İyi okumalar💗
______________________
Hyunjin'den
Avukatla konuşup işleri hallediyorduk bütün dosyalara teker teker inceliyordu dohyunla ilgili ne kadar şey varsa evet babamın adamı ama hakkında bişey asla bilemiyordum bi tek yaşı o da 38'di
Felix'le geç buluştuk ama ben onu yıllardır biliyordum. O bana babasının emanetiydi. Ve ona asla zarar gelmesine dayanamazdım. O benim canımdan bi parça gibiydi.
Avukat bangchan ve Minho dosyalara bilgisayardan bakıyordu bende babamın öldüğü zaman bana verilen telefonu kontrol ediyordum belki bişey çıkar diye...
Babamın telefonuna bakarken boynumdaki siyah kanata bi ağrı girmişti telefonu hızla masaya bırakıp elimle boynumu tutum. Bunun ağrısı büyüktü elimi boynumdan çektim gözlerim kocaman açılmıştı Felix'in tehlikede olduğu aklıma gelmişti silahımı belime düzensizce koyarak arabaya doğru koşmuştum Bangchan ve Minho da arkamdan gelmişti tabi hemen şöför koltuğuna geçip arabayı çalıştırdım boynum azda olsa sızlıyordu ama Felix'i bulmam gerekti...
...
Eve geldiğmizde kapı kırık adamlar yerde kanlar içinde ve daha kötüsü felix... Felix yoktu odalara bakmaya başladım koşarak
H:"Felix!"
M:"Noluyo ya?..."
Bütün odalara bakmama rağmen kimse yokmuş koltuğa oturup kafamı ellerimin arasına aldım oflayarak düşünüyordum nerde olabilceklerini Bangchan anlamış bi şekilde bana kafasını sallamıştı
B:"Ben anladım napıyoruz?"
M:"Ya biri bana da anlatsın artık!"
Bangchan minho'ya göz devirerek
B:"Etrafına bak bakalım nolmuş kim yok!?"
M:"Hm... Kapı kırık Felix Seungmin bide sincab yok anaa bunlar kaçırıldımı!?"
Sonunda anlamıştı Minho göz devirdim bangchan eliyle alkış yaptı
B:"Aferin gerizekalı"
Şuan halleri çok komikti ama gülecek halim yoktu felix'i geri istiyordum onsuz durmak istemiyorum bu kadar zaman durdum daha da duramam elime telefonu aldım bulamicak gibi hissettim ama denicektim çünkü içimde garip bir his vardı, sanki Felix gerçekten zor bir durumda ve zaman geçtikçe işler daha da karışacak gibi geliyordu;
parmaklarım ekranda hızlı hızlı kayarken kalbim de aynı hızla atıyordu, Bangchan hâlâ bir şeyler söylüyor, Minho arada bana bakıp kaşlarını kaldırıyordu ama hiçbirini tam duyamıyordum, tek düşündüğüm şey Felix’e ulaşmanın bir yolunu bulmaktı, belki bir ipucu, belki eski bir adres ya da onun daha önce bahsettiği bir yer, ne olursa olsun küçük bir şey bile beni ona biraz daha yaklaştırabilirdi ve o an anladım ki bu iş sandığımdan daha büyük bir şeye dönüşüyordu…
...
I.N:"Patron biz hazırız"
I.N'in hazırız ifadesinden bizde yerlerimizi aldık changbin ve I.N keskin nişancılardı Dohyun sandığımızdan da güçlüydü ama bi o kadar da gerizekalıydı kocaman deponun etrafına sadece 4 tane adam koymuştu bakalım içeride nasıl süprizler vardı. Changbin'e ve I.N'e başla işaretini vermiştim.
C:"Dikkat et vurulmada"
I.N:"Sen benimi merak ettin"
I.N imalı imalı sırıtmıştı changbin onu seviyordu ama belli edemiyordu arada bir birleriyle flört ediyolardı ama bi kere yakınlaşmamışlardı fazlasıyla ama bir birlerini sevdikleri çok belliydi
C:"Ne alakası var hadi önüne bakta şunların işini bitirelim"
I.N:"Changbin"
Changbin I.N'e dönmüştü I.N utanırca ama bi o kadar da özgüvenle ve tatlılıkla ona bakmıştı.O gözler aşkı ifade ediyordu ve çok belliydi hem ne söyliceğide çok netti.
I.N:"Söyleyemedim ama... Biliyosun dohyun güçlü ve adamları da.... Changbin seni seviyorum ben..."
Changbin I.N'e şaşkın bi o kadar da umutlu bakmıştı sevinmişti ama belli etmedi. Yarım yamalak sırıtarak
C:"Sağol"
I.N:"Hey seni sevdiğimi söyledim bu kadarmı yani?"
C:"Şu işi halledelim bende sana açıklarım ya da nefesini keserim hangisini istersen. Şimdi silahına dön"
Changbin göz kırpıp silahına geri dönmüştü. İkiside Dürbünlerini hazırladı ilk atışı Aynan da yaptılar ikisinide ardarda yapmışlardı I.N telsizine sarıldı
I.N:"Patron dışarısı temiz"
H:"Sağol I.N kapıya gelin beraber girelim"
I.N:"Emrinize patron"
I.N ve Changbin kapıya gelmişlerdi hepsi içeriye dikkatlice girmişti bi kaç ayak sesi gelmişti duvarın arkasına geçip saklanmışlardı Changbin I.N'i duvarla arasına aldı I.N ve Changbin bir birlerinin gözlerine bakıyordu ikisinin de göğsü inip kalkıyordu. Changbin I.N'e biraz daha yaklaşmıştı
I.N:"Napıyosun?"
C:"Napıyomuşum?"
I.N:"Çok yakınsın... "
Changbin biraz daha yaklaşmıştı silahını beline attı diğer elinide duvara koymuştu gözlerine daha da kitlendi o güzel kahverengi gözlerini görmek hoşuna gidiyordu
C:"Sorun mu var?"
I.N:"Y-Yok..."
Hyunjin I.N ve Changbin tarafa baktı ağzının köşesiyle sırıttı aklından neler neler geçiyodu acaba... Minho ilk başta mal mal davransa da şuan ciddi şekilde sinirli ve endişeliydi. Jisung için de olabilirdi Ama belki de sadece canı içinde korkuyordu. Bangchan I.N'le changbin'e döndü
B:"Ya başka aşk yaşıcak yeriniz yokmuydu acaba benim fındık farem içerde de"
Changbin I.N'den uzaklaştı sırıtarak, I.N üstünü düzeltti silahını hepsi tekrardan kontrol etti. I.N hızla duvardan ayrılıp silahını karşıya doğru bir anda uzattı temizdi Hyunjin'e kafasıyla temiz anlamında salladı. Hepsi koridorda yavaş yavaş ilerliyordu.
Bi oda dan sesler geliyordu hyunjin kalbini tutu odaya girdi orda Felix'i beklerken yerde sadece hopörlör vardı. Hyunjin onı görünce hayal kırıklığına uğrayıp nefesi kesildi. Hopörlörün üstünde bi not vardı Hyunjin yavaş adımlarla onu aldı ve ve notta "ah Hyunjin babanın yapak istediğini ruh eşine yapıcam ilk onu sikicem sonra cesedini görürsün zaten" Diye bir not vardı hyunjin notu olduğu gibi fırlattı
B:"Pice gel amk"
M:"Yok böyle olmicak bu piç bize vermez bu Çocuğu"
H:"Oruspu çocuğu eğer onları bulduğumda ben sikmeden o sikiyo görürsem yarramı ağzına sokarım"
Hyunjin hızlıca oda dan çıktı teker teker odalara baktılar o kadar çok oda var ki hepsine bakarken bile yorulmuşlardı.
Bi tane oda dan ağlama sesi yükselmişti ya gerçekti ya da... Bangchan kapının kilitli olduğunu fark etti koluyla dikkatlice kırdı. Karşılarında Jisungla Seungmin vardı
M:"Jisung"
Minho yavaşca jisung'un kollarını çözdü ağzındaki ipide çıkarttı ellerinin arasına jisung'un yüzünü aldı
M:"Bi yerinde bişey varmı iyi misin sana bişey yaptımı o sik"
J:"Yapmadı... "
Jisung nefes nefese konuşmuştu jisung ağlamamıştı içene atmıştı ama Seungmin gözlerinden her gelen yaş bacağını ıslatıyordu. Bangchan Seungmin'in kollarını ve ağzını çözdü
B:"Bişeyin yok dimi"
S:"Hayır"
Jisung kafasını kaldırıp Hyunjin'e baktı sonra kafasını tekrardan minho'ya çevirdi terlemişti. Terlemiş olan saçlarını bir bir arkaya atmıştı jisung Minho jisung'un elini tutmuştu önünde otururken. Bangchan'da Seungmin'in göz yaşlarını siliyordu.
J:"Felix'in yerini hatırlıyorum"
H:"Ne... Nerde jisung yalvarırım yardım et elli tane oda var bulamıyorum nolur"
Jisung kafa salladı minho'nun elini tutup kalktı hepsi beraber odaya doğru ilerledi sesizce koridor bon boştu ama Hyunjin korkuyordu odaya girdiğinde neyle karşılaşacaktı acaba. Jisung durunca hepsi durdu sanki bişey söylicek gibiydi
M:"Jisung hadi"
J:"Şey... Felix'i sıcak demirle yakıyo sonra da..."
Hyunjin elini kaldırdı dur anlamında hepsi ona ağır gelmişti sonrasını zaten anlamıştı tekrardan ilerlemişlerdi her bir ayak sesi hepsini geriyordu.Ayak sesleri koridorda yankılanıyordu. Kimse konuşmuyordu.
Sadece nefes alışları ve yerdeki tozun hafifçe ezilme sesi vardı.Koridor karanlıktı.
Tavandaki sadece 4 5 lamba arada bir titriyor, sarı ışık duvarlarda dalgalanıyordu. Her adımda gıcırdayan zemin hepsinin daha da gerilmesine neden oluyordu.
J:"Bu... Bu kapı..."
Hyunjin kapıyı tekmeyle hızlıca kırdı felix sandalyeye bağlı dururken önlerinde mini bi ateş Dohyun Felix'in önünde eli fermuarına gidecekken kapını açıldığını görünce sırıtarak arkasını dönmüştü hyunjin o manzarayı görünce kaldıramamıştı. Felix ona bakmıştı acıdan gözleri yaşarmış gözlerinden akan yaş bile sanki Ateş gibiydi
"Off ben daha geç bekliyordum daha ağzına vermedim ki"
Dohyun sırıtarak hyunjin'e bakmıştı tam tahmin ettiği gibi Hyunjin'in gözleri kırmızıya dönüyordu. Hyunjin duvara kafasını dayadı gülüyordu. Arkasını hızla dönüp yumruk attı yakasını tutu
H:"Ben senin ağzına veriyimmi çok büyük he! İstermisin?"
"Aaa sakin seni şu ateşte pirzola yapcaktım ben niye öyle dedin şimdi"
Hyunjin yakasını bırakıp Felix'e yaklaşmıştı Dohyun önüne geçene kadar tabii. Hyunjin daha da sinirlenmişti gözleri kıpkırmızı olmuştu
"Benim işim daha bitmedi Hyunjin sonra gelirsin"
Dohyun pis pis sırıttıkça Hyunjin daha da sinir oluyordu. Eli silahına gitti dohyun'un kafasına dayadı silahı çenesini tutup kafasını kaldırdı
H:"Ben gelmeseydim Felix'in ağzına yarrağını sokcaktın ya benim ki daha iyi görmek istermisin?"
Dohyun kahkah patlatmıştı Hyunjin de sırıtıyordu ortam fazlasıyla gergindi. Felix'in ağzı ayakları ve elleri hala bağlıydı. Hyunjin'in gözlerindeki kırmızılığa ateş yansıyordu bu onu daha çekici gösteriyordu. Hyunjin dayanamayıp silahı hava da çevirip Dohyun'un kafasına vurmuştu Dohyun acıyla yere yatmıştı Hyunjin Felix'in yanına çöküp ellerini ağzını ve bacaklarını çözmüştü ikisi beraber hızlıca sarılmıştı taki Silah'ın tetik sesi gelene kadar. Hyunjin arkasını dönüp tetiğin kime geldiğine baktı I.N öylece durmuş haraket etmeden duruyordu silah tam arkasındaydı
C:"Lan!"
"O kadar kolay mı sandın sikik şeytan... Ateş et bekleme amk!"
Adam dohyun'a uyup silahı sıkmıştı. I.N'in karnın sol kısmına ateş etmişti I.N eliyle karnını tutu kendini yere bırakmış duvara dayanıp karnını tutuyordu dohyun'la adamı gitmişti Changbin I.N'in yanına oturmuştu
C:"I.N..."
I.N:"S-Sen korkuyomusun?..."
I.N zorda olsa gülümsemişti Changbin'in gözlerinden yaşlar süzülmüştü yanaklarından Changbin I.N'in elini tutmuştu
C:"Sence korkmuyomuyum?"
I.N Changbin'in elini sıkmıştı az gücüyle göğsü inip kalkması yavaşlamıştı sanki kalbi durmak üzere gibiydi. Hyunjin çoktan ambulansı aramıştı
I.N:"Korkma.... İyim ben"
I.N'in nefesi kesilmiş gibi oldu. Göğsü zorla inip kalkıyordu.
Changbin panikle başını salladı.
C: “Hayır! Hayır, I.N! Gözlerini kapatma… benimle konuş… lütfen!”
Changbin onu kendine doğru çekti. Sanki bırakırsa tamamen kaybedecekmiş gibi... I.N'in gözleri kapanmıştı Changbin'i zorla yerden kaldırmışlardı I.N'i ambulansa kaldırmışlardı hepsi arabalara binip hastaneye gitmişlerdi...
____________________________
Ay şeyy bilerek olmadı elim kaydı🥰🥰🦶🏿😎 Ben gidem de diğerini yazem ayollll