18 yıl önce yazardan...
Küçük kızın annesi gece çökünce yine gitmişti. Küçücük bedeni titrerken babası gelip onu yine dövmesin diye dualar ediyordu. Annesi ona çocukların dualarının kabul olcağını söylemişti. Küçük kızın annesine güveni sonsuzdu.
Biraz sonra ayak sesleri doldu kulaklarına tak tak...
Küçük kız o yine babasından dayak yedi. Annesi eve gelince küçük kızı bayılmak üzere iken buldu. Annesi ağlayarak kızının yanına çöktü küçük kız son kalan gücüyle annesine isyan etti."Hani çocukların duaları kabul olurdu anne...Ben dua ettim...ama kabul olmadı...neden yalan söyledin anne..." Kadının duyduklarıyla ağlaması daha da şiddetlendi.
Şimdiki zaman Arjin Boz'dan
Derin nefes alıp kanın güzel kokusunun ciğerlerime dolmasına izin verdim. Eldivenlerimden damlayan kan damlalarının sesine histerik gülüşüm eşlik etti. Sakince arkamı dönüp adamlarıma bu pisliği kaldırmaları için işaret verdim. Depodan yavaş ama sert adımlarla çıkıp arabama bindim.
Eve gelir gelmez sağ kolum olan Çağan'ı arayıp arabayı temizlemesini söyleyip yüzüne kapattım. Banyoya girdim, ruhumu temizlemese de bedenimle bütünleşen kanı temizliyordu su.
Giyinip içki mahzenime indim. Kırmızı şarap ve bir kadehle bahçedeki oturma grubuna doğru yürüdüm.
Kadehe yavaş yavaş şarabı döktüm. Kırmızılığını izledim. Kaç kan döktüştüm bu zamana kadar kaç çocuğu babasız bıraktım, kaç anne babayı evlatlarından ayırdım...Sayamayacağım kadar kan döktüm...Ama değerdi, hepsine değerdi. Annemin her lanet ettiği güne değerdi. Annem beni izliyordu biliyorum. Kafamı gökyüzüne kaldırım ne zaman aya baksam anneme bakıyordum sanki. Aya emanet etmiştim annemi küçükken. Öleceğini hissetmiştim sanki...
16 yıl önce yazardan...
Küçük kızın annesi gitmek için hazırlanıyordu yine. Küçük kız da hayranlıkla onu izliyordu. Yüzü, fiziği en önemlisi de gülüşüyle, güzeldi onun annesi. En büyük isteğiydi annesine benzemek. Annesine hep ona benzemek istediğini söylerdi. Annesi de buruk bir tebessümle meleğine bakıp 'kaderin benzemesin.' derdi. Küçük kız anlamazdı annesini yine de ona kocaman gülümserdi.
Evden çıkmadan önce annesi küçük kızını gülüşünden öptü. Sarılırken kulağına fısıldadı "Kimseye güvenme meleğim. Bu hayatta teksin..." Küçük kızının tepkisini beklemeden kapıyı kapatıp koşarak gitti.
Küçük kızın gülümsemesi solmuştu. Babası yine eve sarhoş gelip annesini gönderdiği için kendine sinirlenip kızını dövecekti. Ama adamın ve küçük kızın bilmediği tek şey onlar hiçbir anlamda baba-kız değillerdi.
Dakikalar, saatler geçti evdeki sessizliği anahtar sesi bozdu. Arjin korkuyla yatağından zıplayarak uyandı. Adım sesleri yaklaştı sonra sesler kesildi. Adım sesleri uzaklaşmaya başladı. Arjin gözlerini aya dikti "Annem sana emanet. Biliyorum korursun onu sen..." Dedi.
Arjin o gün hiç olmadığı kadar mutluydu. Arjin o gün ilk kez huzurlu bir uykuya daldı...
Ama bilmiyordu ki o günden sonra hayatı daha da boka batacaktı...
Şimdiki zaman Arjin'den
Aklıma gelenlerle sinirle kahkaha atıp şarabımı tekledim. Hızla yerimden kalkıp depoya ilerledim. Depoya girer girmez aldığım kan kokusuyla keyfim yerine geldi. Burada akan her bir damla kan annemin intikamıydı. Annemin canı acımıştı evet ama bu depoya gelenlerin çektiği acı, yok olmayı dileyecekleri kadar fazlaydı.
Deponun gizli bölmesini açıp içinden kan torbalarını aldım.

Kırmızının farklı tonlarındaki kanları ayrı kovalara doldurarak sırayla şövalemin önünde dizdim. Kocaman tuvalimi de şövaleye yerleştirdim. Parmaklarımı kovalara daldırarak tuvalin üzerinde dans etmesine izin verdim. Şarabın verdiği mayhoş etkiyle keyfim daha da yerine geldi. Şarkı dinleyerek çizmeye devam ettim.
Saatler geçmişti dans ede ede resimimi bitirdim. Yaptığım sanata bakarak Çağan'ı aradım.
Telefon görüşmesi
A: Napıyon aslanım?
Ç: İyi abla sen napıyon?
A: Aynı ablam. Senden bişey isteyecektim.
Ç: Buyur ablam.
A: Ben bi' resim çizdim onu al benim galeriye götür.
Ç: Tamam ablam geliyorum hemen.
Telefonu kapatıp resmi inceleyerek Çağan'ı beklemeye başladım.

Çağan kapıyı çalıp içeri girdi. "Gel aslanım. Yine bir şaheser çıkardım ortaya. Galeri dolup taşacak. Tabi oraya gelenler bu resimleri nasıl yaptığımı bilseler arkalarına bakmadan kaçarlar." Kahkaha atarken Çağan da bana katıldı. "Abla istersen bu gece burda kalsın resim. Sabah kuruyunca götüreyim?" Yavaşça kafa sallayıp "Aynen mantıklı. Neyse gel bi kahve falan içip dedikodu yapalım ne zamandır konuşamıyoruz."
Sohbet ederek eve doğru ilerledik. Eve girer girmez Çağan'ı salona yollayıp nescafe yapmaya başladım. Kahveler olunca cips ve kahvelerle salona gittim.
Koltuğa yerleşip kahvemi aldım. "Ee var mı şöyle eli yüzü düzgün, hanım hanımcık bir gelin?" Çağan dediklerime kıkırdayıp sahte üzüntüsüyle "Yok be ablam. Vahşi cazibeme dayanamayıp kaçıyorlar." Bende ona ayak uydurup "Ah be ablam. Senin gibisini zor bulur onlar." dedim. Kahkaha attık.
Bi anda aklıma gelenle yerimde dikelip ciddi halime büründüm. "Sıradaki adamı buldunuz mu?" Çağan da ciddileşerek cevap verdi. "Bulduk abla. Uygun bir anda kimse çakmadan getircez depoya." Memnuniyetle gülümsedim. "Peki onu buldunuz mu?" Çağan sıkıntılı bir nefes verince sinirlendim. Çok iyi saklanıyordu şerefsiz. "Yok abla bulamadık hâlâ ama az kaldı. Biliyorsun polisler bile kaç senedir bulamadı. Kara listeye girdi pezevenk." Oflayarak sırtımı koltuğa yasladım. " Yaşamın tadını sürsün yavşak. Son nefesini bile ona zehir edeceğim."
Biraz daha sohbet ettikten sonra Çağan gitmişti. Bende fazla düşünüp kafayı yemeden uykuya daldım.
Sabah
Erkenden kalkıp spor yapmak için rahat birşeyler giyindim. Evin bodrumunda özel spor salonum vardı. Ses bombamı yanıma alarak aşağıya indim. Ses bombasını ayarlayıp spora başladım...
3 saatlik spordan sonra sucuk gibiydim. Havluyla anlımı silip yukarı çıktım. Odama girip kısa bi banyodan sonra kahvaltı yaptım. Çağan'a mesaj atıp şirkete yola çıktım.
Kime: Çağan
Şirkete gelin. Plan yapmalıyız.
Resmî giyinip yola çıktım.
Giydiği

Arabası

Şirkete gelince arabayı valeye verdim. Beni gören korumalar önlerini ilikleyip kafalarını yere eğiyordu. Seviyordum güçlü olmayı... insanlara boyun eğdirmeyi. Odama geçip Aysu'yu (sekreteri) arayıp çağırdım.
"Gel!" Aysu mini eteğiyle içeri girdi."Buyrun Arjin hanım." Samimi bir gülümseme sunup oturması için koltukları gösterdim. İkiletmeden oturdu. "Toplantı var mı?" Telefonuna bakıp konuşmaya başladı. " Evet Arjin hanım. Karaduman şirketi ortaklık anlaşması için gelecekler." Kafa sallayıp gidebileceğini söyledim.
Karaduman ailesi ha! Yerde ararken dibimizde bitti şerefsiz. Karaduman ailesinin en yaşlı pezevengi en sona bıraktığım avımdı. Namusumun katiliydi...
14 yıl önce yazardan...
Küçük kızın annesi ölmüştü. Ve o gün küçük kız erkenden büyümek zorunda kaldı acılarıyla. Babası artık onu daha çok dövüyordu. Bir zaman sonra babası eve mutlu bir şekilde geldi. Genç kız anlayamadı ama mutlu oldu 'bugün beni dövmez' diye düşündü. Ama nereden bilebilirdi ki babasının onu dövdürmekten beter edeceğini.
Adam genç kızın odasına geldi sakince kapıyı açtı. Kız stresten titrerken babası güler yüzü ile kızına bakıp "hadi gel içeri, biraz sohbet edelim." Genç kız hem şaşkınlık hem de mutlulukla kabul etti. İçeri geçti ve hemen Türk kahvesi yapmaya başladı. Kahveleri alıp salona gittiğinde babasının yanında bir tane daha adam vardı. Genç kız önce anlayamadı arkadaşı sandı kendi kahvesini adama verdi. Adam genç kızı büyük bir istekle süzüyordu.
Genç kız rahatsızca yerine kıpırdanıyordu. "Beyefendi neden öyle bakıyorsunuz?" Diye sordu masumca. Adam samimiyetten uzak bir gülümsemeyle kızı cevapladı. "Çok güzelsin." Kız da ayıp olmasın diye kısa bir tebessümle karşılık verip babasına döndü. "Baba ben odama uyumaya gidebilir miyim?" Babası başıyla onayladı genç kızı. Arjin de hızlıca odasına gitti...
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
1074 Kelime...