İçeriğe geç

Ay Sarı İse

Bölüm 2 · 4 dk okuma

Ay Sarı İse

Bölüm 2

DENİZ FENERİ

Gözlerimi ufuk çizgisinde,Güneşe bakıyordu.Birazdan batacaktı Güneş.Çok yakında her yer siyah olacaktı.Ben burada deniz fenerinin yanında oturuyor,derin düşünceler içinde kalıyordum.

Sadece ben yoktum.Benim gibi kolları ve bacakları olan insanlar da hakimdi burada.Birtakım grup gülüşünden yalnız olanlarsa aktivite yapıyordu.

Benim aktivitemse buydu işte:Deniz feneriyle kalmak

Genellikle buralarda olurdum.Hep Güneşin bitişini seyrederdim.Bunu yapmak bana keyif veriyordu.Çok seviyordum da.Keşke sık sık yapabilsem...Saçlarım yelin eşliğinde hareketleniyordu.Yüzüm ferahlıyordu her zaman.

Her insan ister saçlarının dalgalanmasını.Bu anlam özgürlük demekti ama zıttıysa umutsuzluktu.Benim de saçlarım uçmuyordu.Ta ki özgür olup uçana dek.

"Umarım herkes benim gibi uçar,"diyordum buradayken.

Şimdi kuşları düşünmeye başlamıştım.Nasıl uçuyorlardı öyle?Çok ilginçti.Acaba nasıl dengede tutuyorlardı.Sonuçta yavru kuşlar hemen uçamazlardı kanatları olmasına rağmen.

Bir kuş gördüm uzakta.Toy bir kuştu.Sanırım martıydı.Yalnız uçuyordu semada.Fakat sanki yalnız değilmiş gibi uçuyordu.

Bazıları da böyleydi.Yalnız kalmaktan hoşlanırlardı ki bu çok güzel bir şeydi ancak bir de yalnız hisseden vardı.Onlar hiç iyi değildi.

Çünkü onlar ölümden korkmuyordu yaşamaktan korktuğu için.O tipe sahip olanlar böyleydi.

Kusun gidişini izledim.Gözden kaybolunca saatin geç olduğunu fark ettim.Artık gitme zamanıydı.Yavaş yavaş buradan gitme vaktiydi.

Ayağa kalktım.Üzerimi düzelttim.Karşıdaki insanlara baka baka ilerledim.Hava yakında kararacaktı.Herhalde yedi sularıydı.

İstanbul'daki sahillerden birinde ilerlemeye devam ettim.Yanı başımda olan insanların seslerini işittim.Hepsi farklı şey söylüyordu.

İlerleye ilerleye yürüdüm.Gözlerim başım hep dikti.Nereye gideceğimi de bilmiyordum.Evim vardı ama illa ki akşamları eve gitmek mi zorundaydım.Elbette hayır.Deniz fenerinin oradan gitsem bile bazen rastgele yürürdüm.Hiç umurumda olmazdı kötü olaylar.Dümdüz ilerlerdim işte.

Öyle de yapıyordum şu an.

Acaba rastgele gideceğim yer neresiydi.

Bunu merak ettiğim için adımlarımı hızlandırdım.Çıkmaz sokağa kadar ilerlemek istedim.

Geçtiğim sokak sayısı iki,gördüğüm ev sayısı yirmi,gördüğüm insan sayısı ise elliydi.Sık sık olmasa bile bazen analiz ederdim.Bu durum hoşuma gidiyordu.

Böylece çıkmaz sokağa kadar ilerledim.Gece olması mesele değildi benim için...

Zaman hızlı geçmişti bana göre.Gece olmuştu.Bense hâlen yürüyordum.Henüz çıkmaz sokağa ulaşamamıştım.Umarım ulaşırdım.

Şu ana kadar gördüğüm sokak sayısı yükselmişti.Halbuki insan sayısı az yükselmişti zira burası insanların gezebileceği bir yer değildi.Neredeydim acaba?Sanmam ki burada çıkmaz sokağa yoktu.Epey süre bir cadde vardı.

"Acaba neredeyim,"diye düşündüm içimden."Hiç insan yok."

Haklıydım.Sahinden de hiç insan yoktu.Vardı ama az vardı ancak onların hepsi kayboluyordu.

Yavaş olsa bile durmadım asla.Hiç durmadan adımlarım devam etti.Ayrıca burada köpekler çoktu niye ise.Sanki köydeydim.

Yine de durmadım.Önemsemeyerek caddeden geçmeyi sürdürdüm.

Vaktimin azı geçti.Benim gevtigim yerde hiçbir değişiklik yoktu.Yine hiç olacak kadar insan vardı.

"Yine az insan."Zihnimde geçen cümle buydu.

Köpeklerin sesi azalmıştır neyse ki.Bu iyi bir haberdi.Yoksa av olacaktım.

Ama şimdiyse cırcır böceklerin sesi ortaya çıktı.Grupça seslerini çıkartıyorlardı.

"Noluyor ya?"dedim ama eteklerim hemen tutuşmadı.Zihnimden kovdum hemen.

Burası gerçekten de garip bir yerdi...Bundan herkes emin olabilirdi.

Yoldan kaldırıma doğru geçtim ve oradan ayrıldım.

Saat herhalde gece yarısıydı.Bende nedense hâlen buradaydım.Acaba bir yerde dursa mıydım?

Bencede durmalıydım çünkü çok soğuk olmaya başladı.Ürperiyordum resmen.Hemen bir bank bulmalıydım.

Bank bulmak istedikten sonra tam altı dakika geçti.Sonunsa bir uzakta bulabilmjştim.Ormanlık alandaydı bank.

Hemen oturup ısınma hareketi yaptım.Isındığımda ohladım ve öylesine durdum.Düşüncesizdim.

Halbuki şimdi şu sual geçti aklımdan:Acaba sıradaki vaka ne olacak?

Oturduğum yerden yine köpeklerin sesi gelmeye başladı.Sanki kavga ediyorlardı.

Bu durumda benim cevabım,"Kahretsin,"oldu."Hay aksi!"

Ayaklarımı hızlıca çırptım ve insanların gelmesini bekledim.Ancak gelmedi.Hiç kimse gelmedi.

Bu durumda derin bir nefes verdim.

Derken bir vaka gerçekleşti.Ben öylece otururken bir ses duydum.Sonra da endişlenmedim.Ardından tekrar ses geldiğinde yavaş yavaş yana baktım.Gözlerim irice açıldı yan bakınca.Çünkü yanımda duran bir yılandı.Simsiyah bir yılan.

Acaba zehirli miydi?

Bu düşünceyi düşünerek sırf zehirlemesin diye kaçmak yerine yavaşça geriye çekildim.Umarım saldırmazdı.

Zehirli olduğunu düşündüğüm yılan tıslayarak sürundü ama saldırmak gibi bir niyeti yoktu herhalde.Bunu hareketinden anlayıvermiştim.Acaba yılan niye buradaydı?

Yaklaşık birkaç saniye sonra yılan öylece durduğunda hemen kaçtım ürpererek.Oradan acilen ayrıldım.Sokaklardan geçmeye devam ettim her zamanki gibi.Delicesine koşuyordum.Tam o esnada biriyle çarpıştım.Bu çarpışma sert bir çarpışmaydı.

"Siktir."Çarpışmadan sonra dedigim tek şey bu oldu.Çarptığım kişiye yandan baktım

Arkamdaki kişi bir anda arabaya binip kaçtı.Arabaya binmeden önce yılan gibi simsiyah bir şey giyinmişti.Eşofmanı da öyleydi.Kafasını örtmüştü.

"Hey,"desem bile hemen gitti.Yine yalnızdım.

Keşke deniz fenerine gidebilseydim.Münkün değildi zaten.Zira bu yerde kaybolmuştum.

"Keşke gelmeseydim buraya,"dedim son kez.

Sonra gözlerim bir dükkanı buldu zaman biraz geçtikten sonra.Bu dükkan açıktı galiba.Işık dükkanda beliriyordu.

"İçeri girsem mi acaba?"diyerek düşündüm.Eğer girersem ayıp olabilirdi ama giremesem de bambaşka bir yola girebilirdim.

En iyisi oraya girmekti.Bundan emindim.

Normal bir adımla girdim.Kapının önündeydim.Kapıyı açmaya çalışıyordum.

"Umarım ki açılır,"derken nihayet açtığımda etrafa baktım.

Etrafta kimsecikler yoktu.Işık vardı yalnızca.

"Hay aksi.Burada da insan yok herhalde."

Niçin bu yerde kimsecikler yoktu?Anlam veremiyordum.Aklım karışmıştı...

Ortamın içine girdim.Gözlerim istemsizce bir şey aradığı sırada yani başımda bir koltuk vardı.Yılan gibi simsiyah bir koltuktu.

Hemen oturup etrafı inceledim.

Etrafta çok sayıda çerçeve vardı.Çerçevenin içinde insanlar vardı.Kim takmışsa akrabaları ya da dostları olmalıydı.

Ayrıca bir oda da vardı.Odanın ışığı yoktu.İçerisi derin bir ıssızlıktı.

"Kimse var mı acaba?"Ses gelmedi.

"Kimsecikler var mı?"Yine gelmedi.

Ardından garip sesler çıkartmama karşın yine gelmedi.Sanırım burada kimsecikler yoktu.

"Galiba burada kimse yok,"diyerek ayağa kalktım."En iyisi buradan gitmek olacak."

Ayağa kalktığımda dümdüz kapının oraya gidip tam kapıyı açakakken bir ses duydum.Bu bir..İnsan sesiydi..

"Kimsin?"Şu zamana kadar duyduğum tek insan sesiydi.

O sesi duyunca olduğum yerde kaskatı kesildim.Kahretsin!Bana zarar verecek miydi.

Aradan birkaç saniye geçtiğinde karalaşan semaya baktım.Orada ay vardı.Ay sarı olmuştu.

Bense burada kalakalmıştım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.