İçeriğe geç

Ay Parça'm | Yarı Texting

Bölüm 8 · 4 dk okuma

Ay Parça'm | Yarı Texting

Bölüm 8

0.8

Yıl 2014 olayların olduğu gün ve saat. -> Sahil kenarı..

Mehir'den Anlatım.

Bankta oturmuş gelmesini bekliyordum. Sakince denizi izliyordum. Ellerim cebimde, Eylül ayının soğuğundaydık. Sweet'in cebine ellerimi soktuğumda içinde bir fotoğraf olduğunu hissettim. Durgundum. Dünden beri normal uyuyamamıştım.

Cebimde olan fotoğrafı çıkarttığımda bizim bir çay bahçesinde yan yana, el ele gülerek bir fotoğrafımızdı bu. Onun gözleri ışıl ışıl gözlerime bakarken parlıyordu. Benim gözlerim büyülenmiş gibi gülüşüne bakıyordu. Yanağının kenarında duran gamzesine baktım.

Yanımda hissettiğim hareketlenmeyle kafamı resimden kaldırıp yanıma oturan Miran'a baktım. Derin nefes verdim. Elleri cebinde bana değil, denize bakıyordu. Bir kaç dakika sonra sessizliği dayanamayıp ben bozdum. "Konuşmayacak mısın?"diye buruk bir ses tonuyla konuştum.

Kafasını salladı. "Mehir,"dediğinde sesinde anlamadığım bir sıkıntı vardı. Derin nefes verdi ve konuşmaya devam etti. "Ayrılmak istiyorum."dediğinde yüzüme değil yere bakıyordu. Kalbimin bağları sanki bir anlık biri tarafından kesilmiş ve ele alınıp sıkılmış gibi hissetmiştim. Sanki kalbe bağlı olan damarlarım biri tarafından sımsıkı tutulup çekiliyordu. Anlık nefesim kesilmiş gibi hissettim. Ayağa kalktığımda kafasını kaldırıp bana baktı.

"Sana hiç birşey demeyeceğim. Sadece nedenini söyle. Nedenini bilirsem Allah şahidim olsun bir kez bile durmam burada. Bir kez bile karşı durmam sana. Karışmam da sana Miran. Dönüpte sana birşey dersem, Karadeniz'in derin sularına gömsünler beni!" Sertçe yutkunması bakmadan bile sesinden belliydi. Kafasını kaldırıp tam karşımda acımadan tam gözlerimin içine doğru baktı. Bir kez bile olsun gözlerini kırpmadan baktı hemde.

"Sevmiyorum ben seni Mehir. Partiye geldiğiniz günden sonra aslında senden değil de ablandan hoşlandığımı, ablana aşık olduğumu anlamıştım. Ama içten içe şüphe duyuyordum kendime. Bu gün daha emin oldum. Seni sevmediğimi - "dediğinde kelimesini yarıda koyan benim yüzüne sertçe çarpan tokadımdı. Beni kullanmıştı. Beni parmağında oynatmış bir çöp gibi, bir hiçmişim gibi fırlatım atmıştı. "Beni kullandın!"dedim ve konuşmasına izin vermeden devam ettim.

"Eğer bir gün! Bir gün olurda, bir gün tekrardan yüz yüze gelirsek ne senden bana, nede benden sana bundan sonra yar olur. Ben Karadenizliyim! Şu an elimde silah olsaydı sonun mezar olurdu Alphan!"

"Mehir,"dediğinde bir adım attı bana doğru ama ben geri adım atmadan elimi kaldırdım havaya. "Lüzum yok. Şimdi ben siktir olup gideceğim bu ülkeden! Bir gün geri geldiğimde seni öldürmezsem bil ki ya seni unutmuşum, yada birini bulup çoktan sevmişim. Şimdi git o çok sevdiğin ablamla(!) gönül eğlendir."dediğimde arkamı dönüp gidecektim ki aklıma gelen şeyle geri dönüp yanına gittiğimde korkuyla baktı bana.

Parmağımda olan tek taş yüzüğü çıkardım. Cebimde duran ikimizin fotoğrafını da çıkartıp yüzüne baktım. "Bu yüzüğü benden sonra kime takarsan ahım onuda, senide bulsun. Benden sonra bu yüzüğü atarsan ve ya bir kadına takarsan cenazesine katılmak nasibin olsun. Taktığın günün sabahına bedeni mosmor olup, sabahına cenazesine katılırsın!"dedim ve yüzüğü de, fotoğrafı da tuttuğum elinin içine sertçe bırakıp arkama bile bakmadan koşarak yanından uzaklaştım.

Çok garip geliyordu. Ağlamam gerekti şu an. Fakat gözümden bir damla bile olsun akmıyordu. Ağlayamıyordum...

Eve vardığımda kapını kırar gibi çaldığımda ablamın, "Noluyor be?! Bu kim alacaklı gibi çalıyor?!"diye bağıran sesini duyduğumda kapı o an açılmıştı. Öfkeme yenik düşüp sinirle omuzlarından ittirdim. "Delirdin mi ablacım?"dediğinde sinirden güldüm. "Delirdim evet!"

"Utanmıyor musun ya?! Utanmıyor musun benim sevdiğime göz dikmeye? Benim sevgilim benden ayrıldı!"diye bağırdım ve bir kez daha ittim. "Miran mı ayrıldı? Gel konuşalım ya noldu?"dediğinde bir kez daha ittirdim. "Senden nefret ediyorum! Bir kez olsun ya! Bir kez seni değil beni sevsin herkes! Yeter artık."dedim ve tüm gücümle ittiğimde öyle sert itmiştim ki arkasında duran duvara sırtı sertçe çarpıp düşeceği an kafasını masanın sivri kısmına çarpmıştı. Yere düşüp bayıldığında şaşkınlıkla baktım.

"A-abla?"diye kekeleyerek çıktı sesim. Birden bire saçlarından omzuna doğru akan kanı gördüğümde işler değişmişti işte. Ben kandan korkardım hep. Ablam kanlar içinde yerde yatıyordu.

Akıl edip telefounumu elime aldığımda Defne ablaya hemen bize gelmesini istemiştim. Ve birde ambulansı arayıp yeri bildirmiştim.

Korktuğumdan ablama bile yaklaşamamıştım. Hızla odama geçip cüzdanımı ve bir kaç eşyamı alıp evden ayrılmıştım.

Ben öz ablamı ölüme terk edip gitmiştim. Ben canımdan çok sevdiğim ablamı arkamda bırakmıştım. Resmen ölümüne terk edip kaçmıştım...

Ben o gün ablamın olmasam bile katiliydim. Yaşamasına rağmen onu ölüme terk etmiş katiliydim.

Ben zavallının tekiydim. Kullanılmış, sevilmemiş, umursanılmamış, önemsenilmemiş, bir çöp muamelesi yapılan zavallının tekiydim.

Ben Mehir'dim. Bir hiç olan Mehir'dim.

Gerçekten kül parçalarına ayrılan Mehir'dim. Varoluşu bir hiç olan Mehir'dim hemde.

Korkağın tekiydim ben.

Varlığı hiç kimsenin umurunda olmayan gerizekalının tekiydim ben.

Kim sevmişti ki beni, oda sevsin...

Beni kimse sevmemişti ki oda sevsin... Benim hiç kimse sevmedi. Belki de bu yüzdendir ondaki ısrarım. Ona olan talebim, ona olan isteğim bundandır belki de...

__________

İyi Okumalar Dilerim Hepinize.

Umarım beğenirsiniz bölümü.

🖤'e basmayı ve yorum da yapmayı unutmayın.

Sizce neler olacak? Firdevs tabiki de sağ Cennet Bahçe'mden biliyorsunuz zaten. Ama bundan sonra neler olur peki? Mehir gitti...

Dönecek. Bir 9-10 yıl sonra dönecek. Miran ve Firdevs karşı karşıya gelecek mi? Gelseler eğer neler olacak?

Gelecek bölüm görüşürüz.

🖤 🖤 🖤

Bölüm sonu

1 yorum

  • Ablasına bir şey olmamasına sevindim suçsuz o çünkü çok belli (umarım yanılmıyorumdur :) )

    1Yanıt