Bu gece sanki her zamankinden daha da karanlık bir gece gibiydi Hera için. Belki de yaşadıklarından dolayı gece bile üzülüp simsiyah olmak istemişti. Aynı Hera'nın kalbi gibi...
Hera, üniversiteye yeni başlayan genç bir kızdı. Zor şartlar altında bu üniversiteyi kazanmıştı. Ailesinin ders çalışmasına destek vermemesi, kendi çabalarıyla ve ders çalışmaya imkan yaratarak kazanmıştı bu üniversiteyi. İstediği bölüm değildi. Bu kadar çalışmaya ancak bu okul oluyordu. Çok üzülmüştü ve hep ailesini suçluyordu istediği bölümü tutturamadığı için. Ama o da biliyordu bir sene daha üniversiteye hazırlanırsa, istediği bölümden ziyade hiç bir üniversite kazanamazdı. Ailesi ders çalışmasına müsaade etmezdi.
Bilmediği, ailesinden ve şehrinden uzaklaşmak bir şehir yazmıştı. Değişik hisler içindeydi. Bilmediği bir şehirde yalnızlık hissi, yeni arkadaş edinebilmek ve daha önce hayatında yaşadığı şeyler hem ruhunu hem de kalbini yoruyordu.
Üniversitenin ilk günü güzelce hazırlanmış yeni hayatının ilk günü mottosuyla az da olsa mutlu olmaya karar verdi. Yurt odasından çıkıp okula doğru yürüdü. Şanslıydı ki yurdu okulun hemen yanındaydı. Heyecanı okula yaklaştıkça artıyordu. Hava o kadar güzeldi ki bu yüzünü güldürmüştü. Daha önce nerede olduğuna baktığı fakültesini bulup sınıfına doğru ilerledi. Hera Alman Dili ve Edebiyatı okuyordu. Sınıfında bir kaç kişi olduğunu gördü. Utangaç bir şekilde boş bir sıraya oturdu. Sınıfını incelemeye başladı. Amfi şeklinde değil de normal sıralar vardı. Sınıf yavaş yavaş dolmaya başlamıştı. Yanına da bu sıra bir kız oturmuştu. Birbirine selam vererek tanıştılar. Korktuğu kadar kötü değildi. Tanışma falan derken ilk hafta böyle şekilde geçti. Hera da sınıfından bir kaç arkadaş edindi. Kendi memleketine yakın insanlarla da tanışmıştı. Bu mutlu etmişti onu. Her gün kampüsünü gezip neyin nerede olduğunu öğrenmişti. Alışmıştı artık okuluna, arkadaşlarına. Arkadaşlarıyla ders çıkışı dışarda kafelere gidip bir şeyler içiyorlardı. Bir gün yine arkadaşlarıyla bir kafede otururken kafeye bir çocuk girdi ve Hera'nın dikkatini çekti. Değişik bir tarzı vardı. Girdiği anda dikkat çekiyordu. Siyah saçları, uzun ince oluşu ve en önemlisi çok yakışıklı olması. Genç Hera'yla göz göze gelince hemen gözlerini kaçırdı. Uzun baktığının sonradan farkına vardı. İster istemez sürekli o tarafa bakma isteği uyandırıyordu. Ortamda olan sohbeti kaçırmış tekrar odaklanmaya çalıştı. Bu süre de ara ara yakışıklı çocuğun olduğu tarafa gözünün ucuyla bakıyordu. Fark ettiği bir şey vardı. Ne zaman bakmaya çalışsa göz göze geliyorlardı. Hera daha da utanıp içeceğini içmeye başladı. Artık kalkma vakti geldiğinde yakışıklı çocuğu daha yakından görme fırsatı yakalamıştı. Ama neden hala göz göze geldiklerini anlamıyordu. Sanki gözleri hep onun üzerindeymiş gibi hissetti. Tam yanından geçerken dudağının kenarıyla ona gülümsedi. Hera utancından önüne bakıp hesabını ödeyip mekandan çıktı. Anlam verememişti. Neden öyle bakıp gülümsedi bana? diye düşündü. Arkadaşlarıyla ayrılıp yurda dönüp ders çalıştı. Derslerini aksatmamalıydı. Durumları çok iyi olan bir ailesi yoktu. Ders notlarını yüksek tutup burs kazanmalıydı. Böylece ailesine çok yük olmaz ve kardeşi de rahat okuyabilirdi.
Sonraki gün sabah erkenden uyandı. Makyajını yapıp ince bir elbise giydi. Hava gerçekten çok güzeldi. Hera'ya başka bir şehirde olmak ve ailesinden uzaklaşmak iyi gelmişti. Annesini ve kardeşlerini özlüyordu tabi. Ama kendine söz vermişti burada her şey çok güzel olacaktı. Tabi hayatın neler getireceğini bilmeden... Çantasını alıp erken olan dersine yetişmeye çalıştı. Fakültesine doğru giderken tanıdık bir simayı fakültenin duvarına yaslanmış bir şekilde gördü. Bu oydu, kafedeki yakışıklı çocuk. Bir anda heyecanlanmaya başladı. Bakışlarını önüne indirdi ve fakülte binasının kapısına doğru yürümeye başladı. Arkadan biri ismini bağırmıştı. Sıra arkadaşı olan Melek'ti. En iyi onunla anlaşmıştı. Kafa yapıları birbirine benziyordu. Hera ona döndü ve selamlaştılar. Sınıfa birlikte gittiler. Hera ise yakışıklı çocuğun ismini duyup duymadığını merak etti. Aynı fakültede okuyor olabilirlerdi. Bu düşüncelerden çıkıp ders dinleme başladı. Son ders de bitip eşyalarını toplarken sınıfa o çocuk girdi. Şaşkınca birbirine bakarken oradan biri Rüzgar dedi. Yakışıklı çocuk bakışını ona çağıran kıza çevirdi. Demek ismi Rüzgar diye geçirdi içinden. Kızın yanına gidip sarıldı. Hera'nın gözleri açıldı. Sevgilisi mi vardı diye düşündü. Sonra yaptığı şeyin farkına varıp hemen toparlanmaya başladı. Melek'le birlikte kafeteryaya gittiler. Aklında hep Rüzgar vardı. Sevgilisi varsa bana neden gülümsedi, neden gözlerime baktı? diye düşündü. Melek Hera'yı sarsınca düşüncelerden çıktı.
-Hey, sana sesleniyorum. Bir şeyin mi var?
Hera arkadaşına odaklanıp kafasını hayır anlamında salladı.
-Dalmışım kusura bakma, ne demiştin dedi.
-Ben acıktım sende acıktıysan bir şeyler yiyelim mi demiştim, dedi Melek. Hera kafasını salladı ve kafeterya yerine yemekhaneye gittiler. Hera'nın bu kadar kısa sürede aklını neden karıştırmıştı bu çocuk. Oysa erkeklere karşı hep mesafesini korumuştu. Ne vardı da bu çocukta sürekli onu düşünüyordu. Artık düşünmemesi gerekiyordu sonuçta sevgilisi vardı. Yemeklerini yiyip yurtlara dağıldılar. Hera'nın yurt odası 3 kişilikti. Yan tarafında yatan kız çok tatlı ve güler yüzlüydü. Hera'ya da iyi davranıyordu. Ama diğer oda arkadaşı ise soğuktu. O yüzden onunla konuşmaktan çekiniyorlardı. Odaya girdiğinde ikisinin de odada olduğunu gördü. Selam verdi ve üzerini değiştirdi. Biraz uzanıp dinlenmek istedi. O sırada telefonuna bir bildirim geldi. "Rüzgar Demir istek gönderdi" mesajını gördü. Instagrama girip baktığında Rüzgar'ın o Rüzgar olduğunu anladı. Gözleri yerinden çıkacak kadar açıldı. Neden istek atmıştı ki ona. Kalbi çok hızlı atmaya başladı. Hemen isteği kabul ederse meraklı olduğu anlaşılmasın diye beklemeye başladı. Bu onun için çok zordu. Bir türlü 10 dakika geçmedi onun için. Tekrar instagrama girip isteğini kabul etti ve ona da istek attı. Hera uzun zamandır böyle hissetmemişti. Bu heyecanlar onu mutlu etse de eski yaşadıkları aklına geldi ve bir anda yüzü düştü. Telefona bir kenara koyup kendini kaptırmaması gerektiğini hatırlattı. Ders çalışmaya başladı. Saat geç olmuştu. Yatağına yatıp kendini alamayıp profilini incelemeye başladı. Gerçekten çok yakışıklı bir çocuktu. Beyaz teni o kadar güzel gözüküyordu ki. Sanki Her şeyi özenle yaratılmıştı. Ama neden istek attığını anlamlandıramadı. Sonuçta bizim sınıfta sevgilisi var diye içinden geçirdi. ya değilse.. kendine kaptırmamak için kendine söz verdi. Bu üniversite onun dönüm noktası. Okulu bitirip güzel bir işe girecekti. kurtaracaktı kendisini. Yoksa o evde ömrü çürüyecekti. Telefonunu kapatıp uyumaya çalıştı.
Yeni bir gün tekrar başlamıştı. Bugün hava biraz serindi. Üzerine bir tişört altına da bir kot pantolon giymişti. Üzerine bir ceket giyip hafif bir makyaj yaptı. Bugün dersi çok yoktu. O yüzden Kampüsün içinde tek takılacaktı Hera. Tek başına takılmayı çok seviyordu. Çünkü tüm arkadaşları arkasından iş çevirmişti. O da tek başına daha mutlu olduğunu anladı. Oysaki yalnızlık her zaman güzel miydi? hayır. Hera arkadaşları olsun çok isterdi. Ama gerçek arkadaşları. Arkasından konuşmayan, çekemeyen arkadaşları çok olmuştu. Ailesinden yüzü gülmedi arkadaşlarından da gülmedi. Burada öyle arkadaşları almaması için daha temkinli davranıyordu. Hemen herkese hayatını sırlarını anlatmıyordu. Ders bitmişti ve Hera kendine bir kahve alıp göl manzaralı okulunun bir bakına oturup gölü izlemeye başladı. Burasını ilk geldiği zaman keşfetmişti. Sessiz bir yerdi. Oysa böyle bir manzaranın boş kalması şaşırtıcıydı. Manzaranın tadını çıkarmaya başladı. Bir zaman sonra yanına biri oturdu. Kafasını çevirdiğinde bunun Rüzgar olduğunu gördü.
-Merhaba dedi Rüzgar. Hera kekeleyerek "merhaba" dedi. Onun ne işi vardı burada. Yine kalbi hızlanmaya, heyecanlanmaya başladı.
-Tanışmadık, ben Rüzgar dedi. Hera çekingen bir tavırla;
-Bende Hera dedi.
-Biliyorum, çok güzel bir ismin varmış dedi Rüzgar. Hera daha da şaşırmaya başlamıştı. Neden benimle tanıştı ki diye düşünüyordu. Rüzgar;
-Sen hazırlık sınıfında okuyorsun demi seni orada görmüştüm, dedi.
Hera kafasını sallayarak "evet" dedi. Karşılık olarak;
-Sende mi o fakültede okuyorsun? diye sordu.
-Evet, ikinci sınıfım dedi. Hera heyecandan konuşmayı unutmuştu. Tepkisiz kaldı. Rüzgar biraz sessiz kalıp;
-Buraya çok gelirim genelde kimse olmaz. Seni görünce şaşırdım, dedi.
Hera hemen ayağa kalkıp;
-Pardon senin yerin olduğunu bilmiyordum özür dilerim, bir daha gelmem deyip arkasını dönmüştü. Salak kız neden özür diliyorsun, rezil oldun işte bir daha yüzüne bakamam diye içinden geçirdi. Yürümeye başlamıştı ki Rüzgar "Hera" diye seslendi. Arkasına yavaşça döndü Hera.
-Sorun değil seninle burayı paylaşabilirim, bende tek olmaktan sıkılmıştım burada, dedi Rüzgar. Bu çocuğun derdi neydi. Neden benimle takılmak istiyor ki. Ben onun tipi bile değilim diye düşündü. Tekrar kalktığı yere oturdu. İkisi de konuşmuyordu. O an bir rüzgar esti ve Hera'nın burnuna Rüzgarın kokusu geldi. Hera böyle bir güzel koku daha önce koklamamıştı. Neden bu çocuğun her şeyi çok iyi diye kızmaya başladı. Ondan uzaklaşması lazımdı. Sevgilisi vardı sonuçta. Kendinin de olmamalıydı. Bir anda ayağa kalktı. Rüzgar'la göz göze geldi. Gözleri çok güzeldi. Kendini topladı.
-Benim gitmem lazım deyip yürümeye başladı. Rüzgar tavırlarına şaşırmıştı. Ama böyle utangaç olması hoşuna gitmişti. Arkasından bağırmıştı.
-Ben her gün burada oturuyorum, istediğin zaman gelebilirsin dedi. Hera daha hızla yürüyerek uzaklaştı oradan. Bu da neydi böyle? Böyle bir çocuğun benimle işi olamaz, kesin beni kullanacak diye düşünmeye başladı. Yurda girip hemen kendini duşa attı. Duştan çıkıp üzerini giyindi saçını tararken telefonu çaldı. Arayan annesiydi. Biraz sohbet ettikten sonra bu ay biraz dişini sıkması gerektiğini söylemişti. Babasının yeteri kadar para kazanamadığını öğrenmişti. Evet gerçekten Hera'nın yüzüne çarpmıştı. Onun keyif yapma şansı yoktu. Bu sürede kendine bir iş bulsa iyi olabilirdi.
Düşüncelere dalmışken telefonuna bir mesaj geldi. Mesaj ise bilinmeyen bir numaradandı. Hera mesajı okuduğunda ise mutsuzluğuna mutsuzluk eklenmişti.
SON
Bu benim ilk romanım. Tüm toyluğumla size sunuyorum. Hatalarım, yanlışlarım varsa lütfen affedin. İnşallah çok beğenirsiniz. ❤️🔥