İçeriğe geç

Ay Parça'm | Yarı Texting

Bölüm 25 · 9 dk okuma

Ay Parça'm | Yarı Texting

Bölüm 25

2.4

Finale son 6 bölüm!!

Mehir'den.

" Babam! " diye bağırınca gözlerinden çıkan alevi çok iyi görüyordum. Çok sinirliydi. " Miran, " dedim sesimi ince çıkarmaya çalışarak. Adımları durdu ve omzunun üzerinden bana baktı.

" Beni yalnız mı bırakacaksın? Tek başıma... " tepki vermedi. Başını aşağı salıp derin nefes verdi. Yanıt vermedi. Belki de veremiyordu.

Bedenini döndürüp bana baktı. Cevap vermedi. " Bunu ben tek başıma yapmadım, Miran. Beni yalnız bırakamazsın. Çekip öylece gidemezsin. " dediğimde bana değil karnıma baktı sıkıntıyla.

" Aldırmayacağımı biliyorsun, öyle bakma. Yapamam. Bizden olan bir cana kıyamam. O bizim çocuğumuz, bebeğimiz Miran. " dedim sadece yüzüne bakarak.

" Mehir, yavrum... " dedi yanıma yaklaşıp ellerimi tutarak. " Biliyorsun, demin de söyledim baba olmak benim en büyük hayalim. Ben bu hayali yaşayacağım için mutluyum. Fakat... " Sıkıntıyla başını eğdi.

" Fakat korkuyorsun. Tekrar kaybetmekten, bu sevincin elinden alınmasından, beni, onu, bizi senden almalarından ölesiye korkuyorsun. " dediğimde kafasını salladı onaylayarak.

" Korkuyorum, Ay parça'm. Hem doktor da düşük riski var dedi. Ya herkesten önce o giderse? O zaman ne olacak? " dedi sıkıntısını belli ederek. " Denemiş oluruz, sevgilim. Yapmadık demeyiz. Yaptık olmadı deriz. Hayat dersi olur için. Ki bence denemekten bir zarar gelmez." derdine ortak oldum.

Canını sıkmaması için yardım ettim ona. Babası ne kadar kalleş bir insan olsa bile o öyle biri değildi sonuçta.

Sıkıntıyla ofladı. " Tamam, sen dediğin gibi olsun. Ama ben bunu ödetmeden durulmam." dediğinde gözlerimi devirdim. " Neyin derdini, yasasını çekiyoruz ve ya yaşıyoruz hala anlamış değilim doğrusu, Miran. Bir rahat dur Allah aşkına ya nolur! " dediğimde kafasını iki yana sallayıp güldü.

" Of, Mehir of. " dedi ve kabullendi. " Babanı rahat bırak tamam mı? " Onaylamadı. Tepki de vermedi. Tek kaşım havalandığında, "Cevap vermek ve konuşmak istemiyorum. O adam yaptıkların bedelini, ve bu yaptığını hangi maksatla yaptığının hesabını verecek, Mehir. " Daha da konuşmadı bu konu hakkında.

Allahım sen akıl fikir ver birazcık bile olsa kabulüm. Bıktım yeminle bıktım artık.

" Akıllan diyecem, akıl yok sende. Biraz adam ol diyecem, çirkeflik yapacaksın. Nasıl baş edeyim seninle ben? Hele bir baban gibi çirkef, ketum ol bak gör o zaman napıyorum sana. " dedim işaret parmağımı karnıma dokundurup gülerek.

Miran durup bana baktı öylece. Durgun, sakin bir tavırla hafif buruk gülümsedi. " Neyim varmış benim, Allah Allah? " diye tavır yaptı Miran. " Neyin mi var? " dedim kaşlarımı yukarı şaşırır gibi yaparak.

" Kız ve ya erkek fark etmez, sana benzemesin. Bana benzesin. " dedi Miran. Kaşlarımı çatıp ona baktım. " Nedenmiş o? Tabii bende isterim ama bana da benzesin. Kıskançlık yapma. " Güldü.

" Sana benzemesini istemiyorum. Çünkü senin eşin benzerin yok. Senden bir tane olsun istiyorum. Bir tane daha senden olsun istemiyorum. Bir tek sen ol, benim için ol, bana ol yeter bana. Çocuk bana benzese de olur. Sana benzemesin. " Güldüm utanarak.

" Umarım bir kızımız olur ve bana benzer benle uğraştığın gibi onunla da uğraşmak zorunda kalırsın. Amin inşallah!! " dedim dualar ederek. Güldü. Gamzesini görünce içim gidiyordu.

Çok güzel gülüyordu. Gözlerim gamzesine takılınca dudaklarımı gamzesine dokundurtdum. Öyle güzeldi işte. Öyle ölünürdü işte o gamze için.

" Hamileliğin riskli olmasaydın görürdün, ama neyse. " Çapkınlığı üzerinde göz kırptı. Kıkırdadım. " Hiç bir şey yapamazsın ki, " dedim gülerek ve onu kışkırtarak.

Kaşlarını kaldırdı. " Sen öyle san. " dedi ve dudaklarını dudaklarıma bastırdı uzunca. Geri çekilince kafam ona doğru eğildi. Güldü sinsice.

" Pisliksin, Miran. "

Güldü. " Bir tek sana yavrum. "

Ayağa kalktı ve odadan çıkmadan önce, " Uslu bir kız ol. Birazdan dönerim. " dedi ve odadan çıkıp kapını kapattı. Kendi kendime gülerek başımı yastığa koyup uzandım.

Elim karnımda dolaştı uzun bir süre. " O da senin baban bebeğim. Biraz çetin adamdır ama sevdiklerini öyle bir korur ki herkes imrenir. "

Başımı yastığa biraz daha gömüp derin bir nefes aldım. Odanın içinde hâlâ Miran'ın kokusu vardı. Gülümsedim istemsizce. Ne kadar sert görünmeye çalışırsa çalışsın, bana bakarken gözlerinin içi yumuşuyordu. Belki herkese karşı acımasızdı ama bana karşı hep başka bir Miran vardı.

Elimi karnımın üzerinde gezdirdim.

" Sen de hissediyorsun değil mi? " diye fısıldadım. " Baban biraz aksi, biraz inatçı, Ama sevgisini kelimelerle göstermeyi pek beceremez. "

Karnımı hafifçe okşarken dudaklarımda huzurlu bir tebessüm vardı.

" Bazen bana kızar, bazen beni delirtir. Sonra tek bir bakışıyla bütün öfkemi unutturur. İşte sen de böyle bir adamın evladı olacaksın. Emin ol ondan iyi bir baba bulamazsın bu hayatta. "

Gözlerimi tavana diktim. İçimde garip ama güzel bir heyecan dolaşıyordu. Anne olmak... Bu kelimeyi düşündükçe bile kalbim hızlanıyordu. Korkularım vardı elbette. Doktorun söyledikleri aklımdan hiç çıkmıyordu. Dikkat etmem gerekiyordu. Sadece kendim için değil, artık ikimiz için, üçümüz için...

Tam o sırada dışarıdan Miran'ın tok sesi duyuldu. Birilerine talimat veriyor, korumalara bir şeyler söylüyordu. İçim yine huzurla doldu.

Ne olursa olsun...

O hep kapımın önünde olacaktı.

Ve ben, bunun verdiği güvenle gözlerimi kapattım. Belki birkaç dakika dinlenirdim. Miran döndüğünde yine o alaycı gülümsemesiyle bana takılacak, ben de söyleniyormuş gibi yapıp sonunda yine gülmeye başlayacaktım.

Galiba bizim mutluluğumuz tam da buydu.

Birbirimizi hiç rahat bırakmadan, ama birbirimizden de asla vazgeçmeden yaşamak, her ne olursa olsun hayatımız için savaşarak yaşamak.

Kapının kapanmasının üzerinden çok geçmemişti ki gözlerim ağırlaşmaya başladı. Miran'ın varlığı, o odadan çıksa bile üzerimde kalıyordu. İnsan sevdiği kişinin kokusuyla bile kendini güvende hissedermiş, doğruymuş.

Tam uykuya dalacakken kapının ardından boğuk sesler geldi.

İlk başta önemsemedim. Bu evde Miran'ın adamları hiç eksik olmazdı. Sürekli birileri gelir, birileri giderdi. Fakat birkaç saniye sonra Miran'ın sertleşen sesi duyulunca kaşlarım istemsizce çatıldı.

Ne olmuştu yine?

Yavaşça doğrulmaya çalıştım ama doktorun sözleri aklıma gelince vazgeçtim. Bir elimle karnımı tutup derin bir nefes aldım.

" Merak yok Mehir. " diye kendi kendime fısıldadım. " Senin işin artık sakin kalmak. "

Bunu söylemek kolaydı.

Miran'ın sesini her yükselttiğinde içimde tarif edemediğim bir huzursuzluk oluşuyordu. Çünkü onu tanıyordum. O ses tonuyla konuşuyorsa ya biri büyük bir hata yapmıştı ya da tehlikeli bir haber gelmişti.

Dakikalar geçmek bilmedi.

Derken kapı yeniden açıldı.

Başımı çevirdiğimde Miran içeri girdi. Az önceki muzip adam gitmiş, yerine yüzü ciddi, çenesi kasılmış bir Miran gelmişti.

Beni görünce ifadesi bir anda yumuşadı.

" Niye kalktın? " diye sordu hemen yanıma gelirken.

" Daha doğrusu niye doğruldun? " diye düzeltti cümlesini. " Sana dinlen dedim. "

Omuz silktim. " Sesini duydum. "

Gözlerini birkaç saniye benden kaçırdı. " Önemli bir şey değil. " Dudak büktüm. " Sen yalan söylemeyi hiç beceremiyorsun. "

İstemsizce güldü. " Gerçekten büyütülecek bir durum yok. "

Elini uzatıp yanağıma dokundu. Başparmağı tenimde yavaşça dolaştı. " Sen bunları düşünmeyeceksin. "

" Ben düşünmeyeyim diye sen tek başına mı düşüneceksin? "

Derin bir nefes verdi.

" Biri ufak bir hata yaptı. Onunla ilgileniyorum, hepsi bu. " Şüpheyle baktım.

" Kan çıkacak mı? " Sorumu duyunca kahkaha attı. " Yok. "

" Emin misin? "

" Eminim. " Kaşlarımı kaldırdım. " Bak, bana söz ver. " Elini kalbinin üzerine koydu. " Söz. " dediğinde gülümsedim. Çünkü o hep sözünü tutardı. Tutamayacağı sözler vermezdi.

Gözlerinin içine baktım. Bana verdiği sözü tutmak için neleri göze alacağını biliyordum. Belki dünyayı karşısına alırdı ama bana verdiği sözü kolay kolay çiğnemezdi. Parmaklarını tuttum.

" Gel. " Hiç itiraz etmeden yatağın kenarına oturdu. Başımı yavaşça omzuna yasladım. O da saçlarımı öptü. Bir süre hiçbirimiz konuşmadık.

Bazen en güzel cümleler, sessizliğin içinde saklı oluyordu.

Sessizlik ikimize de iyi gelmişti.

Miran'ın göğsüne yaslanmış, düzenli atan kalbini dinliyordum. Parmakları saçlarımın arasında yavaşça dolaşıyor, ara ara alnıma küçük öpücükler konduruyordu.

" Böyle bakma bana. " dedi bir anda. Başımı kaldırıp yüzüne baktım. " Nasıl bakıyorum? "

"Dünyanın en masum insanı gibi." Kıkırdadım.

" Öyle miyim? "

" Hayır. " Kaşlarımı çattım. " Hiç de değil. " dedi gülümseyerek. "İ nsan durup dururken adamı kışkırtır mı? " Dirseğimle hafifçe böğrüne vurdum. " Senin kışkırtılmaya ihtiyacın mı var? "

" Yok. "

" Ee? "

" Sen olunca hiç yok. " Gözlerimi devirsem de gülmemi engelleyemedim. " Ne yapacağım ben seninle? "

" Seveceksin. "

" Bütün ömrüm boyunca mı? "

" Ömrün yettiği kadar değil, " dedi gözlerimin içine bakarak. " İstediğin kadar... " Sözleri kalbimin tam ortasına dokundu.

Usulca elini tuttum. " Romantik olmayı da biliyormuşsun. "

" Arada. " dedi gülerek. " Arada değil, daha sık ol. " Cıkladı. " Şımarırsın. " Güldüm.

" Şimdiden şımarığım. "

" Biliyorum. " Gülüşerek başımı tekrar omzuna yasladım.

Tam o sırada karnımın içinden belli belirsiz bir kıpırtı hissettim. Nefesim tutuldu. Elim bir anda karnıma gitti.

Miran hemen fark etti. " Ne oldu? "

" Bir dakika... " Konuşamadım. Aynı his bir kez daha gelince heyecanla ona baktım. " Miran, "

Yüzündeki ifade değişti. " İyi misin? "

Başımı hızla salladım. " Galiba... " Elini tuttum ve karnımın üzerine koydum. " Bekle. " İkimiz de nefesimizi tutmuş bekliyorduk.

Birkaç saniye geçti.

Sonra...

Minicik bir dokunuş...

Miran'ın eli hafifçe irkildi. Gözleri şaşkınlıkla bana döndü. " Aaa " Şaşırarak baktı bana.

Dudaklarım titreyerek gülümsedim. " Hissettin mi? " Cevap veremedi.

Bir kez daha aynı minicik hareket olunca gözlerini yeniden karnıma çevirdi. İlk defa Miran'ın yüzünde böyle bir ifade görüyordum.

Sertliği yok olmuştu. Yerine hayranlık, şaşkınlık ve tarifsiz bir mutluluk gelmişti.

Yavaşça karnımın üzerine doğru eğildi. Hiç konuşmadan karnıma bir öpücük kondurdu.

" Merhaba, küçük savaşçım. " diye fısıldadı.

" Ben senin babanım. " dedi karnımla oynayarak. Hafif hareketlenme hissettim. Gözlerim doldu.

Miran dudaklarını karnıma bastırdı. " Seni daha görmeden sevdim. " dedi kısık bir sesle. " Canımın canı... Babam seni hep sevecek bebeğim. "

Bir damla yaş yanağımdan süzülürken saçlarını okşamaya başladım.

İşte...

Hayatımın en güzel anlarından biri tam da buydu.

Sana söylemiştim yavrum. Babam seni herkesten, her şeyden çok ama çok sevecek. İster kız, ister erkek ol. Babanın hepimize yetecek kocaman kalbi ve sevgisi var.

Unutma, annem ve babam seni hep bekliyor, hepte beklemede kalacağız. Sen sağlıkla, tam vaktinde ol bizim yanımızda yeter bize. Canımızsın, birtanemizsin...

.......

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

Merhabalarrrrr. Nasılsınız bakayım?

Uzunnbir aradan sonra ben geldim. Dersler bitti, inşallah Eylül ayından üniversiteye başlayacağım. Size güzel bir bölümle geldim.

Bildiğiniz üzere finale az kaldı 5 - 6 bölüm anca vardır. Daha bir sürü şey olacak.

Bir tane daha +18 sahne gelir mi bilmiyorum, fakat bunu bir gözden geçiririm. Malum Mehir'in hamileliği riskli. O yüzden şimdilik sakin kalıcağız. Fakat olanlar devam edecek.

Miran babasıyla yüzleşecek. Biliyorsunuz geçmişi çok ağır Miran'ın. Bölümleri dikkatle okuduysanız anlamış olursunuz. Miran uzun süre sonra yine o evde o anlar gözünün önünden film şeridi gibi geçecek.

Bu durumda Mehir onu yalnız tabii ki bırakmayacak. Teselli olmaya çalışacak. Bence en çok ihtiyacı olan şeyde o.

İyi okumalar dilerim sizlere. 🖤'e bakmayı unutmayın canlarım.

Elimden geldiği kadar sık sık yazıp paylaşacağım. Bu bir ay içinde bu kitabında sonuna geleceğiz canlarım. Üçüncü kitabımızda böylelikle bitmiş olacak.

Başka hikaye yazar mıyım? Bilmiyorum. Şu an elimde Wattpaddan yazdığım taslakta kalam çok hikayem var ekstra olarak yayınladığım da var final yapmışlar. O yüzden kafam karışık.

Umarım beğenirsiniz. Hadi iyi okumalar. Bende gideyim diğer bölümü yazmaya başlayayım.

Görüşmek üzereee.🫠🖤

Bölüm sonu

2 yorum