Asena'nın anlatımıyla
Gidiyordum. Tayinim başka bir şehire çıkmıştı. Bana bir timde görev yapacağım söylenmişti. Bugüne kadar asla bir timde olmamıştım hep tek başımaydım ama şimdi bir timde bulunacaktım.
Yeni görev yerim Şırnak'tı. Ve ben şimdi uçağa binmiştim. Şanlıurfa'dan Şırnak' a gidecektim. Aktarmalı gidiyordum ve yaklaşık 6 saatten fazla sürecekti. Bundan dolayıda biraz uyumaya karar verdim.
---------
6 saat 15 dk sonra
Uçak yolculuğum bitmiş ve ben askeriyeye gitmek için yola çıkacaktım. Bir taksi durdurdum ve ona beni silopi askerlik şubesine götürmesini söyledim.
50'li yaşlardaki taksici bana
"asker görüşmesinemi gidiyorsun kızım" dedi.
Bende ona "hayır görev yerim orası" dedim.
Adam gülerek bana "ülkemizin kadını asker olduysa düşman en çok bizden korksun" dedi.
Bende gülerek karşılık verdim.
Birkaç saat sonra askeriyenin önüne geldiğimizde taksiciye parasını ödedim ve kapının yanında duran askere asker kimliğimi gösterip askeriyeye giriş yaptım.
Albayın odasına gitmem gerekiyordu bunun içinde bir askeri durdurup ona "Şahin Albay'ın odası nerede" diye sordum. Asker bana albayın odasını tarif edince yanından uzaklaştım ve albayın odasına gittim. Kapının önüne gelince derin bir nefes alıp kapıyı çaldım. İçeriden "GEL!" sesini duyunca içeri girdim ve hemen tekmil verdim.
"Asena Bozkurt, İstanbul emret komutanım!"
"Rahat asker"
Sol taraftan bir gülme sesi duyunca o tarafa kafamı çevirdim ve gördüğüm şeyle ağzım açık kaldı. Büşra, albayın karşısındaki koltuklardan birine oturmuş bana gülerek bakıyordu.
"Büşra....s-sen"
"Evet ben kardeşim. Ne sandın seni tek başına bırakacağımı falan mı?"
Büşra hemen yerinden kalkıp bana sarıldı, bende sarılışına karşılık verdim. Büşra benim çocukluk arkadaşımdı. Kendimi bildim bileli Büşra'yı tanırım. İkimizde aynı yetiştirme yurdunda kalmıştık. Ailem beni birkaç günlükken terk etmişler. Büşra'da benimle aynı durumdaydı. İkimizde ailelerimiz tarafından terk edilmiştik.
Yavaşça Büşra'dan ayrıldım ve sahte bir kızgınlıkla ona baktım,
"Neden bana buraya geleceğini söylemedin? Ne zamandır birbirimizden bir şeyler saklıyoruz?"
"Seni asla tek başına bırakamazdım bunun için bende seninle birlikte geldim."
İkimizde güldük ve tam o sırada albayın öksürme sesini duyduk
"Daha ne kadar ayakta durmayı düşünüyorsunuz? Oturun!"
Ben ayakta durmaya devam ederken Büşra gidip albayın karşısındaki koltuklardan birine oturdu. Albay bana bakarak,
"Bu bir emirdir asker"
"EMREDERSİNİZ KOMUTANIM!"
Gidip Büşra'nın karşısındaki koltuklardan birine oturdum.
"Çocuklar artık şu bilgilendirmeyi yapalım size" dedi ve önündeki dosyalardan birini açıp anlatmaya başladı,
"Timinizin ismi Ay Yıldız Timi, komutanınızın ismi Yusuf Demirkan v-"
Albayın sözünü yarıda kesen şey kapının çalış sesi oldu. Albayın gir emriyle beraber içeri uzun boylu bir asker girdi ve tekmil verdi.
"Kıdemli Yüzbaşı Yusuf Demirkan, Ordu emret komutanım"
"Rahat asker"
Yüzbaşı tahminimce 1,98 boylarındaydı. Çok kalıplı ve kaslı biriydi.
Bir anlık başını bizim tarafımıza dönünce göz göze geldik. Gözleri simsiyahtı. Albayın sesiyle başımı ona çevirdim.
"Yüzbaşı sana söylediğim iki yeni asker bu askerler, onları götür ve timin geri kalanıyla tanıştır"
Yüzbaşının yüzünde memnuniyetsiz bir ifade vardı ve albaya dönüp
"Emredersiniz komutanım" diyip bizede kafasıyla kapıyı işaret etti.
O önden biz arkasından albayın odasından çıktık ve askerlerin eğitim yaptıkları yere geldik. Askerler bizi görünce sıraya geçti. Yüzbaşı,
"Tim, bu yanımda gördüğünüz kişiler timin yeni üyeleri."
Sonra bize dönüp "Tekmil ver" dedi.
İlk önce Büşra tekmil verdi. Sıra bana gelince,
"Asena Bozkurt, İstanbul emret komutanım"
"TİM SAĞ BAŞTAN TEKMİL VER"
"Fatih Arslan, Ordu emret komutanım"
"Mustafa Kadir Kurtoğlu, Mersin emret komutanım"
"Ceylan Koçer, Adana emret komutanım"
"Murat Çetin, Trabzon emret komutanım"
"Bartu Kaplan, Sakarya emret komutanım"
"Kuzey Sarpoğlu, Mardin emret komutanım"
"RAHAT ASKER"
Yüzbaşı bize dönüp,
"Siz gidip lojmanlara yerleşin. Yarına kadar her şeyinizi halledin yarın erkenden içtimaya kalkacaksınız"
"Emredersiniz komutanım"
Tam gidecekken geri dönüp yüzbaşıya,
"Komutanım içtima sabah kaçta?"
"4,30'da"
"Tamam komutanım" diyip arkamı döndüm ve Büşra ile birlikte lojmananlara doğru yola çıktık. Şimdilik taksiyle gidip geliyorduk ama birkaç gün içinde eski görev yerimizde bıraktığımız motor ve arabalarımız gelirdi.
------------
Saat 12'ye geliyordu ve biz lojmanlarımıza çoktan yerleşmiştik. Yemek yapmaya üşendiğimiz için dışarıdan söylemiştik ve artık yatma vaktimiz gelmişti. Büşra benim kaldığım daireden kendi dairesine çoktan gitmişti ve bende pijamalarımı giyip yatağa geçmiştim.Uyumadan önce içimden son kez "yarın rahat oluruz nede olsa yeni geldik" demiştim.
Ama ben bunu yarını bilmediğim için söylemiştim.
.
.
.
.
ilk kitabım olduğu için yazım yanlışları vb. şeyler olmuş olabilir.
Kitap hakkında ne düşünüyorsunuz?