Lansman gecesinde maskesini tüm dünyanın önünde tek bir hamlede çıkarıp atan Gece’nin bu cesur duruşu, sosyal medyada adeta bir kasırga etkisi yaratmıştı. Yıllarca saklanmak, o ağır kalkanın arkasına sığınmak zorunda kalan genç kadın, bir gecede milyonların ilham kaynağı haline geldi. Sahil yolunda paten sürerken, bir kafede çayını yudumlarken ya da menajeri Damla ile iş toplantısına giderken etrafını saran hayranlarının sevgi seliyle karşılaşıyordu. İnsanlar onunla fotoğraf çektirmek, cesaretinden dolayı teşekkür etmek için sıraya giriyordu. Gece, ilk defa topluluklar içinde kendini bir "fazlalık" gibi değil, kabul görmüş ve sevilmiş hissediyordu.
Aynı günün akşamı, evindeki çalışma masasında oturup sosyal medya hesabına gelen tebrik mesajlarını incelerken karşısına çıkan bir görsel dikkatini çekti: Ulusal Tekerlekli Paten Dans Yarışması.
Afişin detaylarına indiğinde gözleri bir noktada takılı kaldı. Yarışmanın tüm geliri ve büyük birincilik ödülü, Kimsesiz Çocuklar Vakfı'na bağışlanacaktı. Kendi çocukluğunda hissettiği o çaresizliği, ailesinin arasında bile yaşadığı yetimlik hissini hatırlayan Gece’nin boğazı düğümlendi. Bu sadece teknik bir paten gösterisi olmayacaktı; ruhen yalnız bırakılmış çocukların hayatına dokunabilmek için karşısına çıkan en anlamlı sahneydi. Tek bir saniye bile tereddüt etmeden ilandaki başvuru numarasını aradı, heyecanla kaydını yaptırdı.
Gece tam telefonunu kapatıp yarışmada koreografi yapabileceği hareketli müzik listelerini düzenlemeye başlayacaktı ki ekranına tanımadığı bir numaradan mesaj düştü. Mesajın dili ve üslubu ilk cümleden kendini belli ediyordu:
"Hangi tıp uzmanlığına giriyor tam emin değilim ama bir nörolog olarak teşhisi koydum: Sahil yolunda tekerlekli patenle masum insanları devirme oranınız son günlerde %80'e ulaştı! 🩺 Neyse ki nöbetçi acil servis ekibi olarak numaranızı zorla da olsa Damla'dan kapmayı başardım. Yarınki antrenmanınızın ortasında, 'çarpmama garantili' bir kahve molası vermeye ne dersiniz? — Nörolog Yaz ☕"
Gece, telefonun ekranındaki satırları okurken dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı. Yanaklarına tatlı bir sıcaklık yayıldı. Yaz’ın kastırmayan, tam kararında esprileri ve içten gelen muzipliği, Gece’nin yıllardır ördüğü o kalın duvarlarda tatlı gedikler açıyordu. Bir erkeğe güvenmenin ve onun yanında kendi gibi olabilmenin hafifliğini hissederek mesaja yanıt yazdı:
"Doktor Bey, benim antrenman sahamda yeleksiz yürümek yüksek hayati risk taşır, baştan uyarayım... 🛼 Ama iyi bir kahvenin hatrına patenlerime geçici bir fren sistemi takmayı düşünebilirim. Mola teklifiniz kabul edildi."
Mesajı gönderdikten sonra telefonu göğsüne bastıran Gece, odasındaki boy aynasına doğru yürüdü. Aynadaki yansımasına baktığında, gözlerinin altındaki o eski yorgun halkaların gittiğini, yerine içten gelen ışıl ışıl bir neşenin yerleştiğini gördü.
Bir yanda kimsesiz çocuklar için sahnede sergileyeceği o büyük paten dansı, diğer yanda kalbinin kapısını ürkütmeden, şefkatle çalan Yaz... Gece için hayat, ilk defa bu kadar aydınlık ve umut dolu akıyordu.