Koşuyordum.Hiçbir tarafa bakamadan karanlık bir ormanın içinde arkamdan katilim gelirmiş çesine koşuyordum.Gerçekten birinden mi kaçıyorum ben şu an yoksa birini yakalaya bilmek için mi koşuyorum.Sanki bir daha asla elde edemeyeceğim bir şeyi son kez bulabilmek için koşuyordum.Aklım çok bulanık hissettiriyordu koştuğum dalların arasındaki görüşüm git gide bulanıklaşıyordu.Aniden kafamın içinde bir ses duydum.Bir şeyin kopma sesiydi bu sesten sonra aniden kafamın içinde onbinlerce ses konuşmaya başladı. Hayır bunlar konuşmuyorlardı haykırıyorlardı anlamsız ve bir o kadarda gürültülü bir şekilde sanki dikkatimi dağıtmak istermiş gibi sanki beni çıldırtmak istermişçesine bağırıyorlardı kafamın içinde.Artık doğru düzgün bile koşamıyordum kafamın içindeki sesler bir yana gözlerim o kadar buğulanmıştı ki önümü bile göremiyordum, ayaklarıma bir baskı uygulanıyordu sanki bir şey beni geriye doğru çekiyordu, beni yutuyordu gittiğim yoldan beni durdurup kendi içine çekmek istiyordu ve ben artık koşamıyordum bu şey galiba bir bataklıktı artık o yutulma hissi dizlerime kadar gelmişti ve ben artık koşabilmek için değil burdan kurtula bilmek için çabalıyordum.Belime kadar yükselmişti artık ve kafamın içindeki sesler o kadar çok artmıştı ki yanımda bir bıçak olsa kendi kulaklarımı bile kesebilirdim gözlerimde artık yavaş yavaş kapanmaya başlamıştı.Buna engel olamıyorum göz kapaklarım kendi kendine kapanıyordu ve ben artık neredeyse boynuma kadar batmıştım. Bataklığın içinde kalan bölümlerimi hareket ettiremiyordum ne kadar çabalasamda olmuyordu gözlerimde artık kapandı kapanıcaktı”Demek her şey böyle bitecekti ha burda böyle kimsenin bilmediği bir yerde tek başıma yapayalnız ölücektim.”Bataklık artık üst dudağımın hemen üstündeki küçük çukur noktaya geldiğinde artık kafamın içindeki seslerde yavaş yavaş yok olmaya başlamıştı.Sesler azaldıkça bende onları anlamaya çalışıyordum ama nafile hiçbir işe yaramıyordu ve ben artık batıyordum.Korkuyordum ama ölmekten değil yalnız ölmekten korkuyordum ve artık yapabileceğim hiçbir şey yoktu.Burnumda ucu ucuna da olsa nefes almayı başardıktan hemen sonra artık burnum ve gözlerimde bataklığa gömülmüştü daha sonrada tüm bedenim.Gözlerim batmama rağmen hâla aralıklardı ve kafamın içindeki sesler artık çok uzaktan gelen fısıltılara dönüşmüştü ve artık onları bile duyamıyordum Aralık olan gözlerimde artık kapanmıştı bedenim batıyordu sonsuz karanlığa ve bilenmedik bir derinliğe doğru. Zar zor ayakta duran bilincimde artık kapanıyordu.Ölüyordum bu sefer gerçekten ölüyordum yada ben o sesi duyana kadar böyle düşünüyordum.Zihnimin içinde iki kelime yankılandı her şeyi değiştirecek olan o iki kelime”Bul beni” bu kelimeleri duymam la birlikte bedenim de sersemletici bir rüzgar hissetmem bir oldu.Korku içinde gözlerimi açtım.Aman Allahım düşüyordum.Koskocaman bir uçurumdan aşağıya doğru düşüyordum.Aklımda ben buraya nasıl gelmiştim, neden uçurumdan aşağıya düşüyordum gibi türlü türlü sorular olsa da şu anda bunun ne yeri nede zamanı olmadığını çok iyi biliyordum çünkü şu an ölümüm olucak okyanusla gayet iyi bir biçimde bakışa biliyordum.Kafamı hızlı bir şekilde etrafa bakmak için haraket ettirmek için tam çevirecekler uzun kahve rengi ve aralarında beyaz tutamlar olan saçlarım bir anda boynuma dolanmaya başladı.Bu saçlar sanki beni öldürmek için dolanıyordu boğazıma.Sanki kahve rengi saçlarımın rengini kıskanan beyaz saç tutamlarım kırmızıya bulana bilmek için bilerek sarıyordu boynumu ama bu nasıl mümkün oluyor ben uçurumdan aşağıya doğru düşerken bu ihanetler saçlar nasıl yukarıya doğru savrulmak yerine benim canım boğazıma sanki saç asitiymiş gibi saldırıyordu.Saçlar canımı o kadar çok acıtıyordu ki ağlamak istiyordum ama ağlaya nıyordum göz deliklerimden göz yaşlarım akmıyordu korku içinde bağırıp çığırmak istiyordum ama saçlarım tarafından boğulan boğazımdan ses çıkmıyordu.Sanki saçlarım bana ne kadar acı çekersem de çeksem bunu gizlemem gerektiğini anlatmaya çalışıyorlardı. Bu düşünce aklımdan geçtiği gibi boğazımdaki saçlar birazda salınıp yukarıya doğru savrulmaya başlarmışlardı.Cidden mi yani cidden böyle mi yapmam gerekiyordu.Peki söyler misiniz sevgili saçlar şu anda düştüğüm bu okyanustan nasıl kurtulucaktım.Okyanus? Bir dakika düşmeye o kadar alışmışımdı bir mermi misali çakılıcağım okyanusun bile varlığını unutmuşum ama daha da kötüsü artık neredeyse aramızda 15 metre vardı.Ne bağıra biliyordum ne de ağlıya biliyordum.Çakılmama birkaç metre kala gözlerimi kapattım ve bedenimi saldım. Ne yapabilirdim ki değiştiremeyeceğim bir şeyi kabullenmek ten başka be yapabilirdim ki.Bedenimde suyu hissettiğim gibi yattığım yerden korku ve ter içinde fırlayı verdim…
Bir dakika yattığım yerden mi?