Gece mahcubiyet içinde ne kadar özür dilese de kendini affedemiyordu. Tam ağzını açıp bir şeyler söyleyecekken şiddetli bir mide bulantısıyla banyoya koştu. Yüzü kireç gibi solmuştu; elini yüzünü yıkayıp kapıyı açtığında Yaz’ı tam karşısında buldu.
"İyi misin?" diye sordu Yaz endişeyle.
Gece sadece başını sallayarak karşılık verdi. Ancak hâlâ sendeleyerek yürüdüğünü gören Yaz, hemen koluna girip onu salondaki kanepeye geri yatırdı. Ardından mutfağa geçip Gece için hafif ve besleyici bir kahvaltı hazırladı. Mutfaktan getirdiği tepsiyle masaya oturan Yaz, espriler ve muziplikler yaparak Gece’nin yüzünde ufak da olsa bir tebessüm oluşturmayı başardı.
Tam ortamın havası yumuşamışken, Gece’nin kulaklarında Mina’nın o zehirli cümleleri çınlamaya başladı: "Sana Tanrı çocuk vermesin, titrek rezil!"
Gece bir anda sessizleşti ve gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı. Ağlamasının nedenini anlayamayan Yaz şaşkınlıkla sordu: "Neden ağlıyorsun Gece? Ne oldu bir anda?"
"Dün gece Mina’nın dedikleri aklıma geldi..." dedi Gece, hıçkırıklarının arasından.
Yaz rahatlatmak istercesine, "O seni üzmek için söylenmiş saçmalıklardı, gerçeklik payı yok ki..." diyecek oldu.
Gece gözyaşlarını hızla silip yüzünü çatarak doğrudan Yaz’ın gözlerinin içine baktı: "Ben rahmimden vuruldum Yaz! Anne olmam imkansız artık... Omuriliğimdeki sorun için yıllarca fizik tedaviye gittim, sırf iyileşip tekrar tutunabilmek için. Her kadın gibi ben de bir gün anne olmayı isterdim ama ben o fedakarlığın bedelini çok ağır ödedim. Bu süreçte yanımda sadece Damla vardı."
Yaz duyduklarıyla sarsıldı. "Peki ya ailen? Ailen seninleydi, değil mi?" diye sordu kısık bir sesle.
Gece acı bir kahkaha attı. "Beni ailem tek kalemde sildi!" diyerek telefonunu çıkardı ve ekran görüntüsü alınmış eski mesajları Yaz’a gösterdi. "Bu mu aile ha?! Daha bitmedi... Madem her şeyi öğrenmek istiyorsun..."
Gece konuşurken nefesi kesilmeye, göğsü hızla kalkıp inmeye başladı. Panik atak krizi kapıdaydı ve Yaz durumu hemen fark etti.
"Tamam Gece, haklısın... Sakin ol, benim hatamdı, sormamalıydım," diyerek onu yatıştırmaya çalıştı.
Ancak Gece zorlukla nefes alırken sol bileğindeki eski dikiş izini gösterdi: "Öz babam... Öz babam bunu bana yapacak kadar şerefsizdi!"
Bu son sözlerle birlikte Gece şiddetli bir panik atak krizi geçirmeye başladı. Yaz hiç düşünmeden yanına koştu, onu sımsıkı tutarak nefesini kontrol etmesine yardımcı oldu. Tekrar tekrar özür dileyerek çantasındaki tıp malzemelerinden hızlı bir sakinleştirici hazırladı ve Gece’ye uyguladı.
İlacın etkisiyle Gece yavaş yavaş sakinleşip derin bir uykuya daldı.
Yaz, koltukta masumca uyuyan bu kadının yaşadığı ağır travmalar karşısında adeta kahroldu. Bir doktor ve bir adam olarak o an kendi kendine bir yemin etti: Gece’nin karanlığa boğulmuş bu hayatına yeniden renk getirecek, o yaraları tek tek saracaktı.
Gece’nin bilmediği her şeyi öğrenmek için telefonunu çıkardı. Tam da o sırada abisinden haber bekleyen Damla’nın numarasını tuşladı...