Sadece ay ışığının aydınlattığı bir odadaydım, odaya sızan ay ışığının parlattığı ayna kırıklarını görüyordum. Etrafı incelerken odaya birinin girdiğini duydum , sesin geldiği tarafa baktım fakat hiçbir şey göremiyordum oturduğum yerden kalkarak ayna kırıklarının olduğu yere doğru koştum ve büyük bir kırık ayna parçasını elime aldım. Odaya giren her kimse onun yaklaştığını duyuyordum fakat yüzünü göremiyordum. Korkuyordum , neredeydim ,odaya giren kimdi , korkudan elimdeki ayna parçasını iyice sıkmaya başladım ve gözlerimi kattım . Umarım doktorların da dediği gibi delirmiyorumdur . Ben düşüncelerimle boğuşurken ayna parçasını tuttuğum elimin üzerinde bir el hissettim , korkuyla gözlerimi açtığımda onu görmüştüm . Onu görünce bir nebze de olsa rahatlamıştım , dudaklarında ince bir tebessüm oluştu ve daha sonra elimdeki ayna paçasını alıp yere fırlattı, elim kan içindeydi fakat canım yanmıyordu elimi kedine doğru çekti , elimi bir bez parçası ile sardı.
-Acıyor mu, dedi.Bende hayır anlamında başımı salladım. Beni kendine çekerek önce sarıldı , sonra da saçlarımdan öptü;
-Seni çok özledim Lavinia , dedi gözlerime bakarak ve devam etti;
-Gözlerinin maviliği bana huzur veriyor Lavinia, bir tek senin gözlerin bana huzur veriyor ve ben sen olayınca huzur bulamıyorum, dedi gözlerinden yaşlar süzülürken.
-Bende seni özlüyorum fakat olmuyor çünkü her seferinde gidiyorsun bu da benim canımı yakıyor , gitme,dedim. Bir kez daha saçlarımdan öperek geriye doğru adımlar atmaya başladı yine gidiyordu elerliden sıkıca tutmaya çalıştım fakat olmadı tutamadım. Yavaşça yere çöktüm çünkü artık ayakta duracak gücüm kalmamıştı. Göz yaşlarım yerdeki kırık ayna parçalarına çarpıyordu, kırık ayna parçalarında kendimi görüyordum gerçekten de paramparçaydım...