İçeriğe geç

Ayın Sıcaklığı (GxG)

Bölüm 7 · 5 dk okuma

Ayın Sıcaklığı (GxG)

Bölüm 7

Bölüm 7

Bu gün büyük gündü. Ara tatilin ilk günüydü ve Asena kelimenin tam anlamıyla çıldırmıştı. Sürekli birileri arıyor nerede olduğunu soruyordu. Hepsine teker teker "Yarın yola çıkıyorum." deyip telefonu suratlarına kapatıyordu. Tatil zaten yedi gündü. Yanımıza çok birşey almamıştık. Birkaç günlük kıyafet, gezmelik kıyafetler, diş fırçası, ve birkaç kozmetik eşyası almıştım. Asena birden içeri daldığında iç çamaşırı hazırlıyordum. "Melis acele et daha otele gideceğiz." dediğinde gözleri odada gezindi. Ben panikle çantayı kapatmaya çalışırken yanıma gelip çömeldi. "Kızım neyden bu kadar utanıyorsun? Aynısı bende de var." dediğinde yüzüm daha da kızarmıştı. "Nasıl bu kadar rahat davranıyorsun? Mahremiyet denen birşey var." dedim. Gülerek ayağa kalktı. "Tamam tamam kızma hemen. Ama şunu söyleyeyim o sütyen elbisenin altında belli olur." dediğinde "Aaa!! Yapma şunu işte." diye bağırıp yüzümü kapattım. Kızsal şeylerde her zaman utanırdım. Asena ise beni utandırmaya bayılıyordu. Kahkaha atarak odamdan çıktığında bile yüzümü kapatmaya devam ediyordum.

Nedenini bilmesem de o evde kalmamak için ısrar ediyordu. Otelde kalacaktık ve yarın da akşam üzeri yemeğe gidecektik. Çantamı hazırlayıp aşağı indim. Asena üzerinde bol bir kazak, altına da eşofman giymişti. Başına aldığı tek renk siyah şapkasıyla son derece güzel duruyordu. Kimse Ankara'ya şimdi gideceğimizi bilmediğinden ikimiz de gündelik şeyler giymiştik. Çantalarla beraber aşağı indiğimizde Asena'nın somurttuğunu gördüm. Yedi yıldır hiç gitmediği eve gidiyordu. Gergin olması gerektiği yerde sinirliydi. Arabanın ön koltuğuna geçtiğimde instagramdan abilerim Yavuz ve Yağız'ın resimlerine baktım. İkiz oldukları halde hem birbirlerine çok benziyor hem de hiç benzemiyorlardı. Sarı saçlı bu iki adam tarzlarıyla tamamen zıttı. "Yağız Kara siyaseti bıraktıktan sonra sporla ilgilebmeye başladı." Asena başını çevirip telefonuma baktı. "Haberi okusana."

"Siyasetle ilgilenen Kara kardeşler son zamanlarda halkın gözdesi olmuşlardı. Geçen hafta Yağız Kara ile yaptığımız röportajda siyaseti bırakacağını açıkladı." Başımı kaldırıp Asena'ya baktım. Şaşıracağını düşünmüştüm ama yüzünde tek bir mimik bile yoktu. "Abin neden siyaseti bıraktı acaba?"

Telefonunu bağladığı ses sisteminden şarkı seçerken ara ara yola bakmayı ihmal etmiyordu. "Zaten siyasetle hiç alâkası yoktu. Bu zamana kadar iyi dayanmış." dediğinde sevdiğim bir şarkıyı açmıştı. Otobanda olduğumuzdan trafik cezası sorunu olmadan gaza bastı. Aracın ibresi 120'yi buldu ardından 160'a çıktı. Hızlandıkça ben daha da gerilmeye başladım. En son ibnenin 220'yi gösterdiğini görünce emniyet kemerini sıkı sıkı tutmaya başladım. "A- Asena.... Biraz yavaşlasan mı?"

Sanki transa geçmiş gibiydi. Başını çevirip bana baktığında birden frene bastı. Aracı hızla sağa çekip bana döndü. "Melis! Sen..." Elleriyle yüzümü kavradığında yüzünde korku, şaşkınlık, endişe ve çaresizlik vardı. "Ağlıyorsun?" dediğinde gözlerimin dolduğunu yeni fark ettim. Ellerini tutup yüzümü kurtardım. Hızla elimin tersiyle gözlerimi sildim. "Şey... Sadece biraz korktum." dediğimde Asena'nın kaşları çatıldı. "Özür dilerim. Fazla hız yaptığım için oldu değil mi?" dediğinde sorusunun cevabını zaten biliyordu. Arabanın arka koltuğunda yolda atıştırmak için aldığımız aburcuburlar vardı. Uzanıp poşeti aldı. Bir şişe suyu bana uzattı. Şişeyi açıp bir yudum aldım. Tek gergin olan kişi ben değildim anlaşılan. "Bana rahatla diyorsun ama benden daha gerginsin." dedim. Gülmeye çalışıyordum. Başını yola çevirip "Haklısın." diye mırıldandı.

Otele vardığımızda Asena valeye anahtarı verip eşyalarımızı odamıza getirmelerini söyledi. Ben etrafı incelerken bir yandan da Asena'nın her yere hakim olmasına şaşıyordum. Asansör'e bindiğimizde "Buraya önceden gelirdim." dedi. Sanki dediklerimi duymuştu. Yüzüme bakıp gülümsedi. "Hayır akılını falan okumuyorum."

"N-Ne?" diyince Asena'nın kahkahasını işittim. "Çok kolay birisisin." dedi. Eliyle omuzlarımdan tutup arkadaki aynaya doğru çevirdi. "Bak." Aynada sadece bizim yansımamız vardı. "Tam olarak neye bakmam gerekiyor?"

"Yüzüme." dedi. Eliyle yansımasını işaret etti. "Yüzümde ne görüyorsun?" Demek istediğini anlamıştım. "Kararlı ve biraz bilmişlik taslayan güzel bir yüz." Gülümsedi. "İşte aşağıda da bu şekilde ne düşündüğünü anladım."

Odamız iç içe geçmiş 3 odadan oluşuyordu. Kapıdan içeri girdiğimizde bizi büyük bir koltuk sehpa ve televizyondan oluşan mini bir salon karşılıyordu. Sağ de sol taraflardaki odalar ise çift kişilik yataklı ve kendi duşları olan odalardı. "Ben duşa giriyorum. Telefonum çalarsa duşta olduğumu söylesin." Başımla onaylayıp koltuğa oturdum. Asena buraya erken gelmişti ve erken de gitmek istiyordu. Yarın akşam yemek yiyecektik. Ve ertesi gün de dönecektik. Bir insan nasıl olur da yedi yıldır hiç gitmediği eve gidip bu kadar kısa zamanda geri dönmek ister ki? Asena'nın telefonu çalmaya başladı. Sehbanın önüne bıraktığı telefonu alıp yazan yazıya baktım. Temizlik şirketinden arıyorlardı. Açıp bekledim. "Asena Hanım kuru temizlemeden gelen eşyalarınız hazır. Evde olmadığınız için ne yapalım bilemedik." Ne demem gerekiyor? "Ben Asena değilim. Kendisi şu anda telefona bakamıyor. Birkaç gün daha evde olamayacağız. Bu yüzden kıyafetleri kuru temizlede bırakın." deyip beklemeye başladım. Karşıdaki kadın "Tamam." deyip kapattığında çok büyük bir iş başarmışım gibi hissettim. Telefonu yanıma bırakıp kendi telefonumu aldım. Burak mesaj atmıştı. Ona Asena'nın evinde kaldığımı söylesem kim bilir ne kadar şaşırırdı. Hatta artık Asena'nın kardeşiyim desem her zamanki gibi 'Siktir ordan!' Diye bağırırdı. Asena'nın telefonu yeniden çalmaya başladı. Arayan kişiyi 'Sakın Açma!' olarak kaydetmişti. Bu şekilde yazdığına göre bir bildiği vardır dimi yani. Telefonu umursamayıp ayağa kalktım. Kapımız çalınmış ve eşyalarımızı içeri kadar taşımışlardı. Çantamı alıp boş odaya taşıdım. Asena'nın çantasını da duşunu kullandığı odaya götürdüm. Tekrar salona döndüğümde Sakın Açma! adlı kişiden beş cevapsız çağrı vardı. Önemli olabilirmiydi? Tereddütle yeniden çalmaya başlayan telefona baktım. Belki de Asena'ya sormalıydım.

Duşun kapısında durmuş be demem gerektiğini düşünüyordum. İçeriden yine telefonun sesi gelince kapıyı birkaç kere tiklattım. "Şey... Asena Sakın Açma! Diye biri sürekli arıyor." İçerden gelen su sesi kesildi. "Sakın Açma." dediğinde kaşlarımı çattım. "Neredeyse on kere aradı. Önemli olabilir." dedim. Bir yandan da kapıya birkaç kez daha vurdum. "Melis. Sakın Açma! Yazdıysam, sakın açma!" dediğinde tüylerim diken diken oldu. Sanki onu kızdıracak birşey demiştim. "Tamam... Ama sen de çabuk çık." deyip odasından çıktım. Diğer odaya giderken telefon hâlâ çalıyordu. Eşyalarımı dolaplara koyarken de hâlâ çalıyordu. En sonunda dayanamayıo salona geri döndüm. Sakın Açma! adlı kişi tam yirmi sekiz kere aramıştı. Eğer yine ararsa bu sefer açacaktım ve o kişiye bir çift laf edecektim. Sapık gibi sürekli sürekli arıyordu terbiyesiz. Telefon yeniden çalmaya başladığında bu sefer açtım. "Sonunda açtın Asena!" Karşımda ki ses bir erkek sesiydi. "Yıllar sonra eve dönüyorsun ve otel mi tutmayı düşünüyorsun? Asla izin vermiyorum!" dediğinde Asena olmasam da azarlanmıştım. "Şey.... Ben Asena değilim." diyebilmiştim. Karşıdaki erkek ilk başta sessiz kalsa da sesi birden yumuşadı. "Ahh. Sen yeni kardeşim Melis olmalısın. Kusura bakma bu şekilde seni azarlamak istememiştim." dediğinde karşımdaki kişinin bi başkası olduğuna yemin edebilirdim. "Sorun değil. Hem söyler misiniz ötelde kaldığımızı nereden öğrendiniz?" dediğimde karşımdaki kapı açıldı. Asena ile göz göze gelirken telefondaki ses "Senin sayende öğrendim." dediğinde başımın belada olduğunu hissettim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.