Ekim şiddetle bağırdığında Yiğit te bende kendimize gelmiştik."Alev otur şuraya ve kendinize gelin yaranı sarmamiz gerek kurşun içinde kalmış doktoru çağırdın mı Bulut" dediğinde kafamı usulca salladım gerek yok dermişcesine Yiğit gözlerini üstümde gezdirdi ve Bulut'a dönüp "şu doktoru hemen çağır gelsin bakma şu deliye"dedi bende ona bakıp gözlerimi devirdiğim de Bulut çoktan doktoru çağırmıştı
(Yarım saat sonra)
Doktor gelip kurşunu çıkarıp gitmişti.Yigit kapının önünden hiç ayrılmamış ti Can ve Bulut,Ekim'i eve bırakmışlardı ve onu yanlız bırakmak istemedikleri için orda kalmışlardı.
En sonunda ayağa kalkıp dışarı çıktığımda Yiğit hemen ayağa kalktı ve küçük bir çocuğu azarliyormus gibi beni azarlmaya başladı."Hemen içeri geçip dinleniyorsun delirtme beni Nefesim hadi odaya hemen" dediğinde gülmüştüm çünkü bana kizarken bile kıyamıyor du.
Yiğit yüzünden tam 1saat 47dakika 24saniyedir yatıyordum hatta 27saniye olmuştu,evet saniyeleri sayıyorum çünkü burada çok sıkılmıştım.Yiğit içeri girip bana çıkabilirsin dediğinde hapishaneden çıkan mahkum gibi sevinmiştim.
Yiğit bunu farketmiş olacak ki hoş bir kahkaha patlattı,daha sonra beni eve bıraktı ve kendi evine geçti.
Eve geldiğimde ışıklar kapalıydı salondan Koray'ın sesi gelince salona ilerledim Koray sırtını bana dönmüş bir şekilde duruyordu topuklu ayakkabılarımın çıkardığı ses sayesinde geldiğimi anlamış olacak ki arkasını dönüp bana baktı"Hoşgeldin Abla nerelerdeydin bu saatte"diye sordu imalı bir şekilde,bende ona doğru birkaç adım attığımda gülümsedim ve cevap verdim "sen bana hesap mı soruyorsun canım kardeşim" imayla söylediğim bu şey onu sinirlendirmis olacak ki yüzündeki gülümseme silindi ve bana "biri geldi odana çıktı ve bir mektup bıraktı aslında yalan söyleyemiycem okuyacaktim fakat sen gelene kadar gitmediği için okuyamadım çık odana da oku" dediğinde sırıtarak baktım"benim özelim olan bir şeyi okumayı mı düşündün küçük kardeşim"dedim dudaklarımı büzerek ona baktım ve daha sonra arkamı dönüp odama doğru ilerledim odama girdiğimde Koray'ın dediği gibi masamın üzerinde bir mektup vardı sırıtarak baktığım Mektubun üzerinde yazanları görünce yüzümdeki sırıtış söndü ve yerini dolan gözlerime bıraktı.
("13 yaşındaki Alev Demirhan'a yani benim küçük papatya'ma")
Dışındaki yazı bu kadar canımı yaktiysa içinde yazanları okursam ne olacaktı bilmiyordum.Fakat o kağıdı elime aldım ve açıp okumaya başladım.
"Sevgili papatyam eğer bu kağıdı eline alırken korktuysan korkma amacım seni korkutmak değil.Bazı izler ne yaparsan yap geçmez Alev Demirhan, tıpkı kolundaki sigara izmeriti ve Sancak yazısı gibi kim olduğumu tahmin etmen zor olmamalı.Sana birkaç şeyden söz edicem büyük suçların bedelini hep masumlar öder ve sen babanın günahının bedelini ödedin şuan içinden haykırıyorsun ama sesini kimse duymuyor değil mi ben duyuyorum papatyam ben seni hep duydum.Tıpkı o gece ki çığlıklarını duyduğum gibi,ya da babanın gece senin yanına gelip sana yaptıklarında sen çığlık attın annen duydu ama gelmedi ben duydum ama gelemedim,annen seni kapıya attığında sen annene bağırarak yalvardiginda yine duydum ama yine gelemedim.İnsanlar sevdikleriyle birlikte silinmeliydi hayattan ve ben seninle silindim sen her çığlık attığında koluma çizik attım,sen her gözyaşı döktüğünde kendimi boğdum,senin her canın yandığında ben kendimi yumrukladım,belkide şuan benim deli olduğumu düşünüyorsun haksizsin demiycem çünkü dışarıdan bakınca bir deli gibi görünüyorum.Ama sen bana dışarıdan bakma papatya,sence insan çırpındıkça daha mı çok hapsolur,yoksa hapsoldukca mi çırpınır,ben senin için çırpındıkca hapsoldum ama derdim hapsolmak değil,bak değişen çok yüzler var, değişen çok hisler var ama benim yüzüm ve hislerim değişmedi hatta sırf sana yüzüm değişmiş gelmesin diye yüzüme asla dokundurtmadim papatya.Bütün mutsuzluklarin, yaşadıklarınla, yaşamak zorunda kaldıklarınla yaşlı bir kadın kadar yorgunsun ama bütün mutluluklarınla,yasayamadiklarinla, heveslerinle beş yaşındaki bir çocuk kadar umutlusun,umudun hiç solmasın papatya unutma her yalan zamanla gerçeğe dönüşurdu ve her gerçek zamanla bir yalan uğruna hiç olurdu.Eger beni sevmiş olsaydın yüzüne karşı bunları söylemek isterdim ama ikimizde birbirimizden nefret ettiğimiz için bunları söylemedim say her neyse mektup çok uzadı haberin olsun papatya savaş yeni başlıyor." Mektupta yazanlar ne kadar canımı yaksada bir o kadar da kalbimin atışını hızlandırıyor du.Çığlıklarımı biri duyuyordu benim çığlıklarım bir fısıltı değildi benim çığlıklarım duyuluyordu buna rağmen kimse gelmiyordu ama o beni duyuyordu.
(Yiğit Yağız Kılıç)
Alev'i bırakıp kendi evime geçtiğim de hemen odama çıktım ve üzerimi değiştireceğim sırada, masanın üstünde ki mektubu gördüm.
"Beni hatırladın mı Yağız Kılıç 7 yıl öncesine gidersen hatırlayabilirsin,intikam almak istediğin yada nefret ettiğin bir insanı unutmamış sındır diye düşünüyorum.Bakiyorum da büyümüşsün o zaman ki halinden eser kalmamış annenin seni bıraktığı zaman döktüğün gözyaşları büyütmüş seni yada gözünün önünde kardeşim dediğin insana işkence edilmesi mi büyüttü seni siz ikiniz bir savaş başlattınız Yağız Kılıç ve savaşın sonucuna katlanacaksiniz.Oyun yeni başlıyor"
Okuduğum şeyler karşısında şoka girmişken hemen telefonumu elime alıp Alev'i aradım.Telefonu açtığın da sesi titriyordu ona da aynı mektup gelmişti.
"Alev iyimisin güzelim bak sakin kal sakın delice birşey yapayım deme yanına geliyorum" dediğimde Alev hızla konuştu "Yiğit gelme benim yanıma gelme çık evden Ekimlere sür hemen telefonlarını açmıyorlar hiçbirine ulaşılamıyor bende şimdi çıkiyorum oyun başladı Yiğit ve ben kaybetmekten hoşlanmam" dedi ve yüzüme kapattı sesinden ne kadar endişeli olduğunu anlayabiliyordum.
Hemen evden çıkıp Ekimlere sürmeye başladığımda telefonun çalmıştı arayan kişi Bulut'tu hemen telefonumu açtım ve konuşmaya başladım.
"Bulut evden çıkın hemen ne olduğunu sorma çıkın evden"
Dediğimde bulut telaşla konuşmaya başladı "çıkamayız Yiğit çıkamayız evi tarıyorlar biz Canla birşeyler yapmaya çalışıyoruz ama çok kalabalıklar Ekim baygın Yiğit yetişin lütfen Ekime birşey olmasın Yiğit" Dediğinde arabayı daha hızlı sürmeye başladım.
10 dakika içinde oraya geldiğimde Alev le aynı anda geldiğimizi farkettim.Alev hemen sesin geldiği yere doğru koşmaya başlayınca bende arkasından koştum biz eve yaklaştığımızda sesler kesilmişti.Birseyler ters gidiyordu buna emindim Alevle ben evin arkadaki penceresinden içeri girdiğimizde tüm camlar kırılmıştı, heryer cam içindeydi içeri ilerlediğimizde Bulut un kucağında vurulmuş bir vaziyette yatan Ekimi gördüm.
Hemen Bulut'un yanına koştum Ekimi kucağından aldım ve evden çıkarken Alev'in masanın üzerindeki kağıdı aldığını gördüm.Oda hemen peşimize takıldığında hep beraber hastaneye gittik.Ekimi ameliyata aldıklarında Alev cebindeki kağıdı çıkardı ve sesli bir şekilde okumaya başladı.
"Bu sadece ufak bir uyarıydı asıl oyun şimdi başlıyor Sevgili papatyam ve Yağız Kılıç attığınız her adıma dikkat edin"
(Alev'den)
Hastanedeyken cebimden kağıdı çıkarıp sesli bir şekilde okumuştum okuduğum şeyler beni sinirlendirirken bir yandan da Ekimin içerde benim yüzümden yatması canımı yakıyordu.
Ama ben Alev Demirhansam bunu kimsenin yanına bırakmazdim asıl oyun şimdi başlıyor ve Alev Demirhan kaybedeceği oyunu oynamaz.