Yıl 2014 doğum günü gecesi.
Miran: Konum.
Miran: Evin konumunu attım. Gelince haber edersin bana.
Mehir: Tamam. Yarım saate orda oluruz.
Miran: Oluruz? Kimle geliyorsun?
Mehir: Ablam, arkadaşı Defne abla ve ben. Gelmeyelim mi?
Miran: Ha yok öyle demedim. Gelin tabiki de bekliyorum.
Mehir: Kalabalık mı orası???
Miran: Eh işte arkadaşlarım, birde annem ve iki teyzem başka yok.
Miran: Merak etmeyin. Sıkılmazsınız. Ha bu arada iki tür içecek var. Alkonlu ve alkolsuz. Zaten gelinde konuşuruz.
Mehir: Tamam yoldayız biz zaten.
Miran: Bekliyorum Ay Parçası. 🙂
Mehir: Tamam. Bu arada elbise giydik yani. Uygun mu? Ortam için yani?
Mehir: Uygun mu? Yoksa değil mi? Aslında ablam pantolondan yanaydı ama ne bileyim. Sonuçta senin doğum günün yılda bir kez oluyor.
Miran: Sorun yok güzelim. İstediğiniz gibi giyinin. Size laf diyen olmaz zaten. Diyemezlerde. Benim misafirimsiniz siz. Kafanıza göre takılın. :)
Mehir: Tamamm. Görüşürüz.
Miran: Görüşürüz Ay Parçası.
Mehir: Görüşürüz İyi İnsan. 🥰
Miran: İyi insan mı? 🙂
Mehir: Evet, hoşlanmıyorsan demeyeyim. Rahatsız mı oldun?
Miran: Yok. Ne tür istersen seslene bilirsin Ay Parçası. Hiç bir sorun yok. 🙂
Mehir: Tamam. Sandım ki sorun oldu. İsminin anlamı İyi İnsan demek ya o yüzden dedim.
Miran: Sıkıntı yok. Bekliyorum sizi ben. 🙂
Mehir: Tamam. 🥰 🥰
Mehir'den Anlatım.
"Ablacım sen hiç tanımadığın birinin evine bizi de kendinle birlikte niye götürüyorsun?"diye ablamın sinirli sesi bana ulaştı. "Ya ablacım tanıyorum diyorum çocuğu. Çok iyi birisi zaten. Tanıyınca sende seveceksin. Eminim diyorum."dediğimde ofladı ablam. "Ya kızım belki doğru söylüyor. Gitmesene kızın üstüne. Tanışalım bakalım bir. Sakin ol Firdevs ya."diyen Defne ablamın yanaklarından sulu sulu öptüm. "Hay bin yaşa ablam ya."
Bir kaç dakika sonra büyük bir site evinin önüne vardığımızda arabadan inip yan yana dış kapının önünde durmuştuk. Zili bastığımda hemen dış kapı açıldı ve evin bahçesine ulaşıp kapını çaldım. Kapı hızla açıldığında karşımda genç bir adam duruyordu. Bu galiba oydu değil mi? Çok yakışıklıymış ya.
"Merhaba hanımlar."diyen sesinden onun olduğunu anladım. "Merhaba."dediğimde yüzünde olan gülümseme genişledi. "Hoş geldiniz. Mehir, Firdevs ve Defne. Doğru mu?"dediğinde kafamı salladım. "Doğru."diye güldüm. Kenara çekildiğinde sırasıyla ben, ablam ve Defne abla birlikte içeri girdiğimizde, "Herkes bahçede. Bahçeye geçelim."dediğinde eliyle ilk bizim geçmemiz için yol verdiğinde bizim ardımızdan kendi de geldiğinde Miran annesine ve teyzelerine seslendi.
"Anne. Gel bak seni kimle tanıştıracağım."dediğinde üç kadın hızla yanımıza geldi. "Bu Mehir."dediğinde elini belime değdirmeyecek şekilde koyduğunda gülümsedim ve elimi uzattım. "Memnun oldum efendim."dediğimde kadın benim yüzüme bakıp biraz durduktan sonra yüzüne gülümseme yayıldı. Ama bu gümüseme sanki zorlaydı.
"Memnun oldum. Banu ben. Miran'ın annesiyim. Bunlarda kız kardeşlerim. Füsun ve İdil."diye elimi tuttuğunda konuştu. Kafamı salladım. Ablamın karşısında durduğunda Banu hanımın gözleri adeta bir yıldız gibi parlamaya başladı. "Ben Mehir'in ablasıyım. Firdevs. Memnun oldum."dediğinde ablamın elini hızla tutup sıktığında kafasını salladı. "Bende memnun oldum kızım."dedi ve Defne ablayla da tanıştığında Miran bizi bir masanın etrafına topladığında kendisi annesinin çağırmasıyla ayrılmıştı yanımızdan.
Etrafta gözüm Miran'ı aradığında havuzun kenarında annesiyle kavga eder gibi bir şeyler konuşuyordu. Kaşlarım çatıldığında farklı konudan konuşuyorlar diyip geçiştirdim.
"Ablacım ne zaman gideceğiz?"diye sordu ablam. "Ya abla daha yeni geldik. Başlamayalım yine nolur ya."diye yalvardım resmen. Miran annesinin yanından ayrılıp yanımıza geldiğinde yüzüme gülümseme yayıldı. "Birşey olmadı değil mi?"diye sorduğumda sesi sıcak çıkmaya çalışır gibiydi. "Yok birşey Mehir. Merak etme."dediğinde 'Tamam' der gibi kafamı salladım.
Miran'ın doğum günü pasta kesimine geldiğinde neredeyse sona doğru yaklaşmıştık. Miran pastanın önüne geldiğinde, herkes etrafına sıralanmıştı. Hepimiz alkışladığımızda, Miran'ın bakışları mumları üflemeden hemen önce saniyelik bana dönmüştü. Yanaklarım ısınmaya başladığında etraftan uğultu sesi duyduğumuzda bakışlarını hızla benden çekip koca pastanın mumlarını üfledi.
Bu günde böyle bitmişti. Pasta benimle birlikte kesilmiş ve benim çatala bandırıp Miran'ın ağzına yaklaştırmamla neredeyse herşey sonlanmış gibiydi. Herkes yavaş yavaş evden ayrıldığında Miran izin vermemiş ve bizi bizzat kendisi eve bırakmıştı.
Ben Mehir'dim. Miran'ın o gün annesiyle konuştuğu, bana baktığı ve annesi Banu hanımın bana değilde ablama öyle bakmasının sebebini ben sonradan anlamıştım.
Ben Mehir'dim. Ay Parçasından Kül Parçasına çevrilen Mehir'dim.
Belki de hiç bir zaman affetmeyecektim onu ama beni kül parçaları gibi küçük parçalara ayırması yok etmesiyle eş değerdi.
Fakat ben onu herkesten ve kendimden bile çok sevmiştim. Ama meğersem o beni hiç sevmemişti...
Meğersem kullanılmışım....
____________
iyi okumalar dilerim hepinize.
Umarım beğenirsiniz bölümü.
Siz ne düşünüyorsunuz bölüm hakkında? Sizce Banu hanım ve Miran ne konuşmuştu? Başlayalım mı artık? Olaylara yavaş yavaş girişmek istiyorum. Can yakmak, can almak, kahr azabı çektirmek ve köpek gibi pişman ettirmek o kadar çok istiyorum ki şu an anlatamam.
Gelecek bölüm yazabilirsem geceyarısı gelir. Olmazsa sabah gelir. Malum özel derslerim de başlıyor o yüzden zorlanıyorum. Ders çalışıyorum. Ama bu bölüm yazmama engel değil.
Cennet bahçemin finaline de neredeyse yaklaştık. Bir Eylülde finale hazır mıyız? Bu kitab galiba yarım kalacak. Çünkü ben haftada bir anca girerim çizgiye artık. Bakalım neler olacak.
Yorumlarınızı bekliyorum bölüm hakkında.
Gelecek bölüm görüşürüz.
