İki günlük uzun deniz yolculuğunun ardından tur gemisi nihayet Yakamoz Limanı’na yanaştı. Tur başkanı Turan Bey herkesi güvertede topladı ve elindeki listeyle yoklama yapmaya başladı.
"28, 29... Bir dakika! Sema ve Ali nerede?" diye bağırdı panikle.
Gemideki herkes şoktaydı. Yaşlı teyze, "Aman evladım, ben onları ilk adada bırakıp geldik sanıyordum!" deyince Turan Bey’in başından aşağı kaynar sular döküldü. Hemen sahil güvenliğe haber verildi.
Sürat tekneleri hızla Kader Durağı Adası’na doğru yola çıktı.
Adaya ulaşan kurtarma ekipleri sahile ayak bastığında, perişan ve korkmuş iki insan bulmayı bekliyorlardı. Ancak gördükleri manzara bambaşkaydı: Sema ve Ali, sahilde yan yana oturmuş, batan güneşin denizdeki yansımasını izliyorlardı. Sema başını Ali’nin omzuna koymuştu, Ali ise onun elini sımsıkı tutuyordu.
Uzakta beliren kurtarma teknelerini gördüklerinde, içlerinde bir kurtulma sevincinden ziyade, bu büyüleyici iki günün bitmesinin verdiği hafif bir hüzün vardı.
Gemiye geri döndüklerinde tüm tur sakinleri onları alkışlarla karşıladı. Herkes onlara ne yaşadıklarını soruyordu ama onlar sadece birbirlerine bakıp gülümsediler.