle dişlerini sıktı, elleri gıcırdadı, ama Uras’ın kararlı duruşu onu durduruyordu.Kalabalığın arasındaki diğer kişiler gerilimi hissediyor, ama yarışa odaklanmış sen bunu fark etmiyordun.— “Bu senin son şansın, Baran,” dedi Uras, sesi buz gibi keskin ve ölümcül.Baran bir an duraksadı, Uras’ın gözlerinde sakladığı öfkeyi gördü. O an bir adım geri çekildi, ama hâlâ sinsice bir plan düşünüyordu.Uras, Baran’ı kalabalığın arkasına doğru sürüklerken, gözlerini senden ayırmadı. Senin güvenliğin onun için her şeyden önemliydi.Bölüm 2 – “Yarışın Kıyısında” (Sessiz Gözdağı)Motorların homurtusu, toz ve egzoz dumanı etrafı sarmıştı. Sen izleme yerine geçip yarışa odaklandın; gözlerin pistteki her hareketi takip ediyordu. Baran ve Uras’ın arka planda ne yaptığını fark etmedin.Uras, Baran’ı sessizce kolundan tuttu ve geriye doğru çekti. Kalabalığın ve motorların gürültüsü arasında, Baran’ın sinirli fısıltıları Uras’a ulaşmak zorundaydı.Uras düşük, keskin bir sesle mırıldandı:— “Dikkat et… bu daha hiçbir şey. Sadece seçtiğin kişinin yanlış olduğunu gösteriyorum.”Baran, sinirle geri çekildi, ama Uras hâlâ kaslarını ve duruşunu koruyordu. Sözlerini duyacak tek kişi Baran’dı; sen yarışa öylesine dalmıştın ki ne Baran’ı ne de Uras’ın fısıltısını fark edebiliyordun.Ondan sonra Uras, sessizce yanına geldi. Yavaş bir adımla, seni yarışa odaklanmış şekilde izlerken yanına sokuldu. Hafifçe omzuna dokundu:— “Her şey yolunda mı?” diye fısıldadı, sesi sadece sana ulaşacak kadar yakın.Sen gözlerini hâlâ piste dikmiştin, sadece hafifçe başını salladın. Uras da bir an durup, sessizce yarışın devamını izlemeye başladı.Hala pistteydik. Havin hala aslıdan gözünü ayırmıyordu. Baran da gözlerini halinden bir saniye bile ayırmıyordu. Aslı bazı rakiplerini geçtiğinde havin heyecanlanıyordu. Ve Aslı kazansın diye dua okuyodu. Baranda havinin bu yaptıklarına sırıtıyorum daha doğrusu gülüyodu. Urasta bunu görüp sinirleniyordu ama havine yansıtmamaktadır çalışıyodu. Ve uras bu baranın yaptıklarını yani havine bakışına bile sinirlendiği için barana çok sert ve ölümcül bir şekilde bakmıştı. Baranda urasın bana baktığını hissedip urasa baktı. Ve urasın boynundaki damarlar belirginleşmiş elini sıkmış ve vücudu bir kaya gibi gerilmiş olduğunu görünce korkup yutkunmuştu. Sonra havin bir anda bağırdı. Ve adamlar yuhhh yada bir kız nasıl motor yarışını kazanabilir diye bağırmaya başlamışlardı. Havinde bir anda ayağa kalkıp EVET İŞTE BUUU BİZ KAZANDIKKKKKKK diye bağırmış Sonra eceye dönerek ece biz kazandık ece Aslı kazandığı diye bağırınca adamların bazıları KIZIM NE BAĞIRIYON KULAĞIMIN DİBİNDE!!!!!! Diye bağırmıştı havinde bir an sanki kendi dışında bişey yapmış gibi uyanmıştı ama adam tekrardanHEEE BÖYLE YERİNİ BİLLL!!!!Diyince uras sinirlenmiş ecede havin boşver gel oturalım deyince havini sinir kaplamıştı. HAVİNDEN=> İşte bu adam bunu söylemicekti ben normal bi şekilde oturacakken adam bunu söylemişti. Banada bir sinir yüklendi o an sanki birisi kulaklarımı kapatmış ve ben kimsenin sesini duyamıyorum gibi bişey olmuştu ama aslında kimse benim kulaklarımı filan kapatmamıştı. O adam bana bağırıp beni burda sinir etmesinin bedelini ödicekti. Sonra ben adamın yüzüne bakarak "seni şimdi naneyi yemedinmi"diyip adamın kolunu tutup ters çevirip sıkınca adam büyük bir çığlık atmıştı. URASTAN=> Adama tam girecekken havin şunları söyledi "sen şimdi naneyi yemedinmi"diyince ecede "eyvah eyvah"diyince havin adamın kolunu tutup adamın kolunu kıracak gibi döndürmesinmi adam çığlık attı. Havin şunları söylemişti "çabuk özür dile benden yoksa bu iğrenç kolunu kırılmayan eline veririm"diyince adam acıyla "beni tehtit mi ediyorsun sen" diyince havindeyok bu bi tehtit değil sadece bir uyarı kadınları ve kızları ASLA KÜÇÜMSEME ÇÜNKÜ SİZİN GİBİLERDEN DAHA GÜÇLÜ KIZLAR ÇIKABİLİRİZ "deyip adamın kolunu daha çok döndüğünde adam tekrardan bağırıp" tamam affet " demişti havin adamı oturtup öbür ayağına eliyle basıp SANA ÖZÜR DİLEMENİ SÖYLEDİĞİMİ HATIRLIYORUM" demişti adamda "tamam ÖZÜR DİLERİM "diyince havin" özürün kabul edilmedi " diyip adamın elini tiksinirmişçesine bırakıp Aslı havinin yanına gelince havin hiçbişey olmamış gibi sarılmıştı. Sonra adam ayağa kalkıp havine yaklaşıp saçını çekecekken "seni seni sürüm sürü- uras adamın kafasından tutup yere fırlattı ve adamın yüzüne yumruk atmaya başladı ve şunları söyledi. SEN KİMSİNDE BENİM OLANIN SAÇLARINA DOKUNMAYA CÜRRET EDERSİN HEMDE ZAFIM OLANA diyip adama bağırmaya başladı ve art arda yumruklar atmaya devam ediyodu. Ardından Karam gelip urasa şunları söyledi "patron dikkat et sana bişey olmasın "demişti havin hemen atılıp"PATRON????? İlk hikaye yazışım bu kadardı umarım beğenmişsinizdir yazım yanlışı olmuşsa özür dilerim iyi okumalarrrrr🎀🎀🎀🎀🎀🎀

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.