Uzun ve yorucu hastane günlerinin ardından evine dönen Gece, hayatta kalmanın ve kendi ayakları üzerinde durabilmenin şükrüyle doluydu. Evde kılmak yerine, içindeki o teslimiyet hissini tamamen yaşamak için mahallenin camisine gitmeye karar verdi. Yüzü hâlâ geçirdiği operasyonun ve kan kaybının etkisiyle solgun, bedeni bitkindi; ancak ruhu hiç olmadığı kadar kararlıydı.
Abdestini alıp caminin kadınlar mahfiline geçti. Önce yatsı namazını, ardından gözyaşları içinde Rabbine sığınarak şükür namazını kıldı. Namazını bitirip camiden tam ayrılmak üzereyken, yaşlı imamın yumuşak sesiyle irkildi. İmam, paravanın arkasından sanki onun içindeki tüm fırtınaları okuyormuş gibi babacan bir sesle fısıldadı:
"Sen büyük bir huzura ermek üzeresin hanım kızım... Çektiğin bu dertler, yaşadığın bu ağır imtihanlar artık son bulacak. Rabbim kalbine ve ömrüne daimî bir huzur versin."
Gece, imamın bu beklenmedik duası karşısında donakaldı. Sözler ruhuna bir merhem gibi sürüldü; içindeki son kırgınlık kırıntıları da o anda eriyip gitti.
Lansman gecesi geldiğinde arena alanı adeta insan seline uğramıştı. Işıklar, kameralar ve dev ekranlar Aura’nın yapacağı o tarihi açıklama için hazırlanmıştı.
Gösteri öncesinde sahneye çıkan Rüzgar, mikrofona geçip ekibin emeklerinden, projenin büyüklüğünden bahsetti. Ancak yüzünde eski kibir veya içki izleri yoktu; aksine dingin ve kendinden emin duruyordu.
Ardından sahne Aura’ya kaldı. Açık mavi maskesiyle buz üstünde adeta bir kuğu gibi süzülen Gece, tekerlekli patenleriyle yaptığı o görkemli gösteriyi alkış tufanı eşliğinde tamamladı. Gösteri bittiğinde mikrofona yürüdü. Önce geçmişte yaşadığı ağır kayıplardan, kimsesizlikten ve karanlıktan bahsetti. Ardından küllerinden nasıl doğduğunu, bir kadının tek başına ne kadar güçlü durabileceğini büyüleyici cümlelerle anlattı.
Tam elini yüzüne götürüp ikonik maskesini açacakken, Rüzgar bir adım öne çıktı. Nazik bir hareketle eliyle onu durdurdu:
"Bir dakika... Maskeni açmadan önce benim bir açıklama yapmam gerekiyor Aura Hanım," dedi.
Rüzgar mikrofona dönüp tüm basının ve seyircilerin gözünün içine baktı:
"Ben dışarıdan gördüğünüz o kusursuz, başarılı adam değilim. Yıllarca vicdanımın sesini bastırmak için yanlış yollara saptım, etrafımdaki insanlara ve en çok da masum bir ruha büyük acılar çektirdim. Ruhen kendimi hiç iyi hissetmiyorum. Bu yüzden bugünden itibaren müziğe ve tüm projelerime sonsuz bir ara veriyorum."
Salonda devasa bir şaşkınlık sessizliği oluştu. Gece ise maskesinin arkasında huzur dolu bir tebessümle duruyordu; Rüzgar’ın kendi hatalarıyla yüzleşip geri çekilmesi, Gece’nin içindeki son düğümü de çözmüştü.
Bir muhabir mikrofonu Rüzgar’a doğru uzatıp şaşkınlıkla sordu:
"Rüzgar Bey! Kariyerinizin zirvesindeyken böyle radikal bir kararı nasıl alırsınız? Bu aniden gelen bırakışın gerçek sebebi nedir?"
Rüzgar, basının karşısında dik durarak derin bir nefes aldı:
"Çünkü zirvede olmak bir insanın vicdanını iyileştirmeye yetmiyor. Gerçek güç, geçmişin hatalarını kabullenip doğru yola adım atabilmektir. Ben kaybettiğim ruhumu ve huzurumu aramaya gidiyorum," dedi ve mikrofonu bırakıp sahneden çekildi.
Gece, Rüzgar’ın arkasından bakarken o imamın camideki sözlerini hatırladı. Dertler gerçekten son bulmuş, herkes kendi payına düşen kaderi kabul etmişti.